"Parayı bir amaca ulaşmak için değil, bir anlam yaratmak için kullanın. O zaman gerçek değerini keşfedersiniz." - Dave Ramsey
Yıl 1976 Çin’de bir adam hasta yatağında adı MAO ZEDONG. Çin halk komünist lideri Mao Zedong kültür devrimi ve tarım devriminden sonra Çin’de milyonlarca insanın ölümüne yol açmıştı. Sert bir komünist rejim etkisiyle kırsal kesimden üretim fazlası veriler gelmişti. Toplanan vergiler çiftçileri aç bırakmıştı. Birde üstüne Çin’de serçe kuşlarına yönelik bir katliam yapılmıştı. Katledilen serçelerden sonra müthiş bir haşere istilası başladı ve tarım ürünleri büyük bir zarar gördü. Yaşanan kıtlığın boyutu öyle büyük tiki doğanın hassas dengesiyle oynandığında insanoğlunun başına neler geldiğini doğa bize gösterdi. 1972 ye gelindiğinde artık baş edilemeyen ekonomik sorunlar kültür devriminin de işe yaramaması ve tüm dünya tarafından ekonomik sarılmışlık ve yaşanan iç kargaşalar Mao Zedong için ciddi tehlike çanlarını çaldı. Ve 1972 yılında Mao Zedong Çin’i tüm dünyaya açtı. 1976 yılında Mao’nun ölümünden 2005 yılına kadar Çin Devleti fason üretim eksenli yabancı markaları kendi ülkesine davet etti. Deng Şiaoping ile başlayan yabancı sermaye eksenli ekonomi politikaları ve ucuz iş gücü tüm Çini dünyanın fabrikası haline getirdi.
Nıke Apple samsung ve birçok uluslararası marka Çine ucuz iş gücü ve kolay ulaşılabilen hammadde için akın etti. Özellikle Malezya Endonezya Hindistan ve Güneydoğu Asya ülkelerinden taşınan hammadde Çin’de işlenip tüm dünya pazarına satılıyordu. Lakin yıl 2005’lere geldiğinde işler çok farklı bir hal aldı. Yeterli ucuz iş gücü ve hızlı fason üretimle yeterli büyümeyi sağlayamayan Çin ayakta kalabilmek için kendi öz sermayesi ile kendi markalarını oluşturdu. BYD Chery ,xiaomi, nio ve geely gibi markalar bu dönemde kurulup dünya pazarına açıldılar ve en ünlü Amerikan ve alman markalarını zorlamaya başladılar. Havacılık, robotik, biyoteknoloji, elektrikli araçlar ve yapay zekâ alanlarında sağladıkları gelişmelerle dünyada ABD den sonra en büyük 2. Ekonomik güç oldular. İşte tamda bu noktada 2 kutuplu ekonomik dünya düzeninde Çin ve Amerika arasında sıkışmış bir Türkiye olmaması adına finansal açıdan kendi ülkemizde neler yapmalıyız ona bakacağız.
Ve 1944 yılında II. Dünya Savaşı sırasında ABD'nin küçük bir kasabası olan Bretton Woods'da dünyanın yeni parasal sistemi düzenlendi. Altın dolar endeksine göre tüm dünya bankacılık sistemi dolara göre düzenlendi. Tüm dünya Amerikan Merkez Bankası ve FED ’in etkisine girdi. Dolar altına dönüşebilen tek para birimiydi ve tüm ülkelerin para birimleri dolara endekslenmişti. Amerika 2. Dünya savaşından güçlenerek çıkan tek devletti. İngiltere ekonomisi ciddi bir yara almıştı ve tüm dünya ekonomisine yön verecek güçte değildi. Amerika Japonya’ya atom bombası atıktan sonra Japonya’yı kendi uydu devletine çevirdi. Amerikan ekonomisi ciddi bir üretim fazlası vermişti ve tüketim devletlerine ihtiyacı vardı kendi ekonomisini dengede tutabilmek için. Japonya ve Almanya’yı yeniden inşa etme yoluna gitti.
Bugün Amerikan ekonomisi 31 trilyon dolar değerinde dünyanın en büyük ekonomisi iken Çin ekonomisi 20 trilyon civarında 2. sıradadır. Türkiye 1.5 trilyon dolar ile dünya ekonomisinde 17. Sırada yer almaktadır. Belirli Amerikan veya Çin şirketleri tek başına bu seviyeye ulaşabilmektedir.
Örneğin Amerika’da apple, oracle, alphanet, tesla Çin’de ise alibaba byd xiaomi gibi markalar devasa bir büyüklüğe ulaşmıştır. Yazılım uzay sanayi teknoloji tarım ve enerji sektörlerindeki devasa yatırılar. Ve lojistik olarak tüm dünyayı saran ticaret yollarına yapılan yatırımlar. Her iki ülkeyi de büyütmektedir. Dijital para savaşlarında bu iki ülke diğer tüm dünya ülkelerine kendi ekonomik yükünü yüklemektedir.
Türkiye güçlü bir ekonomik sistem kurmalı. Vergi ekonomisinden üretim ekonomisine geçmelidir. Tarım ve sanayi yatırımları artarken yapay zekâ, elektrikli otonom araçlar, robotik, biyoteknoloji alanlarına da yönelmelidir. ABD ve Çin arasında bir tercih yapmamalı aksine kendi bölgesindeki komşu devletler ile güçlü ticari ilişkiler kurmalıdır. Bu iki dev ekonomi ile yapılan her türlü ekonomik anlaşma Türkiye’nin zararına olacaktır. Kendi komşu ülkeleri ile yapılan ticari ilişkilerde bölgede amiral kaptanı olabilir. Çin in Afrika’da planladığı kuşak yol projelerine benzer alternatif ticaret yolları ile Afrika pazarında ciddi ekonomik ilişkiler kurabilir. Amerika’nın Japonya’da yaptığı gibi Türkiye de Afrika’da ciddi yatırımlar yapabilir.
Sanayisini Afrika ya taşıyıp kendisini de bilim ve teknoloji üssüne çevirebilir.
Türkiye bölgede dinamik genç nüfusu ile her türlü teknolojik alt yapıya sahip projeyi destekleyebilir. Kendi finansal teknolojilerini ne kadar geliştirebilirse gelecekte o kadar karlı çıkacaktır. Amerika ve Çin ekonomileri ile rekabet edebilmek adına her daim gerekli alt yapıları yenilemelidir. Yoksa 2010 yılından sonra Japonya ekonomisine benzer bir kaderi yaşayabilir. Ve finansal küçülmeye gidebilir. Özellikle 2019 pandemiden sonra dünya finans sisteminde ciddi değişikliklere gidildi. Kriptoloji ve blokchain teknolojisi ciddi bir önem kazandı. Türkiye’de bu alanda gerekli yatırımları yapabilir. Tarım teknolojileri alanında Çin ve Amerika ciddi yatırımlar yapmaktadırlar. Türkiye ciddi bir tarım ülkesi olmasına rağmen tarımsal üretimi her sen düşmektedir ve iç ekonomiye yetemez hale gelmektedir. Daha çok tarımsal teknolojilere yatırım yapmalı seracılık ve topraksız tarım gibi alanlara teknolojik desteği sağlamalıdır. Amerikan şirketleri hala Ukrayna’da dünyanın en büyük tarımsal faaliyetlerini yürütmektedirler. Bizde tarımsal faaliyetlerimizin bir kısmını Afrika kıtasına kaydırmalıyız. Türkiye dünya sıralamasında güçlü bir ülke olup İngiltere Fransa İtalya gibi ülkelerinin çokta gerisinde değildir. Sadece ufak dokunuşlarla ciddi bir ilerleme kaydedebilir. Enerji koridorları kuşak yol projeleri ve kendi bölge ülkeleri ile ticari ilişkilerinin atması ve bölgesinde huzurun daimi olarak sağlanmasıyla bölgesel bir güç elde etmesi çok kolay olacaktır. Türkiye tarihi itibariyle Osmanlı imparatorluğunun mirasına sahip olup 25 ten fazla devlet ile derin kültürel bağlara sahiptir. Daha önce birçok yazımda da belirttiğim gibi her daim gelecekten umutlu olmalıyız. Amerikan ve Çin emperyalizmine karşı gelecekte çok daha dikkatli olup kendi bölgesel gücümüzü kurmalıyız.
YUSUF KESKİN
ELEKTRİK ELETRONİK MÜHENDİSİ