İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında geçtiğimiz hafta 3 gazetecinin hayatını kaybetmesi, dünya genelinde basın özgürlüğü ve gazetecilerin güvenliği konusundaki endişeleri yeniden gündeme taşıdı. Çatışma bölgelerinde görev yapan gazetecilerin, yalnızca kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla çalıştıkları halde hedef haline gelmeleri, uluslararası kamuoyunda büyük tepki topluyor.
Hayatını kaybeden gazetecilerin, sivillere yönelik saldırıları ve yaşanan insani krizi belgelemeye çalıştıkları sırada yaşamlarını yitirdiği belirtilirken, bu durum basın mensuplarının savaş ortamında dahi korunması gerektiği gerçeğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Araştırmacı Yazar ve Gazeteci Kerem Engin de konuya ilişkin yaptığı açıklamada, gazetecilere yönelik saldırıların hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini vurguladı. Engin, “Gazeteciler savaşın tarafı değil, gerçeğin tanığıdır. Onların susturulması, gerçeğin susturulmasıdır. Bu tür saldırılar yalnızca bireylere değil, halkın haber alma hakkına yöneliktir” ifadelerini kullandı.
Engin ayrıca tüm gazetecilere çağrıda bulunarak, bu tür olaylara karşı sessiz kalınmaması gerektiğini belirtti. “Bugün Gazze’de yaşananlar karşısında susmak, yarın başka bir yerde yaşanacak benzer acılara zemin hazırlar. Türkiye’deki ve özellikle Ağrı’daki basın mensupları olarak bu konuda farkındalık oluşturmalı, meslektaşlarımıza sahip çıkmalıyız” dedi.
Gazetecilere yönelik saldırıların son bulması için uluslararası kamuoyunun daha güçlü bir duruş sergilemesi gerektiği ifade edilirken, basın özgürlüğünün korunmasının evrensel bir sorumluluk olduğu bir kez daha vurgulanıyor.
(Mahsuni İZCİ)