Adanalı gazeteci Uluğtürkan ‘Ağrı Memleket Gazetesi’ne yazdı

Gazeteci Mehmet Uluğtürkan, Adana’da göreve başlayacak olan Vali Süleyman Elban’a ‘Ağrı Memleket Gazetesi’ aracılığıyla ‘Hoş gelin’ mesajı iletti.

Adanalı gazeteci Uluğtürkan ‘Ağrı Memleket Gazetesi’ne yazdı

Adana’nın mevcut durumunu ve beklentilerini yazan ‘Refleks’ ve ‘5 Ocak’ gazetelerinin yazarı Uluğtürkan, Ağrılılara, “Çalışkan bir valiyi uğurluyor olmanızdan üzüldüğünüzü biliyorum. Ama valinizin Türkiye’nin ‘01’ plakalı, yani bir numaralı şehrine yönetici olmasıyla teselli olun” diye hitabıyla başlayan yazısını yayımlıyoruz.

//////////////////

Adana’yı ben anlatmak istedim

Sayın Valim,

Öğrendim. Ağrılılar gidecek olmanızdan üzgün. Haklılar. Şehrin CEO’su gibi çalışan valiyi kim kaybetse üzülür.

Ama onlara bir teselli veriyorum. Valiniz, Türkiye’nin ‘01’ plakalı, yani bir numaralı şehre vali oluyor.

Sayın Valim,

Geldiğinizde elbette size bürokratlarınız Adana’yla ilgili bilgiler verecektir. Ama ben erken davranarak size verileceklerden farklı, belki de hiç verilmeyecek bilgiler arz etmek istedim.

Örneğin ilk çarpıcı bilgiyi sunayım.

Kurtuluş Savaşı’mızın 19 Mayıs 1919’da Atatürk’ün Samsun’a çıkmasıyla başladığı söylenir ya. Doğru değildir, efendim.

30 Ekim 1918’de Mondros Ateşkes Antlaşması’nı imzalamıştık ya… Mustafa Kemal, görev yaptığı, şimdi Suriye olan toprakları askerleriyle terk etmek zorunda kalmış, Adana’ya gelmişti hani…

İşgal kuvvetlerine Ortadoğu’daki, Balkanlar’daki topraklarımız yetmemiş, gözler Anadolu’ya dikilmişti. İngiliz ve Fransız gemileri İskenderun’dan Anadolu’yu işgale yelteniyordu. Mustafa Kemal, 5 Kasım 1918 günü Adana’dan verdiği emirle işgalcileri İskenderun’da topa tutturdu.

Bir İngiliz gemisi batırıldı. Kimselere duyurulmadı, konu örtbas edildi. İstanbul Hükümeti, Mustafa Kemal’e çok kızdı. İngiliz ve Fransızlardan özür dilendi.

Yani Kurtuluş Savaşı’mızın ilk kıvılcımı, 19 Mayıs 1919’da Samsun’da değil, 5 Kasım 1918’de Adana’da çakıldı. Mustafa Kemal, bir süre Adana’da kaldı. Kurtuluş planlarını Adana’da, Adanalılarla kafa kafaya vererek yaptı.

Vatan kurtulduktan sonra Mustafa Kemal’in şunu söylediğini bilirsiniz: “Bende bu vekayiin ilk hissi teşebbüsü bu memlekette, bu güzel Adana’da doğmuştur.”

Sayın Valim,

Adana, ağırladığı herkese sonsuz fırsatlar sunar.

İmkânlarıyla göz kamaştırır, şükrettirir, vatan sevdirir.

Geleceğiniz şehir, dünyanın en verimli topraklarının bulunduğu şehirdir. Toprağı için, “Baston dikseniz yeşertir” denmesi bundandır. Su kaynağının bolluğu, uygun iklimi ve verimli toprağıyla Adana’nın üzerinde bir şehir henüz yeryüzünde keşfedilmemiştir.

Dünyada tarımsal üretimde Adana’yla rekabet edebilecek, bu şehrin bileğini bükebilecek bir tek şehir yoktur. Ama gelin görün ki Seyhan, Ceyhan, Berdan nehirlerinin boşa aktığı Çukurova’da verimli toprakların hâlâ yarısı suyla tanıştırılabilmiş değildir. Şehir neredeyse kalu beladan beri “Keşke şu sulama sistemi sorunu çözülse” nakaratıyla inlemektedir.

Sayın Valim,

Birkaç gün sonra Adana’daki makamınızda olacaksınız. Sıcağımıza denk gelecek, mahcubuz. Size denize girmenizi önereceğim ama… Deniz suyumuz Antalya’nınkiyle aynı. İki şehri de aynı güneş ışıtıyor. Bizim kum daha yumuşak. Bizdeki koy güzelliği Antalya’nınkine bin basar. Ama maalesef Adana’da size önereceğim, denize gireceğiniz bir tek tesis yok.

Sayın Valim,

Burada her sabah makamınıza giderken paleolitik çağda inşa edilen eserlerin üzerinden geçeceksiniz. Belki 3 bin yıllık tarihin üzerinde dolaşmaya kıyamayacaksınız; ama Allah’tan üzerini betonla, asfaltla kapladık da zarar görmüyor. Hele bir Tepebağ Höyüğü var. Kazılıp ortaya çıkarılsa dünyada gelip görmeyen kalmayacak; ama Göbeklitepe’nin namına şimdilik zeval gelsin istemiyoruz. “Tarımın, sanayinin nimetlerini yedik bitirdik de toprağın altındakiler mi kaldı?” diyor, bu zenginliğimizin üzerini örtmeye devam ediyoruz. Gelir, Tepebağ’ı tüm insanlığa kazandırma girişiminiz olur mu, bilmem. Ama bürokratlarınız “Bu sıcakta şehir mi kazılır?” deyip sizden saklayabilirler. O yüzden küçük bir hatırlatma yapayım istedim.

Sayın Valim,

Toros Dağlarımızı duymuşsunuzdur. Denize sıfır Adana’nın 3 bin 767 metre yüksekliği bulunan Kızılkaya Zirvesi de vardır. Yani aynı şehirde sabah denize girip öğleden sonra dağında kar tepeleyebilirsiniz. Ama tesis, yol, altyapı beklemeyin. Bürokratlarınız bunu söyledim diye de kızacaklar muhtemelen. “İş çıkarma, miskin miskin oturuyoruz” diyecekler. Haklılar, turizmde yeni alternatifler çıkarmak, proje üretmek yorucu. Ama bu Toroslar var ya… Bütün Avrupa’nın coğrafyası bir oluyor, 2 bin 500 bitki çeşitliliği ancak sunabiliyor. Bizim bu Toroslar tek başına 3 bin 500 endemik bitkiyi her yıl gözümüze sokuyor. Covid-19’la birlikte ilaç sektörü fellik fellik bu bitkilerin peşine düştü. Adana’nın dağlarında bu bitkiler her güz savrulup uçuyor da bizim hâlâ bir aspirin yapabildiğimiz yok. Bunu da bilgilerinize arz edeyim dedim.

Sayın Valim,

Osmanlı’nın hepi topu iki sanayi şehri vardı. Biri payitaht İstanbul, diğeri bir zamanlar Cebelibereket’in de bünyesinde bulunduğu Adana. Anadolu ilk elektriği bizim iplik fabrikamızda kullandı. Ta o kadar eskiyiz yani sanayide. Kayseri, Gaziantep, Denizli sanayiciliği Adana’dan öğrendi. Muhtemelen size bilgi verirken bunu da söylemeyecekler. Sanayiciliği bizden öğrenen Gaziantep var ya, ihracatta 7 milyar doları zorluyor. Biz 2 milyar doları geçmiş senelerde bir gördük, şimdi ona da ulaşamıyoruz. Dur bakalım, bekliyoruz. Hazar ve Ortadoğu petrollerini işleyeceğimiz Ceyhan’da rafineri, petrokimya tesisleri olacak diyorlar. Bizim mevduatta duran 7 milyar doları aşan paramız var. Ona dokunmak istemiyoruz. Faiz geliri ‘AGA’ yazan plakalı Jeep’ler almamıza, yılda birkaç kez dünyayı dolaşıp kürkçü dükkânımıza dönmemize yetiyor elhamdülillah. Devlet gelsin, yatırımı yabancı getirsin diye bekleyişteyiz.

Sayın Valim,

Uzatıp daha fazla vaktinizi almak istemem.

Ağrılılar gibi biz de üzgünüz. Biz de Kırşehirli hemşeriniz bir valiyi, Mahmut Demirtaş’ı Mardin’e uğurluyoruz. Kendisi Adana’nın bu saydığım potansiyelini görmüş, güzel teşebbüslere imza atmaya başlamıştı.

İşin özü şu: Yöneteceğiniz şehrin imkânlarının çoğu G-20 ülkesinde yok. Ama miskinliğimiz en gelişmemiş 20 ülkeninkinden daha fazla. Bu yüzden işsizliğin en fazla olduğu şehiriz. Bu yüzden keşmekeş trafiğimiz, kirli havamız, gelir dağılımında uçurumuz mevcut. 

İddiam da şu: Adana, doğru yönetilsin, Türkiye ekonomisini tek başına sırtlar.

Türkiye’de tarımıyla Hollanda’yı, turizmiyle Fransa’yı geçme imkânına sahip tek şehir Adana’dır. Ama bu haliyle değil.

Hoş gelin, efendim.

Adana, sıcağı ve sıcakkanlı insanıyla bekliyor sizi…

Güncelleme Tarihi: 15 Haziran 2020, 14:37
YORUM EKLE
YORUMLAR
Nur Özkan
Nur Özkan - 4 ay Önce

Çok şükür bu sorunları tüm çıplaklığı ile anlatan, yaraya parmak basan biri çıktı.yıllardır hep kendimizi kandırıp durduk. Mehmet bey acı gerçekleri tüm çıplaklığı ile acımasız vurgulamışınız. İnsanın yüreğini acıtsa da kaleminize sağlık arkadaş.

Gazi Yılmaz
Gazi Yılmaz - 4 ay Önce

Sevgili Ulugtürkan, çok güzel bir Adana tanitimi, umarım bunları sayın valimiz dikkate alsa.
Senin gibi birkaç kişi daha olsa inanıyorum Adana plakası gibi 1. Şehir olur.Tebrikler ve teşekkürler...

SIRADAKİ HABER