AİLE YADİGÂRI ÇİLİNGİRLİK, YÜZ YILDIR YÜZ AİLESİNDE

Ağrı’da yaşayan Murat Yüz (46), Yüz ailesinin yaklaşık 100 yıldır sürdürdüğü çilingirlik mesleğinin dedesinden babasına, babasından da kendisine geçtiğini dile getirerek oğluna da öğrettiğini söyledi.

AİLE YADİGÂRI ÇİLİNGİRLİK, YÜZ YILDIR YÜZ AİLESİNDE

Babasından öğrendiği çilingirlik mesleğini 20 yıldır sürdürerek geçimini sağlayan 3 çocuk babası Murat Yüz, aile yadigârı mesleğinin 100 yılı aşkın bir zamandır kendileri tarafından sürdürüldüğünü ve 4. neslin yetişmekte olduğunu dile getirdi.

Çilingirlik mesleğinin kendisine dededen kalma olduğunu dile getiren Murat Yüz, Dedesi Seyfullah Yüz’ün mesleği nedeniyle Ağrı’da çok tanındığını dile getirerek, çilingirlik zanaatıyla tanınıyor olmaktan gurur duyduklarını söyledi.

“Kendimizi geliştirerek dede yadigârı mesleğimizi devam ettiriyoruz“

Yüz, “Bu meslek bizim ailemizde aşağı yukarı 100 yıldır süren bir meslektir. Yani bir asırdır Çilingirlik yapıyoruz diyebilirim. Babam babasından, ben de babamdan öğrendim. Oğlum da benden öğrendi. Ama babadan öğrenmeyle olmuyor. Kendini geliştirmen lazım. Çağa ayak uydurmak için eğitimlere gitmek lazım. Biz de öyle yaptık. Şu an tezgâhımızda bulunan cihaz teknolojideki en son cihazlardır. Mesela bu anahtar yapma makinesi Türkiye’de sayılı çilingirlerde vardır. Ford transit, Çelik kapı, Çelik kasa gibi ayırabiliyor. Yani 20 yıldır kendimizi geliştirerek dede yadigârı mesleğimizi devam ettiriyoruz “dedi.

“Gönül ister ki çocuklarım üniversite okudukları bölümlerde mesleklerini yapsınlar ama olmazsa da bu meslek kollarında altın bileziktir“

20 yıldır sürdürdüğü çilingirlik mesleğini çocuklarına da öğrettiğini söyleyen Murat Yüz, ciddi bir gelirinin olmaması sebebiyle çocuklarının bu meslekte ilerlemesini istemediğini kaydetti. Yüz, “Bu meslek bize dedemizden kalan bir meslektir. Dedemden babama, babamda bana benden de oğluma geçti. Benden oğluma geçti ama oğlumda kalmayacak. Çünkü oğlum mesleği biliyor ama başka bölümde üniversite okuyor. Onun mesleği başka. Çilingirlikte kazandığımız para günlük masraflarımıza ancak yetiyor. Çok şükür muhtaç değiliz ama ekstra bir getirisi olan bir meslek değil. O yüzden çocukların okuması önünde çabalıyorum. Bu oğlum okuyor zaten çalışıyor bakalım ne kazanacak. Kısacası bu mesleği yapmalarını istemiyorum. Ama şuanda geldiğimiz noktada Türkiye şartları malum üniversite mezunları iş bulamıyor. Gönül ister ki çocuklarım üniversite okudukları bölümlerde mesleklerini yapsınlar ama olmazsa da bu meslek kollarında altın bileziktir. İstedikleri zaman devam ettirebilirler. Büyük oğlum Seyfullah şuanda çelik kasa, araba açma, kapı açma vesaire işlerin hepsini biliyor. “ Şeklinde konuştu.

“Açamadığımız kapı yoktur“

Çilingirliğin eskiden daha kolay olduğunu dile getiren Yüz, gelinen teknolojik çağda üretilen yüksek güvenlikli kapıların açılması için eskisinden daha çok uğraştıklarını ve zorlandıklarını aktararak, her şeye rağmen gelişen çağa ayak uydurarak açamadıkları kapı olmadığını vurguladı. Yüz konuşmasında “Bu meslek eskiden çok kolaydı. Bir araba, bir kapı açmak zor değildi. Şimdi teknoloji ilerledikçe kapıların güvenlik sistemleri artıyor. Bu da bize zorluk çıkartıyor. Tabi bir de bu soruları İstanbul’dan anahtarcılar için verilen seminerlere giderek yeni teknolojilere yönelik yeni maymuncuklar, yeni sistemler çıkarıyorlar. Biz onlara ayak uyduruyoruz ve o makinelerden satın alıyoruz. Böylelikle işimizi kolaylaştırmaya çalışıyoruz. Mesela önceden bir kapıyı açmak saniyelerimizi alırken şimdi o kadar kolay değil. Ama yine de açamadığımız kapı yoktur.“ ifadelerini kullandı.

“Gelişen teknoloji bizim zanaatınızı yüzde 50 kolaylaştırdı“

Yüz, babası ve dedesi zamanında anahtar yapımını çok zor olduğunu ve teknolojik gelişmelerle çilingirlikte gelinen noktayı anlatarak, “Dedem ve babamın zamanında ilk anahtarlar eyelerle yapılırdı. Müşteri anahtarını getirince onu mengeneye bağlarlardı ve eyelerle şekil vererek aynısını yapmaya çalışırlardı. Sonra el Makinesi çıktı. Onunda iki tane mengenesi vardı. Anahtar bağlanıp elle çevriliyordu. Ondan sonra onun motorlu olanı çıktı. Şu anda bu teknolojinin en son ürünü. Anahtarları bağlıyoruz, düğmeye basıyoruz sonra makina kendisi ayarlayıp aynısını yapıyor. Bu meslek eskiden çok zordu. Şu anda gelişen teknoloji bizim zanaatınızı yüzde 50 kolaylaştırdı.“ Diye konuştu.

“Bu meslek dünya var oldukça devam edecektir“

Çilingirlik mesleğinin kilit vurulamayacak tek zanaat olduğunu söyleyen Usta Yüz, “Bu mesleğin sona ermesi gibi bir durum söz konusu değildir. Belki de makineleşmenin bitiremediği nadir mesleklerden biri de çilingirliktir. Anahtarları her ne kadar makineler yapsa da, insanoğlunun aklı şarttır. Yani bu meslek teknolojiyle bitebilecek bir meslek değildir. Dünya var oldukça devam edecektir. Şu anda en son akıllı evler dediğimiz konutlar yapıldı. Bu evlerde anahtar sistemi yok. Parmak okuma, çip, kart gibi yöntemler kullanılıyor. Ama nihayetinde o kapılar kilitli kaldığında bir Çilingire mecburen ihtiyaç duyacaklar. Her hâlükârda çilingiri arayacaklar. Hangi teknolojiyi kullanırlarsa kullansınlar çelik kapında olacak, araban olacak, arabanın anahtarının çoğalması gerekecek ya da içinde arabanın anahtarı da kırılacak“ açıklamalarında bulundu.

Çilingirlik mesleğinin 2004 yılında resmi olan meslekler kapsamına geçtiğini dile getiren Murat Yüz, artık belgesi olmayan kimsenin çilingirlik yapamadığını vurguladı. Çilingirliğin denetimlerle kontrol altında yapılması gereken bir meslek olduğunu da ekleyen Yüz, çilingirlikte diğer mesleklerden farklı olarak güven konusunun önemli olduğunun altını çizdi. Çırak yetiştirme konusunda yaşadıkları sıkıntıları anlatarak, Çilingirlik mesleğinde güven konusunun önemli olmasından dolayı babadan oğula geçtiğini söyleyen Çilingir Ustası Murat Yüz, konuşmasına şu ifadeleri ekledi:

“Mesleğimizin babadan oğula geçmesi güven probleminden kaynaklanıyor“

“Bizim mesleğimiz 2004 yılında Türkiye’de 110. Resmi meslek kapsamına alındı. Bu tarihte ustalık, kalfalık gibi belgelerimizi aldık. O dönemden itibaren hiç kimse kafasına göre bu işi yapamıyor. Normalde denetim yapıldığı zaman belgeler eksik olduğunda direk kapatılma cezası söz konusudur. Ayrıca bizim sektörümüzde çırak yetiştirmekte çok sıkıntılıdır. Çünkü bir çırağa bu işin stratejik ince noktalarını ürettiğini zaman ve bu kişi güvenilir bir kişi değilse yarın öbür gün piyasada profesyonel bir hırsız yetiştirmiş olabilirsiniz. Bu anlamda güvenilir eleman bulmakta sıkıntı yaşıyoruz. Normalde ben buraya bir eleman alacağım zaman sigortasını devlet ödüyor. Yani benim bir kaybım olmuyor bu anlamda ama Güvenemediğim için Çırak yetiştiremiyorum. Çünkü Yetiştirdiğim zaman neler olabileceğini öngöremiyoruz. Bizim mesleğimizin babadan oğula geçmesi de aslında bu güven probleminden kaynaklandığı içindir. Maalesef yabancı insanlara güvenmek biraz zor olduğu için kendi ailenden tanıdığın bildiğin insanlara bu işi yapmak daha doğru geliyor. Bu yüzden aile mesleği olarak sürdürmekteyiz.“

(Demet Aydemir)

Güncelleme Tarihi: 18 Ağustos 2020, 15:16
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER