<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Ağrı Haber |  Ağrı Haberleri | Ağrı 04| Sondakika Ağrı Haberleri</title>
    <link>https://www.agrimemleket.com</link>
    <description>Ağrı Haber, Ağrı Haberleri, Ağrı 04 Haber, Güncel Ağrı Haberleri, Ağrı haberlerini Agrimemleket haber sitesinden takip edebilirsiniz.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.agrimemleket.com/rss/istanbul" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 01 May 2026 02:15:31 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.agrimemleket.com/rss/istanbul"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Kronik ağrılarda cerrahi yöntemler umut oluyor]]></title>
      <link>https://www.agrimemleket.com/kronik-agrilarda-cerrahi-yontemler-umut-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrimemleket.com/kronik-agrilarda-cerrahi-yontemler-umut-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medipol Mega Üniversite Hastanesinden Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Tönge: - 'Özellikle kanser ağrıları veya travma sonrası oluşan dirençli nöropatik ağrılarda uyguladığımız teknikler, hastaların yaşam kalitesini ciddi şekilde artırabiliyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medipol Mega Üniversite Hastanesinden Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Tönge, ilaç ve klasik tedavilere yanıt vermeyen kronik ağrılarda omurilik pili ve DREZ ameliyatı gibi cerrahi yöntemlerle hastaların yaşam kalitesinin artırılabildiğini belirtti.</p><p>Medipol Sağlık Grubundan yapılan açıklamaya göre, modern tıp, kronik ağrılara karşı yeni nesil cerrahi yöntemlerle umut olmaya devam ediyor.</p><p>Özellikle kanser, ağır travma veya sinir hasarlarına bağlı olarak gelişen dirençli ağrılar, klasik ilaç tedavileriyle her zaman kontrol altına alınamıyor. Geceleri uykusuz bırakan ve günlük yaşam kalitesini düşüren söz konusu durumlarda, beyin ve sinir cerrahisinin ileri teknikleri devreye giriyor.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Tönge, ilaçlarla ve klasik tedavilerle kontrol edilemeyen ağrılarda uygulanan cerrahi yöntemlerin hastalara önemli rahatlama sağladığını belirtti.</p><p>Tönge, ağrının beyin tarafından algılanmasını engelleyen omurilik pili ve özel sinir ameliyatlarıyla hastaların hayata yeniden tutunduğunu aktardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Uygulanan yöntemler arasında omurilik pili ve bazı sinirlere doğrudan müdahaleler bulunduğunu belirten Tönge, 'Omurilik pili ve diğer cerrahi tekniklerle ağrının beyin tarafından algılanmasını engelleyebiliyoruz. Bu yöntemler dünya genelinde sık uygulanmasa da gerekli olduğunda hastalarımıza çok önemli katkılar sunuyor.' ifadelerini kullandı.</p><p>Tönge, 'Hepimizin hayatını olumsuz etkileyen ağrı bazen ilaçlarla veya klasik tedavilerle kontrol altına alınamayabiliyor. İşte bu noktada cerrahi yöntemler devreye giriyor. Özellikle kanser ağrıları veya travma sonrası oluşan dirençli nöropatik ağrılarda uyguladığımız teknikler, hastaların yaşam kalitesini ciddi şekilde artırabiliyor.' değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Yakın zamanda tedavi ettikleri 40'lı yaşlarında bir erkek hasta üzerinden değerlendirmelerde bulunan Tönge, şunları kaydetti:</p><p>'Yıllar önce motosiklet kazası geçirmişti ve boynundan koluna giden sinirlerde kopmalar olmuştu. Bu yüzden de dayanılmaz ağrıları vardı. Çeşitli tedaviler uygulanmış, omurilik pili bile takılmıştı. Ancak ağrılar devam ediyordu ve kullanılan ilaçların yan etkileri ortaya çıkmaya başlamıştı. Biz, multidisipliner bir konseyle durumu değerlendirdik ve hastamıza DREZ ameliyatını uyguladık. Erken dönemde ağrısında yüzde 80'in üzerinde azalma sağladık. Önümüzdeki süreçte kademeli olarak ilaçlarını da azaltmayı planlıyoruz.'</p><p>Dirençli ağrıların sadece travma kaynaklı olmadığını, kanser tedavileri sonrası, kan dolaşımı bozukluklarına bağlı veya zona hastalığı gibi durumlarda da görülebildiğini belirten Tönge, 'Bu ağrılar çocukluk, genç ve yetişkin yaş gruplarında ortaya çıkabiliyor. Özellikle sinirlerde oluşan tahribat sonucu devam eden ağrıların kontrolünde, cerrahi müdahaleler ciddi bir çözüm sunuyor.' ifadelerini kullandı.</p><p>Tönge, erken müdahaleyle hastaların yaşam kalitesini korunabileceğini ve kronikleşmiş ağrılarda ise daha ileri cerrahi yöntemler gerekebileceğini kaydetti.<br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul</category>
      <guid>https://www.agrimemleket.com/kronik-agrilarda-cerrahi-yontemler-umut-oluyor</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 10:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrimemleketcom.teimg.com/crop/1280x720/agrimemleket-com/uploads/2026/04/agency/aa/kronik-agrilarda-cerrahi-yontemler-umut-oluyor.jpg" type="image/jpeg" length="20159"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Artan ve eşlik eden bulguların görüldüğü baş ağrıları ciddiye alınmalı]]></title>
      <link>https://www.agrimemleket.com/artan-ve-eslik-eden-bulgularin-goruldugu-bas-agrilari-ciddiye-alinmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrimemleket.com/artan-ve-eslik-eden-bulgularin-goruldugu-bas-agrilari-ciddiye-alinmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medicana Ataköy Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü'nden Doç. Dr. Murad Asiltürk: - 'Beyin tümörleri hayati merkezlere etki edebilir, görme, konuşma, denge ve motor fonksiyonları bozabilir, epileptik nöbetlere yol açabilir, tedavi edilmezse kalıcı nörolojik hasar ve yaşam kaybına neden olabilir']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medicana Ataköy Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümünden Doç. Dr. Murad Asiltürk, yeni başlayan ve giderek artan, sabahları uykudan uyandıran baş ağrısında, ilk kez epileptik nöbet, tek taraflı güçsüzlük ve konuşma bozukluğu varsa doktora başvurulması gerektiğini belirtti.</p><p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, toplumda sık görülen baş ağrısı, çoğu zaman iyi huylu nedenlere bağlı oluyor. Ancak bazı durumlarda, özellikle belirli özellikler taşıdığında nadiren de olsa beyin tümörünün ilk habercisi olabiliyor.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Doç. Dr. Murad Asiltürk, beyin tümörlerinin iyi veya kötü huylu olabileceğini ve iyi huylu tümörlerin tamamının çıkarılmasının mümkün olabildiğini aktardı.</p><p>Tamamının çıkarılması durumunda tekrar etmesinin çok daha zor olduğunu ve tam iyileşme sağlanabildiğini kaydeden Asiltürk, 'Tekrar ederse daha geç tekrar eder, daha yavaş büyür, beyni işgal ederek değil iterek büyür, dolayısıyla yeniden ameliyat edilebilir. Kötü huylu ise daha çabuk tekrar edebilir, daha hızlı büyür, beyini işgal ederek normal beyin dokusunun içine girerek büyür, dolayısıyla da yeniden ameliyatları bazen mümkün olmaz. Tam kür sağlanması çok zordur.' ifadelerini kullandı.</p><p>Asiltürk, bazen beyin tümörlerinin baş ağrısı belirtisiyle geldiğine dikkati çekerek, şu değerlendirmede bulundu:</p><p>'Beyin tümörüne bağlı baş ağrısı sinsi başlar ve giderek şiddetlenir, sabah saatlerinde daha belirgindir, ağrıya bulantı ve kusma eşlik edebilir, ağrı kesiciler ağrıyı hafifletmez, zamanla ağrılara nörolojik belirtiler de eklenebilir. Bu nedenle baş ağrısını basit bir sorun diye geçiştirmemek gerekmektedir. Çünkü beyin tümörleri hayati merkezlere etki edebilir, görme, konuşma, denge ve motor fonksiyonları bozabilir, epileptik nöbetlere yol açabilir, tedavi edilmezse kalıcı nörolojik hasar ve yaşam kaybına neden olabilir.'</p><p>Yeni başlayan epileptik nöbetlerin de beyin tümörü belirtisi olabileceğini aktaran Asiltürk, görme kaybı, çift görme, kol veya bacakta güçsüzlük, denge ve yürüme bozukluğu, konuşma güçlüğü, kişilik ve davranış değişiklikleri, hafıza ve dikkat sorunlarının da beyin tümörü belirtisi olduğunun bilgisini paylaştı.</p><p>Asiltürk, bu nedenle yeni başlayan ve giderek artan, sabahları uykudan uyandıran baş ağrısında, baş ağrısına kusma eşlik ediyorsa, ilk kez epileptik nöbet varsa, tek taraflı güçsüzlük, konuşma bozukluğu görülürse, 40 yaş sonrası yeni başlayan ağrı, bilinen kanser öyküsü olan hastada yeni baş ağrısı varsa mutlaka uzmana görünmek gerektiğini vurguladı.</p><p>Genelde hastalara ayrıntılı nörolojik muayene yapılması gerektiğine değinen Asiltürk, çeşitli görüntüleme yöntemleri ve gerekirse 'stereotaktik biyopsi' gibi yöntemlerle tanı konulabildiğini belirtti.</p><p>Asiltürk, tedavinin tümörün tipi, derecesi, yeri ve hastanın genel durumuna göre değiştiğini kaydederek, şunları kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Tedavilerde cerrahi yöntemlerle birlikte radyoterapi, kemoterapi ile destek yöntemler kullanılabilmektedir. Cerrahide amaç tümörün hem güvenli hem de nörolojik fonksiyonları koruyarak çıkarım olmalıdır. Cerrahi sonrasında ya da cerrahinin riskli olduğu bazı durumlarda radyoterapi düşünülür. Kötü huylu durumlarda kemoterapi de uygulanabilir. Beyin tümörü tedavisinde 'nöronavigasyon' ve 'intraoperatif MR', uyanık beyin cerrahisi, proton terapisi, 'immünoterapi', moleküler ve genetik hedefli tedaviler güncel gelişmeler arasındadır. Bu gelişmeler sayesinde hem hayatta kalma oranı hem de yaşam kalitesi artmaktadır. Ancak baş ağrılarının büyük çoğunluğu beyin tümörü ile ilişkili olmayabilir. Ancak ilerleyici özellik gösteren, nörolojik belirtilerle birlikte olan baş ağrıları mutlaka ciddiye alınmalı ve bir hekim tarafından değerlendirilmelidir.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul</category>
      <guid>https://www.agrimemleket.com/artan-ve-eslik-eden-bulgularin-goruldugu-bas-agrilari-ciddiye-alinmali</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 11:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrimemleketcom.teimg.com/crop/1280x720/agrimemleket-com/uploads/2026/04/agency/aa/artan-ve-eslik-eden-bulgularin-goruldugu-bas-agrilari-ciddiye-alinmali.jpg" type="image/jpeg" length="92494"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kronik topuk dikeni tedavisinde anjiyografik yöntem ağrıyı azaltıyor]]></title>
      <link>https://www.agrimemleket.com/kronik-topuk-dikeni-tedavisinde-anjiyografik-yontem-agriyi-azaltiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrimemleket.com/kronik-topuk-dikeni-tedavisinde-anjiyografik-yontem-agriyi-azaltiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medipol Bahçelievler Üniversite Hastanesi Girişimsel Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Tümay Bekci: - 'Tedavi sonrası hastalarımızda ağrı düzeyinin 7-8'lerden 1-2 seviyelerine düştüğünü gözlemledik ve takiplerimizde nüksle karşılaşmadık']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medipol Bahçelievler Üniversite Hastanesi Girişimsel Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Tümay Bekci, kronik topuk dikeni hastalarında uygulanan anjiyografik yöntemle iltihabın doğrudan hedef alınarak ağrının belirgin şekilde azaltıldığını belirtti.</p><p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, topuk ağrısı, özellikle uzun süre ayakta kalan kişilerde yaşam kalitesini ciddi şekilde düşüren yaygın sorunlardan biri olarak öne çıkıyor. İstirahat, tabanlık, iğne ve fizik tedavi gibi yöntemlere rağmen geçmeyen topuk dikeni vakalarında yeni bir tedavi yaklaşımı hastalara umut oluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Tümay Bekci, topuk dikeninin, ayak tabanında yer alan ve topuk kemiğine yapışan bağ dokusunun iltihaplanmasıyla ortaya çıktığını aktardı.<br></p><p>Travma, aşırı yüklenme ve uzun süre ayakta kalma gibi faktörlerin süreci tetiklediğine değinen Bekci, tedavi edilmediğinde ise hastalığın kronikleşebildiğini ifade etti.<br></p><p> Kronikleşen vakalarda kortizon enjeksiyonları, iğne tedavileri ve radyofrekans gibi yöntemlerin zamanla etkisini kaybedebileceğini belirten Bekci, şunları kaydetti:<br></p><p>'Bu hasta grubunda farklı bir yaklaşım geliştirdik. Yeni yöntem, özellikle uzun süredir ağrı çeken ve bilinen tedavilere yanıt vermeyen hastalar için önemli bir seçenek sunuyor. Tedavinin uygulanabileceği doğru hasta seçimiyle yüksek başarı elde ediyoruz.'</p><p>- 'Hayat kalitesini düşürüyor'</p><p>Bekci, kronik topuk dikeninin uzun süre tedavi edilmediğinde hayat kalitesini ciddi şekilde düşürebileceğine işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:</p><p>'Bu noktada, iltihabın doğrudan hedef alındığı anjiyografik bir yöntem geliştirdik. Bacak atardamarından ilerleyerek topuk bölgesindeki hedef damarlara ulaşıyor ve iltihap kurutucu ilacı doğrudan sorunlu alana veriyoruz. İşlem öncesi MR ve anjiyografiyle iltihabı net şekilde görebiliyoruz. Tedavi sonrası hastalarımızda ağrı düzeyinin 7-8'lerden 1-2 seviyelerine düştüğünü gözlemledik ve takiplerimizde nüksle karşılaşmadık. Topuk ağrısı hafife alınmaması gerekir. Ağrı uzun süre devam ediyorsa mutlaka uzman değerlendirmesi yapılmalı. Kişiye uygun tedavi planı belirlenmesini öneriyoruz.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul</category>
      <guid>https://www.agrimemleket.com/kronik-topuk-dikeni-tedavisinde-anjiyografik-yontem-agriyi-azaltiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 10:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrimemleketcom.teimg.com/crop/1280x720/agrimemleket-com/uploads/2026/04/agency/aa/kronik-topuk-dikeni-tedavisinde-anjiyografik-yontem-agriyi-azaltiyor.jpg" type="image/jpeg" length="10437"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İsrail'in çıkardığı idam yasasına karşı 'uluslararası mekanizmalar harekete geçmeli' çağrısı]]></title>
      <link>https://www.agrimemleket.com/israilin-cikardigi-idam-yasasina-karsi-uluslararasi-mekanizmalar-harekete-gecmeli-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrimemleket.com/israilin-cikardigi-idam-yasasina-karsi-uluslararasi-mekanizmalar-harekete-gecmeli-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Avukat Gülden Sönmez: - 'İsrail biliyorsunuz yani sözde bir hukuk ya da kanun şeklinde idam meselesini konuşuyor ama pratiğinin nasıl olacağını bilmiyoruz. Tahminimiz, kesin olan 40'ın üzerinde bir ismin idam edileceğine dair' - 'Uluslararası insan hakları sözleşmeleri, insanlığın tüm kaynakları, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi başta olmak üzere, Cenevre Sözleşmeleri başta olmak üzere, İsrail'in bu kanunu ve uygulamaları Birleşmiş Milletler'in genel kabul ettiği tüm hukuk normlarını ve sözleşmelerini ihlal ediyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Avukat Gülden Sönmez, İsrail'in Filistinli esirlere yönelik çıkardığı idam cezası yasasının savaş hukuku, insan hakları ve uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu belirterek, kararın önlenmesi için uluslararası mekanizmaların harekete geçirilmesi gerektiğini söyledi.</p><p>Sönmez, İsrail Meclisinden geçen Filistinli mahkumlara idam cezası verilmesine ilişkin karar hakkında, 25 Filistinli esir ve esir yakını adına, İsrail tarafından işlenen soykırım ve insanlığa karşı suçlar başta olmak üzere tüm hukuksuzluklarla ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.</p><p>Avukat Gülden Sönmez, AA muhabirine, İsrail hakkında yaptıkları suç duyurusunu ve Filistinli esirlerin İsrail tarafından idam edilme kararı hakkında değerlendirmelerde bulundu.</p><p>Sönmez, 2026 verilerine göre 9 bin 800 civarında Filistinli esirin İsrail hapishanelerinde tutulduğunu söyleyerek, 7 Ekim 2023'te İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları sonrasında tutuklanan Filistinlilerin sayısının net bilinmediğini ve takip edilmesinin de mümkün olmadığını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>İsrail'in elinde tutuklu bulunan Filistinlilerin 350'sinin çocuk, 84'ünün kadın olduğunu dile getiren Sönmez, şu anda tutuklu olanların mevcut verilerden çok daha fazla olduğuna dikkati çekti.</p><p>İsrail'in kaç Filistinli mahkumu idam edeceğini bilmediklerini, bunun yetkili makamlar tarafından açıklanmadığını ifade eden Sönmez, 'Açıkçası İsrail'in bunu nasıl uygulayacağını da bilmiyoruz. Nihayetinde müebbet alan kişilerle ilgili bir idam kararının söz konusu olduğu söyleniyor. İsrail biliyorsunuz yani sözde bir hukuk ya da kanun şeklinde idam meselesini konuşuyor ama pratiğinin nasıl olacağını bilmiyoruz. Tahminimiz, kesin olan 40'ın üzerinde bir ismin idam edileceğine dair.' dedi.</p><p>- İdam kararı tüm hukuk normlarını çiğniyor</p><p>Sönmez, İsrail'in sadece Filistinli mahkumları idam kararı değil, işgal edilmiş topraklar üzerindeki tüm uygulamalarının sistematik hukuk ihlali olduğunu vurgulayarak, 'Savaş hukuku, insanlığa karşı suçlar, bireysel insan hakları ihlalleri yönünden hangi tarafından bakarsanız bakın uygulanan işkenceler, kötü muamele, keyfi tutmalar, idari tutuklama dediği cezaevindeki uygulamalar, bunların hepsi uluslararası hukuk ihlali.' diye konuştu.</p><p>7 Ekim'den sonra sistematik şekilde devam eden soykırım suçunun, aslında bir taraftan cezaevindeki kötü muamelelerle tamamen bir halkı yok etmeye dayanan bir uygulama olduğunu bildiren Sönmez, İsrail'in idam yasasının arkasında tutuklu Filistinli liderleri tamamen yok etme amacı güttüğünü, Filistinlilerin iradelerini kırmak istediklerini vurguladı.</p><p>Sönmez, idam kararıyla İsrail'in toprak işgalleri ve saldırı suçu gibi uluslararası hukuka mugayir işlerine bir yenisini daha dahil ettiğini anlatarak, şöyle devam etti:</p><p>'Bu yönüyle de uluslararası hukuk ihlali ama en net tarif şudur: İsrail, soykırım suçunu sadece bombalama, aç bırakarak öldürme, susuz bırakarak öldürme şeklinde değil, kötü muameleyi ve şimdi de idamla devam ettiriyor. Yani idam aslında bu idam kanunu, soykırım suçunun bir nevi hukuki kısmı, kanunlaştırılmış kısmı.'</p><p>Birleşmiş Milletler'in (BM), İsrail'in idam kararına karşı bir açıklama yapma ihtimalinin olduğunu hatırlatan Sönmez, infazların yapılmaması için kesinlikle İsrail'e uyarı kararı verileceğini anlattı.</p><p>Sönmez, BM'nin idam kararlarını soykırım suçunun devamı olarak görmesi gerektiğini söyleyerek, İsrail'in idam kararının uluslararası hukuk bağlamında soykırım suçu kriterleriyle uyuştuğunu belirtti.</p><p>İdam kararının tüm hukuki normları yerle bir ettiğine dikkati çeken Sönmez, 'Uluslararası insan hakları sözleşmeleri, insanlığın tüm kaynakları, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi başta olmak üzere, Cenevre Sözleşmeleri başta olmak üzere, İsrail'in bu kanunu ve uygulamaları Birleşmiş Milletler'in genel kabul ettiği tüm hukuk normlarını ve sözleşmelerini ihlal ediyor.' ifadelerini kullandı.</p><p>Sönmez, İsrail'in idam kararına karşı dünya üzerindeki tüm hukukçuların girişimde bulunması gerektiğini dile getirerek, ulusal ve uluslararası mekanizmalara başvurmanın önleyici ve caydırıcı bir rol oynayabileceğini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, Istanbul</category>
      <guid>https://www.agrimemleket.com/israilin-cikardigi-idam-yasasina-karsi-uluslararasi-mekanizmalar-harekete-gecmeli-cagrisi</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 13:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrimemleketcom.teimg.com/crop/1280x720/agrimemleket-com/uploads/2026/04/agency/aa/israilin-cikardigi-idam-yasasina-karsi-uluslararasi-mekanizmalar-harekete-gecmeli-cagrisi.jpg" type="image/jpeg" length="93138"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BM'den Bakü'deki Dünya Şehircilik Forumu'na katılım çağrısı]]></title>
      <link>https://www.agrimemleket.com/bmden-bakudeki-dunya-sehircilik-forumuna-katilim-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrimemleket.com/bmden-bakudeki-dunya-sehircilik-forumuna-katilim-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Programı İcra Direktörü Anaclaudia Rossbach: - 'Bu yılki forum COP31'den önce gerçekleşiyor. Hepimiz iklim gündeminin gezegenimizin geleceği için ne kadar hayati olduğunu biliyoruz. Bu nedenle, forumda paydaşların bulunmasını ve konut gündemi konusunda ilerleme kaydedebilmeyi umuyoruz' - 'Dünya genelinde 1 milyardan fazla insan gecekondu bölgelerinde veya evsiz olarak yaşıyor ve küresel ölçekte ciddi konut erişilebilirliği sorunları mevcut. Bu nedenle forumun, iyi uygulamaların paylaşılacağı ve paydaşların bu süreçten faydalanabileceği, konut krizinin farklı coğrafyalarda nasıl ele alındığını anlayabileceği bir alan olmasını ümit ediyoruz']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - YETER ADA ŞEKO - Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Programı (UN-Habitat) İcra Direktörü Anaclaudia Rossbach, bu yıl Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de düzenlenecek Dünya Şehircilik Forumu'na yerel yönetimlerden akademiye tüm paydaşların katılımının kritik olduğunu söyledi.</p><p>UN-Habitat tarafından düzenlenen Dünya Şehircilik Forumu'nun 13'üncüsüne (WUF13), 17-22 Mayıs tarihlerinde Azerbaycan'ın başkenti Bakü ev sahipliği yapacak.</p><p>Azerbaycan hükümeti ortaklığında organize edilen ve sürdürülebilir kentleşmenin getirdiği zorlukların ele alınacağı forum, ulusal, bölgesel ve yerel yönetim temsilcilerini, akademisyenleri, iş dünyasını, toplum liderlerini, şehir plancılarını ve sivil toplum kuruluşlarından çok sayıda gönüllüyü bir araya getirecek.</p><p>Rossbach, forumun ana gündemine ve düzenlenecek etkinliklere ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtladı.</p><p>- 'BM İklim Zirvesi'nden sonraki en büyük ikinci zirve'</p><p>Rossbach, forumun ilk olarak 2002 yılında Kenya'da düzenlendiğini ve sonrasında her 2 yılda bir dünyanın farklı bir ülkesinde tarafları bir araya getirdiğini belirterek, 'Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun aldığı kararla hayata geçirilen bu forum, küresel kent topluluğunun fikir ve deneyimlerini paylaşmak üzere buluştuğu bir platform. Aynı zamanda kentleşmenin ve şehirlerin önemi ile bunların etkileri konusunda güçlü bir ortak farkındalık oluşturmayı amaçlıyor.' dedi.</p><p>Dünya Şehircilik Forumu'nun diğer BM konferanslarından farklı olarak hükümetlerarası bir müzakere süreci olmadığını, BM-Habitat'ın farklı paydaşlarla etkileşim kurmasını sağlayan bir mekanizma şeklinde tasarlandığını bildiren Rossbach, forumun BM bünyesinde düzenlenen iklim zirvesinin ardından en büyük ikinci organizasyon olduğunu söyledi.</p><p>Rossbach, 'Bu zirveye akademi dünyası, yerel ve bölgesel yönetimler, toplum liderleri, örgütlü topluluklar, kadınlar ve engelli bireyler gibi paydaşların katılımını bekliyoruz. Bu katılım, çalışmalarımıza ve yetki alanımıza katkı sağlamanın yanı sıra dünyanın farklı şehir ve ülkelerinde sivil toplum ve akademinin, kentleşme ve şehirlerin rolüyle ilgili zorluklara nasıl çözümler ürettiğini gösteren uygulamaları paylaşmasına da olanak tanıyacak.' diye konuştu.</p><p>- Yeni stratejik plandan sonraki ilk forum</p><p>Bu yılki forumun ev sahibi Azerbaycan ile yoğun bir hazırlık süreci içinde olduklarını aktaran Rossbach, bir önceki forumda katılımcı sayısının 25 bini bulduğunu, bu organizasyona da benzer sayıda bir katılım beklediklerini dile getirdi.</p><p>Rossbach, Bakü'de düzenlenecek forumun BM-Habitat'ın yeni stratejik planını uygulamaya başladığı ilk yıl olması dolayısıyla ayrı bir önem taşıdığını, söz konusu planın özellikle insanların konuta ve araziye erişimine, temel hizmetlere ve gecekondu bölgelerindeki sorunlara odaklandığını anlattı.</p><p>İklim değişikliğinin de önemli bir gündem olarak planda yer aldığını vurgulayan Rossbach, 'Çünkü bu sorunları ele aldığımızda, iklim değişikliğiyle mücadelede olumlu politikaların desteklenmesine katkı sağlamış olacağımızı anlıyoruz. Zira ev inşa etmek için malzemeye ve altyapıya ihtiyaç var ve tüm bunlar emisyon üretir, devamında başka etkiler de ortaya çıkar.' ifadelerini kullandı.</p><p>Rossbach, şöyle devam etti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Bu yılki forum COP31'den önce gerçekleşiyor. Hepimiz iklim gündeminin gezegenimizin geleceği için ne kadar hayati olduğunu biliyoruz. Bu nedenle, forumda paydaşların bulunmasını ve konut gündemi konusunda ilerleme kaydedebilmeyi umuyoruz. Dünya genelinde 1 milyardan fazla insan gecekondu bölgelerinde veya evsiz olarak yaşıyor ve küresel ölçekte ciddi konut erişilebilirliği sorunları mevcut. Bu nedenle forumun, iyi uygulamaların paylaşılacağı ve paydaşların bu süreçten faydalanabileceği, konut krizinin farklı coğrafyalarda nasıl ele alındığını anlayabileceği bir alan olmasını ümit ediyoruz.'</p><p>- 'Foruma katılacak paydaşlar tüm süreçlerde aktif rol oynayabilir'</p><p>2016'da Ekvador'un başkenti Kito'daki zirvede kabul edilen Yeni Kentsel Gündem'in 10. yılı olması dolayısıyla bu yıl düzenlenecek forumun ayrıca kritik olduğunun altını çizen Rossbach, üye ülkelerin geçen 10 yılı değerlendireceği ve sonraki 10 yıl için şehirlerle ilgili öncelikleri belirleyeceğine dikkati çekti.<br></p><p>Rossbach, paydaşların Yeni Kentsel Gündem'in gözden geçirilmesi sürecine katkı sağlayabileceğini ve BM-Habitat'ın gelecek 10 yılda gündemin uygulanmasını destekleyecek bir koalisyon oluşturmasına yardımcı olabileceğini belirtti.</p><p>Paydaşların etkinliklere katılabileceğine, kendi etkinliklerini düzenleyebileceklerine ve bu süreçte yeni profesyonel etkileşimler kurabileceklerine değinen Rossbach, ayrıca forum bünyesinde kurulacak Dünya Şehircilik Forumu Akademisi ve Uygulamalar Merkezi gibi platformlar aracılığıyla çalışmalarını paylaşabileceklerini söyledi.</p><p>Rossbach, Bakü'de ayrıca bakanlarla birlikte bir toplantı gerçekleştirileceğinden bahsederek, 'Bakanlarla yapılacak toplantıda, Yeni Kentsel Gündem'in önündeki zorluklar ele alınacak, iklim, dayanıklılık, sürdürülebilirlik, konut krizi ve finansal zorluklar gibi konulara da odaklanılacak.' şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, Istanbul</category>
      <guid>https://www.agrimemleket.com/bmden-bakudeki-dunya-sehircilik-forumuna-katilim-cagrisi</guid>
      <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrimemleketcom.teimg.com/crop/1280x720/agrimemleket-com/uploads/2026/03/agency/aa/bmden-bakudeki-dunya-sehircilik-forumuna-katilim-cagrisi.jpg" type="image/jpeg" length="32384"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BM'deki tecrübelerini Türkiye ile paylaşan uzmanlardan 'COP 31'de eyleme geçilsin' çağrısı]]></title>
      <link>https://www.agrimemleket.com/bmdeki-tecrubelerini-turkiye-ile-paylasan-uzmanlardan-cop-31de-eyleme-gecilsin-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrimemleket.com/bmdeki-tecrubelerini-turkiye-ile-paylasan-uzmanlardan-cop-31de-eyleme-gecilsin-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- BM Sıfır Atık Danışma Kurulu Üyesi ve Hollanda merkezli 'Atık Dönüştürücüleri' adlı organizasyonun kurucusu ve CEO'su Lara van Druten: - 'Yıllar içinde pek çok COP düzenlendi ve bu zirvelere yönelik en önemli eleştirilerden biri, sürecin çoğunlukla söylem düzeyinde kalması oldu. Asıl mesele, yalnızca değişimden söz etmek değil, sahada gerçek bir dönüşüm yaratabilmek' - COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Pazarlama, İletişim ve Paydaş Katılımından Sorumlu Özel Danışman Atıf İkram Butt: - 'Türkiye, farklı tarafları aynı zeminde ve aynı masada buluşturarak Paris Anlaşması'nda ortaya konan hedeflere ulaşmamıza yardımcı olacak ortak bir yol haritası üzerinde uzlaşılmasını sağlayabilir']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - YETER ADA ŞEKO - Sıfır Atık Vakfı tarafından düzenlenen COP31 Yolunda Sıfır Atık Kampı'na katılan aralarında daha önce BM'de görev yapmış veya halihazırda BM yetkisi olan uzmanlar, iklim müzakerelerinde artık eyleme geçilme zamanı geldiğini, bu yıl Türkiye'de düzenlenecek COP31'in bu konuda bir fırsat olabileceğini belirtti.<br></p><p>Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı (COP31) bu yıl Türkiye'nin ev sahipliği ve başkanlığında gerçekleşecek. Yılın en önemli iklim zirvesi için hazırlıklar devam ederken, Sıfır Atık Vakfı 6-8 Şubat tarihlerinde İstanbul'da düzenlediği 'Zero Waste Retreat' etkinliğiyle zirveye yönelik bir çalışma kampı düzenledi.</p><p>Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş başkanlığında düzenlenen toplantıda vakıf danışmanları, üst düzey temsilciler, BM Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu üyeleri ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonluğu'nun kilit paydaşları bir araya gelerek COP31'e giden yol haritasını ele aldı.</p><p>Etkinliğe katılan BM Sıfır Atık Danışma Kurulu Üyesi ve Hollanda merkezli 'Atık Dönüştürücüleri' adlı organizasyonun kurucusu ve CEO'su Lara van Druten, COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Şehirler ve Yerel Yönetimler Özel Danışmanı Neil Khor ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Pazarlama, İletişim ve Paydaş Katılımından Sorumlu Özel Danışman Atıf İkram Butt toplantı ve hazırlık sürecine ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.</p><p>- 'Üretilen gıdanın en az üçte biri israf ediliyor'</p><p>Sıfır Atık Vakfının son yıllarda sıfır atık gündemini güçlü biçimde uluslararası platformlara taşıyarak önemli bir inisiyatif ve liderlik sergilediğini belirten Druten, sıfır atık ve iklim değişikliği arasında güçlü bir bağ bulunduğunu, bu başlığın COP31'in önemli gündemlerinden biri olması için çalıştıklarını söyledi.</p><p>Gıda atığı kaynaklı sera gazlarına işaret eden Druten, 'Bugün üretilen gıdanın en az üçte biri israf edilirken dünyada hala açlık nedeniyle hayatını kaybeden milyonlarca insan var. Gıda israfına bakış açımızı değiştirebilir ve insanların açlık çekmesini önleyebilirsek, COP gündemiyle güçlü bir kesişim alanı oluşturmuş oluruz.' dedi.</p><p>Vakıf Başkanı Ağırbaş'ın küçük ada devletlerinden özel sektöre, finans kuruluşlarından sivil topluma ve kentlere kadar geniş bir paydaş yelpazesini COP sürecine dahil etmek için yoğun çaba gösterdiğini anlatan Druten, çeşitli bakış açılarını bir araya getiren bu çok katmanlı yaklaşımın COP'un en güçlü yönlerinden biri olacağı değerlendirmesinde bulundu.</p><p>COP31 zirvesinin iklim eylemine olası katkıları konusunda öngörülerini de paylaşan Druten, şunları söyledi:</p><p>'Yıllar içinde pek çok COP düzenlendi ve bu zirvelere yönelik en önemli eleştirilerden biri, sürecin çoğunlukla söylem düzeyinde kalması oldu. Yapılan konuşmaları somut, ölçeklenebilir, anlamlı ve yüksek etki yaratabilecek projelere dönüştürmek her zaman kolay olmadı. Asıl mesele, yalnızca değişimden söz etmek değil, sahada gerçek bir dönüşüm yaratabilmek. Ancak şu anda gözlemlediğim tablo oldukça umut verici. Eylem gündemi artık somut adımlarla ilerliyor. Projelerin hayata geçirilmesi yönünde ciddi bir hareketlilik söz konusu.'</p><p>- 'Türkiye'nin milyonlarca insana ulaşması mümkün'</p><p>Khor ise daha önce BM-Habitat İcra Direktörü Ofisi Genel Sekreteri olarak görev yaptığını ve o dönemde COP zirvelerinde bulunduğunu belirterek, 'COP sürecindeki en temel ve en kritik unsurun, iklim politikalarını sahadaki somut uygulamalara dönüştürmek olduğunu düşünüyorum.' diye konuştu.</p><p>Sıfır Atık Vakfı'nın dünya genelindeki yerel paydaşlarla işbirliği yaparak taahhütlerin yerel düzeyde hayata geçirilmesine katkı sağlamayı amaçladığını hatırlatan Khor, sıfır atığın uyum ve azaltımı da kapsayan bir konu olduğunu ve bu çalışmaların COP31'in iklim hedeflerine katkı sunacağını ifade etti.</p><p>Türkiye'nin COP31 ev sahipliğine değinen Khor, 'Türkiye'nin ve misafirperverliğiyle bilinen Türk halkının köklü tarihinden güç alarak tüm paydaşları bir araya getirmek için bunun çok değerli bir fırsat olacağını düşünüyorum.' diye konuştu.</p><p>COP zirvelerinin milyonlarca insanı etkileyen gündemlerle gerçekleştiği tespitini paylaşan Khor, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>'Ancak milyonlarca kişinin Türkiye'ye gelmesini bekleyemeyiz. Bunun yerine Türkiye'nin onlara ulaşması mümkün. Bu doğrultuda Ağırbaş, gönüllü katılımı teşvik edecek bir dijital platform oluşturacak. Benim geldiğim yer olan Malezya'daki küçük bir köyde dahi olsanız dijital bağlantı ve sosyal medya kanalları aracılığıyla sürece katılabilir, Türkiye'de gerçekleştirilecek COP kapsamında kendi taahhüdünüzü ortaya koyabilirsiniz.</p><p>Türkiye'nin sıfır atık alanında yeni bir düşünme ve çalışma biçimi ortaya koyma fırsatı bulunuyor. Bu yaklaşım yalnızca çevreyi doğa perspektifinden ele almakla kalmayacak daha da önemlisi Sayın Emine Erdoğan'ın ortaya koyduğu felsefe ve öğretiler doğrultusunda, meselenin yaşamın ve hayatın kendisiyle ilgili olduğunu vurgulayacaktır.'</p><p>- 'Türkiye ortak bir yol haritası üzerinde uzlaşılmasını sağlayabilir'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Daha önce Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) Pazarlama, İletişim ve Paydaş Katılımı Direktörü olarak BM süreçlerine yakından dahil olan Butt ise uluslararası toplumun ortak bir zeminde buluşarak taahhüt ve vaatleri artık somut eylemlere dönüştürme zamanının geldiği konusunda uzlaşması gerektiğini söyledi.</p><p>COP süreçlerinde artık eyleme geçilmesi gerektiğine işaret eden Butt, şu değerlendirmelerde bulundu:</p><p>'Paris Anlaşması'nın üzerinden 10 yıl geçti. Önümüzde son 5 yıllık dönem bulunuyor. Yani, artık son aşamaya giriyoruz. Bu dönem değişim yaratmak, dönüştürücü sonuçlar elde etmek ve yalnızca Paris Anlaşması'nda belirlenen hedeflere giden yolda ilerlemekle kalmayıp, aynı zamanda bu hedeflere 2030'a kadar kesin olarak ulaşacağımızdan emin olmak için bir eylem dönemidir. İşte bu nedenle Türkiye'nin liderliği önemli. Türkiye, bir anlamda kuzey ile güneyin kesişim noktasında yer alıyor. Tarihsel olarak da farklı toplumlar ve farklı dünyalar arasında köprü rolü üstlenmiştir. COP31'de de benzer bir rolün hayata geçirilebileceğini düşünüyorum. Türkiye, farklı tarafları aynı zeminde ve aynı masada buluşturarak Paris Anlaşması'nda ortaya konan hedeflere ulaşmamıza yardımcı olacak ortak bir yol haritası üzerinde uzlaşılmasını sağlayabilir.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, Istanbul</category>
      <guid>https://www.agrimemleket.com/bmdeki-tecrubelerini-turkiye-ile-paylasan-uzmanlardan-cop-31de-eyleme-gecilsin-cagrisi</guid>
      <pubDate>Fri, 20 Feb 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrimemleketcom.teimg.com/crop/1280x720/agrimemleket-com/uploads/2026/02/agency/aa/bmdeki-tecrubelerini-turkiye-ile-paylasan-uzmanlardan-cop-31de-eyleme-gecilsin-cagrisi.jpg" type="image/jpeg" length="59278"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İbrahim Çeçen Vakfı 22. yılını 'Geleceğiz' temasıyla kutladı]]></title>
      <link>https://www.agrimemleket.com/ibrahim-cecen-vakfi-22-yilini-gelecegiz-temasiyla-kutladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrimemleket.com/ibrahim-cecen-vakfi-22-yilini-gelecegiz-temasiyla-kutladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- İbrahim Çeçen Vakfı Kurucusu ve IC Holding Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Çeçen: - 'Eğitimin bir ülkenin kalkınmasındaki en temel güç olduğuna ve her kapıyı açan anahtar olduğuna tüm kalbimle inandım']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - İbrahim Çeçen Vakfı, 22. kuruluş yıl dönümünü 'Geleceğiz' temasıyla düzenlediği etkinlikle kutladı. </p><p>Vakıftan yapılan açıklamaya göre, IC Holding Kurucusu İbrahim Çeçen'in yıllar önce bireysel olarak sağladığı bursları ve gerçekleştirdiği sosyal yatırımları sürdürülebilir bir yapıya kavuşturma hedefiyle kurulan İbrahim Çeçen Vakfı, çalışmalarını eğitim ve toplumsal kalkınma alanına odaklıyor.</p><p>Vakfın, kuruluş yıl dönümü dolayısıyla mezunlarını ve bursiyerlerini bir araya getirmek amacıyla düzenlediği buluşmada, geçmişin izlerini birlikte hatırlamanın yanı sıra dayanışmayla büyüyecek bir geleceğe ilişkin güçlü mesajlar paylaşıldı. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Burs desteğiyle meslek sahibi olanların başarı hikayelerinin anlatıldığı etkinlikte, vakfın 'Dayanışmacı Filantropi' vizyonu öne çıkarken, 20 yılı aşkın yolculuğu da katılımcılara aktarıldı. </p><p>Vakfın 22. yılında duyurulan 'Geleceğiz' platformu, gecede ilk kez tanıtıldı. Yalnızca bir iletişim ağı olmanın ötesine geçen dijital platform, bursiyerler ile mezunların sürekli etkileşimde kalmasına olanak tanırken, mezunların öğrencilere mentörlük yapabilmesine, iş dünyasındaki deneyimlerini paylaşabilmesine ve yatay bir dayanışma ağı oluşturabilmesine imkan sağlıyor.</p><p>Geleceğiz platformuyla eğitim, sağlık ve spor alanlarında burs desteği sunduğu tüm bursiyerlerini tek çatı altında buluşturan vakıf, iyiliğin ve bilginin paylaşıldıkça çoğaldığı sürdürülebilir bir gelecek inşa etmeyi hedefliyor.</p><p>Eğitimi yalnızca akademik başarıyla sınırlı görmeyen vakıf, birçok öğrenciye sağladığı burs desteğinin yanı sıra hayata geçirdiği projeler ve kalıcı çalışmalarla toplumsal katkılarını sürdürüyor. </p><p>'Dayanışmacı Filantropi' olarak tanımlanan yaklaşım ise IC Holding'in kurumsal birikimi ile profesyonellerin deneyimini ve dayanışmanın gücünü bir araya getirerek sosyal fayda üretmeyi amaçlıyor.</p><p>Bugüne kadar, 35 bin mezun veren Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi de dahil olmak üzere toplam 14 kalıcı eseri ülkeye kazandıran vakıf, 22. yılında Doğubayazıt Turizm Meslek Lisesi ve Uygulama Oteli gibi yeni yatırımlarla çalışmalarını sürdürüyor.</p><p>Vakıf, ilerleyen dönemde de odağında eğitimi tutarak, toplumsal sorunlara kalıcı ve yerel katılıma dayalı çözümler üretmeyi hedefliyor.</p><p>- 'Hayattaki tüm ticari başarılarımın üzerindedir' </p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen İbrahim Çeçen Vakfı Kurucusu ve IC Holding Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Çeçen, kendi kuşağının zorlu şartlarının, onları hayata hazırlayan ve mücadeleci ruhlarını besleyen bir güç olduğunu belirtti.</p><p>Çeçen, hayatının önemli bir bölümünde yokluk yaşadıklarını ancak bu zorlukların kendilerine gerçek hayat mücadelesini öğrettiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:</p><p>'Kendi eğitim hayatımda babamın tek bir isteği vardı, o da okuyup meslek sahibi olarak hem kendime hem de aileme iyi bir yaşam sunabilmekti. İşte bu yüzden eğitimin bir ülkenin kalkınmasındaki en temel güç olduğuna ve her kapıyı açan anahtar olduğuna tüm kalbimle inandım. 1986'da Doğu Anadolu'da ilk kalıcı eserimizi, ilk okulumuzu açtığımızda bir amacımız vardı, o da bölgede örnek teşkil ederek dayanışma zincirini başlatmaktı.' </p><p>Bugün birçok öğrenciye burs verdiklerini belirten Çeçen, eğitime kazandırdıkları kalıcı eserlerle de on binlerce öğrenciye ulaşmış olmanın gurur kaynağı olduğunu aktardı. </p><p>Çeçen, öğrencilerin birer meslek sahibi olarak karşısında durmasının kendisi için büyük anlam taşıdığını vurgulayarak, 'Sizlerin birer meslek sahibi olarak karşımda durmanızın verdiği manevi huzur, hayattaki tüm ticari başarılarımın üzerindedir. Sizler vakfımızın ve bu ailenin birer ferdisiniz. Benim sizden tek isteğim, vakfımızın sağladığı bu imkanlarla eğitim yolculuğunuza devam etmeniz, birbirinize destek olmanız, bu gönül birliğini nesiller boyu yaşatmanız ve kendi başarı hikayelerinizle çevrenize ışık saçmaya devam etmenizdir.' değerlendirmesini yaptı. <br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKONOMİ, Istanbul</category>
      <guid>https://www.agrimemleket.com/ibrahim-cecen-vakfi-22-yilini-gelecegiz-temasiyla-kutladi</guid>
      <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 15:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrimemleketcom.teimg.com/crop/1280x720/agrimemleket-com/uploads/2026/02/agency/aa/ibrahim-cecen-vakfi-22-yilini-gelecegiz-temasiyla-kutladi.jpg" type="image/jpeg" length="54293"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diz ağrısı eklemlerdeki sorunla ilgili önemli bir uyarı olabilir]]></title>
      <link>https://www.agrimemleket.com/diz-agrisi-eklemlerdeki-sorunla-ilgili-onemli-bir-uyari-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrimemleket.com/diz-agrisi-eklemlerdeki-sorunla-ilgili-onemli-bir-uyari-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medicana International İstanbul Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Tolgahan Kuru: - 'Diz sağlığı için erken müdahale her zaman en değerli adımdır']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medicana International İstanbul Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Tolgahan Kuru, merdiven inip çıkarken, uzun yürüyüşler sonrasında ya da sabah ilk adımlarda hissedilen ağrıların, diz ekleminin önemli bir uyarısı olabileceğini belirtti.</p><p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, yaş ilerledikçe diz ağrısının normal karşılanması, toplumda en yaygın ancak en hatalı kabullerden biri olarak öne çıkıyor.</p><p>Diz kireçlenmesi olarak bilinen 'osteoartritin', sanılandan çok daha kapsamlı bir eklem hastalığı olarak görülüyor. Eklem kıkırdağının zamanla incelip kaybolması, eklem içi sıvının özelliklerini yitirmesi ve diz ekleminin biyomekaniğinin bozulmasıyla ilerleyen bu kronik süreç, erken dönemde fark edilmemesi halinde eklem fonksiyonlarını ciddi şekilde etkileyebiliyor.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Kuru, hastalığın yavaş ilerlemesi nedeniyle belirtilerin çoğu zaman göz ardı edildiğini ve bu durumun tedavi seçeneklerini sınırlayabildiğini belirtti.</p><p>Diz ağrısının normal olmadığını, çoğu zaman altta yatan yapısal bir sorunun habercisi olduğunu aktaran Kuru, 'Özellikle merdiven inerken zorlanma ya da sabah tutukluğu gibi belirtiler dikkate alınmalıdır. Erken dönemde başvurmak, ileride daha büyük sorunların önüne geçebilir. Diz kireçlenmesi yalnızca kıkırdak kaybı olarak düşünülmemeli. Bu hastalık eklemin tamamını etkileyen kronik bir süreçtir. Erken dönemde kontrol altına alınırsa hem ağrı yönetimi hem de eklem fonksiyonlarının korunması çok daha mümkün hale gelir.' değerlendirmelerinde bulundu.</p><p>Kuru, hareketsiz yaşam tarzı, kilo artışı ve bilinçsiz egzersiz alışkanlıklarının diz sağlığını olumsuz etkileyen temel faktörler arasında yer aldığını belirterek, uzun süre masa başında çalışmanın, yanlış yüklenmenin ve diz eklemini zorlayan günlük alışkanlıkların kireçlenme görülme sıklığını artırdığını vurguladı. </p><p>Modern yaşamın diz eklemi için sanıldığından çok daha yıpratıcı olduğuna ve özellikle genç yaşlarda başlayan hatalı yüklenmelerin ilerleyen yıllarda kireçlenme olarak ortaya çıkabildiğine dikkati çeken Kuru, şunları kaydetti:</p><p>'Günümüzde hareketsiz yaşam, kilo artışı ve bilinçsiz spor alışkanlıkları diz eklemine ciddi yük bindiriyor. Genç yaşlarda yapılan yanlış egzersizler bile ilerleyen yıllarda kireçlenme riskini artırabiliyor. Diz sağlığını korumak için doğru hareket ve ideal kilo büyük önem taşıyor.' </p><p>- 'Protez, genellikle son aşamada gündeme gelen bir seçenek'</p><p>Toplumda her diz kireçlenmesinin protezle sonuçlanacağı yönünde yaygın bir yanlış algı bulunduğunu aktaran Doç. Dr. Tolgahan Kuru, diz protezinin genellikle geç kalınmış vakalarda başvurulan bir tedavi seçeneği olarak uygulandığını, doğru hastaya, doğru zamanda ve doğru yöntemle müdahale edilmesinin tedavi başarısını belirleyen en önemli faktörler arasında yer aldığını kaydetti. </p><p>Kuru, 'Toplumda kireçlenme denildiğinde akla hemen protez geliyor ancak bu her hasta için geçerli değil. Erken evrede birçok hasta cerrahi dışı yöntemlerle ya da koruyucu girişimlerle uzun yıllar rahat edebilir. Protez, genellikle son aşamada gündeme gelen bir seçenektir.' değerlendirmesini yaptı. </p><p>Diz kireçlenmesinde uygulanan cerrahi tedavilerin hastalığın evresine göre planlandığını vurgulayan Kuru, erken ve orta evrelerde tercih edilen koruyucu ve önleyici cerrahilerin kıkırdağın korunması ve eklem dengesinin sağlanmasına yönelik olduğunu ifade etti.</p><p>Kuru, artroskopik girişimler ve kıkırdak onarıcı işlemler sayesinde protez ihtiyacının uzun yıllar ertelenebildiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>İleri evre vakalarda ise diz protezinin yaşam kalitesini belirgin şekilde artıran etkili bir tedavi seçeneği olduğunu, ancak ilk seçenek olarak değil son basamak tedavi olarak değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Kuru, 'Erken ve orta evrelerde uygulanan girişimlerle protez ihtiyacı uzun yıllar ertelenebilir. En önemli nokta, hastaya özel doğru tedaviyi doğru zamanda planlamaktır.' ifadelerini kullandı. </p><p>- Cerrahi sonrası doğru egzersiz başarıyı belirliyor</p><p>Kuru, tedavi sürecinde cerrahi müdahale kadar ameliyat sonrası rehabilitasyonun da büyük önem taşıdığını aktararak, diz ekleminin yeniden güç kazanması, hareket açıklığının korunması ve protezin ömrünün uzatılmasında düzenli egzersiz programlarının belirleyici rol oynadığını vurguladı.</p><p>Hastaların doktor ve fizyoterapist kontrolünde uygulanan bilinçli egzersizlerle günlük yaşama daha hızlı ve güvenli şekilde dönebildiğini ifade eden Kuru ameliyat sonrası süreçte doğru egzersiz yapılmazsa tedaviden alınan verimin düşebileceğine işaret etti.</p><p>Diz ağrısının kader olmadığını ancak ihmal edildiğinde kalıcı sorunlara yol açabildiğini belirten Kuru, erken başvuru, doğru tedavi ve bilinçli takip sayesinde hem cerrahiden kaçınmanın hem de yaşam kalitesini uzun yıllar korumanın mümkün olduğunu kaydetti.</p><p>Kuru, 'Şikayetler geciktirilmeden değerlendirilirse hem cerrahiden kaçınmak hem de yaşam kalitesini uzun yıllar korumak mümkündür. Diz sağlığı için erken müdahale her zaman en değerli adımdır.' ifadesini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul</category>
      <guid>https://www.agrimemleket.com/diz-agrisi-eklemlerdeki-sorunla-ilgili-onemli-bir-uyari-olabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 18 Feb 2026 11:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrimemleketcom.teimg.com/crop/1280x720/agrimemleket-com/uploads/2026/02/agency/aa/diz-agrisi-eklemlerdeki-sorunla-ilgili-onemli-bir-uyari-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="24759"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilgi Üniversitesi pediatrik ağrı yönetimi konusunda uluslararası eğitime ev sahipliği yaptı]]></title>
      <link>https://www.agrimemleket.com/bilgi-universitesi-pediatrik-agri-yonetimi-konusunda-uluslararasi-egitime-ev-sahipligi-yapti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrimemleket.com/bilgi-universitesi-pediatrik-agri-yonetimi-konusunda-uluslararasi-egitime-ev-sahipligi-yapti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ege Yazgan: - 'HUPEDCARE Projesi, dijital dönüşümü ve uluslararası işbirliğini teşvik ederek pediatrik ağrı bakımında insani yaklaşımı güçlendirmeyi ve bilginin sürdürülebilir, yenilikçi yöntemlerle paylaşılmasını hedefliyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - İstanbul Bilgi Üniversitesi Hemşirelik Bölümü'nün partneri olduğu ve Avrupa Birliği tarafından finanse edilen 'HUPEDCARE- Pediatrik Ağrı Yönetimine İnsani Yaklaşımın Teşvik Edilmesinde Yükseköğretimin Rolü' projesinin ilk kapasite geliştirme eğitimi gerçekleştirildi.</p><p>Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, santralistanbul Kampüsü'nde düzenlenen eğitime 8 ülke ve 15 üniversiteden hemşireler, fizyoterapistler, hekimler ve psikologlar katıldı. Pediatrik ağrı bakımını iyileştirme ve pediatrik ağrıya yönelik yaklaşımları geliştirmeyi hedefleyen proje kapsamında düzenlenen eğitimde, pediatrik ağrının fizyolojisi ve psikolojik boyutları ele alındı.</p><p>Eğitimin açılış konuşmaları, İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ege Yazgan, HUPEDCARE Proje Koordinatörü Prof. Dr. Maria Sagrario Gomez ile HUPEDCARE Türkiye Proje Koordinatörü ve BİLGİ Hemşirelik Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Esengül Elibol tarafından gerçekleştirildi.</p><p>Altı oturumda gerçekleştirilen eğitimde, pediatrik ağrının fizyolojisi, ağrının değerlendirilmesinde kullanılan ölçekler, pediatrik ağrının yönetiminde nonfarmakolojik yaklaşımlar, pediatrik ağrının psikolojik yönleri ve şefkat temelli yaklaşımlarla ağrının azaltılması başlıklı konular ele alındı.</p><p>Kanıta dayalı teorik anlatımların yanı sıra takım çalışmaları, vaka tabanlı ve oyun tabanlı öğrenme gibi yöntemler kullanılarak yarışmalar düzenlendi.</p><p>HUPEDCARE Projesi, Türkiye, İspanya, Brezilya, Portekiz, Polonya, Mozambik, Peru ve Cabo Verde'deki partner üniversiteler arasında işbirliğini güçlendirmeyi, teknolojik kaynakların etkin kullanımı yoluyla pediatrik ağrı yönetiminde kanıta dayalı ve uygulamaya dönük bilgi üretimini desteklemeyi amaçlıyor.</p><p>Proje kapsamında 7 adet Teknolojik Öğrenme Merkezi (PedTECH) kurulması ve kapasite geliştirme eğitimleriyle kazanılan yetkinlikler doğrultusunda yeni eğitim içeriklerinin geliştirilmesi planlanıyor.</p><p>- ' Nitelikli sağlık profesyonellerinin yetiştirilmesini, temel sorumluluklarımız arasında görüyoruz'</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ege Yazgan, projenin stratejik açıdan büyük önem taşıdığını belirtti.</p><p>Yazgan, sağlık hizmetlerinin kalitesinin, toplumların geleceğini şekillendirmede kritik bir rol oynadığını aktararak, şunları kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Pediatrik bakım ise bu bağlamda özel bir öneme sahip. Pediatrik bakım, çocukların yalnızca hastalıklarının tedavisini değil, fiziksel, duygusal, bilişsel ve sosyal gelişimlerini kapsayan bütüncül bir yaklaşımı gerektiriyor. Bu anlayıştan hareketle tasarlanan HUPEDCARE Projesi, dijital dönüşümü ve uluslararası işbirliğini teşvik ederek pediatrik ağrı bakımında insani yaklaşımı güçlendirmeyi ve bilginin sürdürülebilir, yenilikçi yöntemlerle paylaşılmasını hedefliyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi olarak, nitelikli sağlık profesyonellerinin yetiştirilmesini, güçlü bilimsel ortaklıkların kurulmasını ve topluma anlamlı katkılar sunmayı temel sorumluluklarımız arasında görüyoruz.'</p><p>- 'Daha iyi bir gelecek için ortak bir inançla bu projeye başladık'</p><p>Proje Koordinatörü Prof. Dr. Maria Sagrario Gomez de projenin, uluslararası bir yapıya sahip olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:</p><p>'Hepimiz, özellikle pediatrik bakım alanında bakımın insanileştirilmesini merkeze alarak daha iyi bir gelecek için ortak bir inançla bu projeye başladık. Bu ilk kapasite geliştirme eğitiminin, bakımı farklı bir bakış açısıyla ele almamızı sağlaması, bilimsel ve insani bir perspektif kazandırarak yüksek nitelikli bir hizmet ve eğitim kalitesine katkı sunmasını bekliyoruz. Bu eğitim süreci yalnızca bizler için değil, AB için de büyük önem taşıyor. Çünkü tüm insanlık için daha iyi bir geleceğe ulaşmamızı sağlayacak bir kalite göstergesi niteliğinde.'</p><p>Projenin Türkiye Koordinatörü ve BİLGİ Hemşirelik Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Esengül Elibol da pediatrik ağrı yönetiminin yalnızca klinik bir mesele değil, aynı zamanda sosyal, etik ve duygusal bir sorumluluk olduğunu vurguladı.</p><p>Elibol, 'HUPEDCARE projesiyle geleceğin sağlık profesyonellerinin pediatrik ağrıyı empati, bilimsel titizlik ve güçlü bir insan onuru anlayışıyla yönetebilmelerini sağlamak amacıyla akademik kurumları ve sağlık profesyonellerini güçlendirmeyi hedefliyoruz. Proje ortağı bir üniversite olarak bu anlamlı çalışmaya katkı sunmaktan gurur duyuyoruz.' değerlendirmesinde bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKONOMİ, Istanbul</category>
      <guid>https://www.agrimemleket.com/bilgi-universitesi-pediatrik-agri-yonetimi-konusunda-uluslararasi-egitime-ev-sahipligi-yapti</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Feb 2026 12:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrimemleketcom.teimg.com/crop/1280x720/agrimemleket-com/uploads/2026/02/agency/aa/bilgi-universitesi-pediatrik-agri-yonetimi-konusunda-uluslararasi-egitime-ev-sahipligi-yapti.jpg" type="image/jpeg" length="94729"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[EGEÇEP'ten atık yönetiminde 'bilimsel ve yerinde çözüm' çağrısı:]]></title>
      <link>https://www.agrimemleket.com/egecepten-atik-yonetiminde-bilimsel-ve-yerinde-cozum-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrimemleket.com/egecepten-atik-yonetiminde-bilimsel-ve-yerinde-cozum-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- 'Önleyici, bilim temelli ve kamu yararını gözeten bir yaklaşım benimsenmeli' - 'İzmir'de, kentin atıklarını yönetebilecek kapasitede tesisler bulunmasına rağmen atıkların başka bir ile taşınması, yerinde yönetim ilkesinin önemini bir kez daha gündeme getirmiştir']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Ege Çevre Platformu (EGEÇEP) Ege Bölgesi'nde katı atıkların şehirler arası taşınmasının çevresel riskler doğurabileceğine dikkati çekerek, atık hiyerarşisine uygun, çevre ve halk sağlığını önceleyen bir yönetim anlayışının benimsenmesi gerektiğini bildirdi.</p><p>Ege Bölgesi'nde çevre sağlığı ve canlı yaşamının korunması konularına odaklanan ve bu konularda sivil toplum kuruluşlarıyla ortaklaşa çalışmalar yürüten EGEÇEP'ten yapılan yazılı açıklamada, bölgedeki katı atık yönetimine ilişkin son dönemde yaşanan gelişmelerin, çevre ve halk sağlığı açısından dikkatle ele alınması gerektiği belirtildi.</p><p>Açıklamada atık yönetiminde temel yaklaşımın, atık hiyerarşisine uygun hareket edilmesi ve atıkların kaynağına en yakın, yeterli kapasiteye ve teknik altyapıya sahip tesislerde yönetilmesi olduğuna işaret edilerek, son dönemde İzmir'de oluşan kentsel atıkların Manisa'ya taşındığı ve bu durumun bölgesel kapasite ve çevresel etkiler açısından soru işaretleri doğurduğu kaydedildi.</p><p>'İzmir'de, kentin atıklarını yönetebilecek kapasitede tesisler bulunmasına rağmen atıkların başka bir ile taşınması, yerinde yönetim ilkesinin önemini bir kez daha gündeme getirmiştir.' ifadelerine yer verilen açıklamada, atıkların şehirler arası taşınmasının taşıma sürecinde oluşan karbon salımı, bölgesel kapasite üzerindeki baskı ve çevresel riskler nedeniyle dikkatle planlanması gerektiği vurgulandı.</p><p>Açıklamada, özellikle Manisa gibi tarım alanları ve su kaynakları açısından hassas bölgelerde, atık yönetiminin mevcut kapasite ve teknik yeterlilikler doğrultusunda yürütülmesinin büyük önem taşıdığına işaret edildi.</p><p>- 'Önleyici, bilim temelli ve kamu yararını gözeten bir yaklaşım benimsenmeli'</p><p>Kapasitelere uygun hareket edilmemesi durumunda, uzun vadede çevre ve halk sağlığına ilişkin sorunların yaşanabileceğine yönelik bilimsel uyarıların olduğu hatırlatılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Önleyici, bilim temelli ve kamu yararını gözeten bir yaklaşım benimsenmeli. Katı atık bertaraf süreçlerinin ulusal ve uluslararası çevre standartlarına uygun şekilde yürütülmesi gerekiyor. Karbon salımı ve ortaya çıkabilecek kimyasal etkiler, hava, su ve toprak üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabilir. Ege Bölgesi'nde katı atık yönetimine ilişkin kararların, atık hiyerarşisi, bölgesel kapasite ve çevresel hassasiyetler gözetilerek ele alınması hem çevrenin hem de toplum sağlığının korunması açısından hayati önem taşıyor.'</p><p>Açıklamada değerlendirmelerine yer verilen EGEÇEP Çevre Mühendisi Faruk İşgenç, Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) yayımladığı 'Sağlığımızı Çöpe Atıyoruz: Katı Atıkların İnsan Sağlığı Üzerindeki Etkileri' başlıklı rapora da atıf yaparak, 'Bu raporda, yetersiz veya yanlış yönetilen katı atıkların ciddi halk sağlığı riskleri oluşturduğuna dikkat çekilirken, atıkların kapasiteye uygun, güvenli ve yerinde yönetilmesinin önemine vurgu yapıldığı hatırlatıldı.' ifadesini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, Istanbul</category>
      <guid>https://www.agrimemleket.com/egecepten-atik-yonetiminde-bilimsel-ve-yerinde-cozum-cagrisi</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Dec 2025 15:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrimemleketcom.teimg.com/crop/1280x720/agrimemleket-com/uploads/2025/12/agency/aa/egecepten-atik-yonetiminde-bilimsel-ve-yerinde-cozum-cagrisi.jpg" type="image/jpeg" length="13396"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Omuz ağrısıyla belirti veren akciğer kanserini immünoterapiyle yendi]]></title>
      <link>https://www.agrimemleket.com/omuz-agrisiyla-belirti-veren-akciger-kanserini-immunoterapiyle-yendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrimemleket.com/omuz-agrisiyla-belirti-veren-akciger-kanserini-immunoterapiyle-yendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medipol Bahçelievler Üniversite Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Abdullah Sakin: - 'Akciğer kanseri vakalarını 35-40 yaş grubunda da çok daha sık görmeye başladık. Bunun temel sebebi sigara içme yaşının düşmesi ve elektronik sigaranın gençler arasında yaygınlaşması']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - 'Omuz ağrısı' olarak düşündüğü hastalığının akciğer kanseri olduğunu öğrenen 43 yaşındaki Hakan Aydın, Medipol Bahçelievler Üniversite Hastanesi'nde uygulanan immünoterapi tedavisiyle sağlığına kavuştu.</p><p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, omuz ağrısı şikayeti bulunan Aydın'ın yapılan tetkiklerinde akciğer kanseri olduğu belirlendi.</p><p>Teşhisin ardından farklı merkezlerde tedavi arayışına giren Aydın, Medipol Bahçelievler Üniversite Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Abdullah Sakin'in takibinde başlanan tedavi sürecinin ardından hastalığı yenmeyi başardı.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Abdullah Sakin, Aydın'ın yoğun sigara öyküsü bulunan genç bir hasta olduğunu, küçük hücreli dışı akciğer kanseri tanısıyla kendilerine başvurduğunu anlattı.</p><p>Hastalığın ameliyat edilemeyecek düzeyde, lokal ileri evrede olduğunu aktaran Sakin, 'Kemoradyoterapi planladık ve iyi bir tedavi yanıtı aldık. Ardından yakın takibe aldık. Ancak sigara geçmişi olan bu grupta olduğu gibi nüks gelişti.' ifadelerini kullandı.</p><p>Sakin, nüks döneminde yapılan genetik testlerde hastanın immünoterapiye yüksek duyarlılık gösterdiğinin belirlendiğini kaydederek, 'Yaklaşık 1,5 yıldır immünoterapi alıyor. Son PET dahil tüm tetkiklerinde tam yanıt devam ediyor. Düzenli kontrol ve takip, tedavinin başarısında çok önemli.' değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Genç yaşta akciğer kanseri vakalarında artış görüldüğüne dikkati çeken Sakin, 'Artık 35-40 yaş grubunda da akciğer kanseri vakalarını çok daha sık görmeye başladık. Bunun temel sebebi sigara içme yaşının düşmesi ve elektronik sigaranın gençler arasında yaygınlaşmasıdır.' ifadelerine yer verdi.</p><p>Sakin, akciğer kanseri tedavisinde son yıllarda önemli gelişmeler yaşandığını vurgulayarak, 'Kemoterapi, immünoterapiler, akıllı ilaçlar ve hedefe yönelik ilaçlar elimizdeki en güncel yöntemler. İmmünoterapi özellikle uzun süreli yanıt sağlaması ve düşük yan etki profili ile önemli bir avantaj sunuyor.' bilgisini paylaştı.</p><p>- 'Bu süreçte en büyük moral desteğini doktorumdan gördüm'</p><p>Kanser teşhisi konulmasının ardından zorlu bir dönem yaşadığını belirten Hakan Aydın da tedavi sürecini şöyle anlattı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Süreç omzumdaki ağrıyla başladı. Araştırdım, en iyi nerede tedavi olabilirim diye çok düşündüm. Farklı bir hastaneye gittim ama istediğimi bulamadım. Sonra Abdullah Hocamız ile tanıştım. Bana hem tıbben hem insani olarak çok destek oldu. Çoğu kişi psikolojik destek almam gerektiğini söyledi ama ihtiyacım olmadı. Çünkü Abdullah Hocamız bana bir doktor gibi değil, bir ağabey gibi yaklaştı. Moralimin tedavinin önemli bir parçası olduğunu hep söyledi. Bu süreçte en büyük moral desteğini ondan gördüm.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul</category>
      <guid>https://www.agrimemleket.com/omuz-agrisiyla-belirti-veren-akciger-kanserini-immunoterapiyle-yendi</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Dec 2025 10:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrimemleketcom.teimg.com/crop/1280x720/agrimemleket-com/uploads/2025/12/agency/aa/omuz-agrisiyla-belirti-veren-akciger-kanserini-immunoterapiyle-yendi.jpg" type="image/jpeg" length="19628"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beyin tümörlerinde baş ağrısı ve kusma kritik uyarı işareti olabilir]]></title>
      <link>https://www.agrimemleket.com/beyin-tumorlerinde-bas-agrisi-ve-kusma-kritik-uyari-isareti-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrimemleket.com/beyin-tumorlerinde-bas-agrisi-ve-kusma-kritik-uyari-isareti-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medipol Üniversitesi Pendik Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Cevdet Gökçek: - 'Bulantı, kusma, baş ağrısı, baş dönmesi, sara nöbetleri, kişilik değişiklikleri, hafıza ve görme bozuklukları, anormal göz hareketleri ve kulakta çınlama beyin tümörlerinin en sık görülen belirtileri arasında']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medipol Üniversitesi Pendik Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Cevdet Gökçek, beyin tümörlerinde baş ağrısı, kusma ve nöbet gibi belirtilerin erken tanı açısından kritik öneme sahip olabileceğini belirtti.</p><p>Medipol Sağlık Grubu'ndan yapılan açıklamaya göre, beyin tümörleri, beynin dokusundan, çevresindeki zarlardan veya kafatasından kaynaklanabildiği gibi farklı organlardaki kanserlerin beyne yayılmasıyla da oluşabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Dr. Öğr. Üyesi Cevdet Gökçek, basit migren şikayetlerinin bile zaman zaman ciddi bir tablonun ilk işareti olabileceğini belirtti.</p><p>Özellikle yeni ortaya çıkan baş ağrısına kusma ve nöbetlerin eklenmesinin beyin tümörüyle ilişkilendirilebileceğini vurgulayan Gökçek, 'Akciğer, meme ve böbrek gibi organlardaki bazı tümörler beyne metastaz yapabilir. Ayrıca bazı kan hastalıkları lenfoma gibi beyinde kendini gösterebilir.' ifadelerini kullandı.</p><p>Beyin tümörlerinin çok çeşitli belirtilerle ortaya çıkabileceğini aktaran Gökçek, 'Bulantı, kusma, baş ağrısı, baş dönmesi, sara nöbetleri, kişilik değişiklikleri, hafıza ve görme bozuklukları, anormal göz hareketleri ve kulakta çınlama beyin tümörlerinin en sık görülen belirtileri arasında.' değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Gökçek, tanı sürecinde beyin tümörlerinin doğru şekilde görüntülenebilmesi için MR'ın şart olduğuna dikkati çekerek, kapalı alan korkusu olan hastalar için tomografinin kısa sürede bilgi verebildiğini ancak beyin tümörlerinin doğru şekilde tespiti ve lokalizasyonu için MR'ın şart olduğunu kaydetti. </p><p>Tedavide cerrahinin çoğu vakada ilk yöntem olduğuna işaret eden Gökçek, şu ifadeleri kullandı:<br></p><p>'Günümüzde beyin tümörlerinin en etkili tedavi metodu cerrahidir. Beyin zarlarından kaynaklanan iyi huylu tümörler tamamen çıkarılırsa sonuçlar oldukça başarılı oluyor. Beynin kendi dokusundan çıkan tümörlerde ise cerrahi yaşam süresini uzatıyor. Cerrahinin yanı sıra radyoterapi ve kemoterapi de uygulanabiliyor.'</p><p>Gökçek, uzun süren veya yeni başlayan baş ağrısı, kusma, kulakta çınlama, görme bozukluğu ve nöbet gibi bulgular yaşayanların zaman kaybetmeden uzman değerlendirmesi alması gerektiğini, erken tanının hayat kurtardığını ve tedavi şansını artırdığını belirtti. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul</category>
      <guid>https://www.agrimemleket.com/beyin-tumorlerinde-bas-agrisi-ve-kusma-kritik-uyari-isareti-olabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Dec 2025 11:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrimemleketcom.teimg.com/crop/1280x720/agrimemleket-com/uploads/2025/12/agency/aa/beyin-tumorlerinde-bas-agrisi-ve-kusma-kritik-uyari-isareti-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="22843"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Okul kaygısı ve stres çocuklarda karın ağrısına neden olabiliyor]]></title>
      <link>https://www.agrimemleket.com/okul-kaygisi-ve-stres-cocuklarda-karin-agrisina-neden-olabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrimemleket.com/okul-kaygisi-ve-stres-cocuklarda-karin-agrisina-neden-olabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Çocuk Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Nevzat Aykut Bayrak: - 'Çocuklarda bağırsaklar ikinci beyin olarak adlandırılır. Beyin ve bağırsak arasındaki sinir ağı, stres ve duygusal yüklenmelerden doğrudan etkilenir']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Çocuk Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Nevzat Aykut Bayrak, stres, okul kaygısı ve yanlış beslenmenin çocuklarda karın ağrısını tetikleyebileceğini ve doğru tanının kritik olduğunu belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, hem acil hem de gündüz polikliniklerine sık başvuru nedenlerinden biri olarak öne çıkan çocuklardaki karın ağrısı, her zaman ciddi bir hastalığın habercisi olmayabiliyor.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen, Doç. Dr. Nevzat Aykut Bayrak, çocuk gastroenteroloji polikliniklerine başvuran her 10 çocuktan 4'ünün karın ağrısı nedeniyle geldiğini ve acillerde de en sık yakınmalardan birinin karın ağrısı olduğunu kaydetti.</p><p>Bayrak, karın ağrısının nedenlerini ayırt etmenin kritik olduğunu vurgulayarak, 'Fonksiyonel karın ağrısı uydurma değil, beynin ve bağırsakların birlikte verdiği gerçek bir tepkidir. Çocuklarda bağırsaklar ikinci beyin olarak adlandırılır. Beyin ve bağırsak arasındaki sinir ağı, stres ve duygusal yüklenmelerden doğrudan etkilenir.' ifadelerini kullandı.</p><p>Bu durumun uzun sürmesinin çocuğun dokularına zarar verebileceğine dikkati çeken Bayrak, okul kaygısının, sınav stresinin, aile içi durumlar gibi psikolojik etkenlerin de bu ağrıyı tetikleyebileceğini anlattı.</p><p>Bayrak, beslenme alışkanlıklarının da karın ağrısını tetikleyebileceğine işaret ederek, 'Abur cubur ve paketli gıdalar, çikolata, cips, gazlı içecekler karın ağrısını tetikleyebilir, sebze ve liften fakir beslenme ise kabızlığı artırarak tabloyu ağırlaştırabilir. Beslenmeye dikkat etmek şart.' değerlendirmelerinde bulundu.</p><p>Karın ağrısının çocuğu gece uykudan uyandırması, oyununu bırakmasına yol açması, kusmanın görülmesi, dışkıda kan görülmesi veya çocukta yeterli büyüme görülmemesi durumlarında mutlaka detaylı araştırılmanın yapılması gerektiğinin altını çizen Bayrak, şunları kaydetti:</p><p>'Bunlar altta yatan ciddi hastalıkların habercisi olabilir. Fonksiyonel karın ağrılarında tedavinin amacı ağrıyı tamamen yok etmek değil, çocuğun yaşam kalitesini arttırmaktır. Tedavide en güçlü ilaç sabır, anlayış ve güven duygusudur. Çocuğun kaygısını azaltmak, doğru ve düzenli yaşam tarzını desteklemek çoğu zaman en etkili tedavidir. Altta yatan bir hastalık varsa, nedenine yönelik tedavi ve beslenme düzenlemeleri uygulanmalı. Uyku düzeni, beslenme ve yaşam şekli değişiklikleri ile kaygı yönetimi bu süreçte kritik. Her karın ağrısında bir hastalık aramak yerine, öncelikle çocuğumuzun hikayesini dinlemek unutulmamalı.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul</category>
      <guid>https://www.agrimemleket.com/okul-kaygisi-ve-stres-cocuklarda-karin-agrisina-neden-olabiliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 06 Dec 2025 10:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrimemleketcom.teimg.com/crop/1280x720/agrimemleket-com/uploads/2025/12/agency/aa/okul-kaygisi-ve-stres-cocuklarda-karin-agrisina-neden-olabiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="80915"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BM yetkililerinden su ve gıda israfıyla mücadelede işbirliği çağrısı]]></title>
      <link>https://www.agrimemleket.com/bm-yetkililerinden-su-ve-gida-israfiyla-mucadelede-isbirligi-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrimemleket.com/bm-yetkililerinden-su-ve-gida-israfiyla-mucadelede-isbirligi-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- BM Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) Başkan Yardımcısı Gerardine Mukeshimana: - 'Üretilen gıdanın israfı, aynı zamanda su, enerji, iş gücü ve yaşam kaybı anlamına geliyor. Gıda israfı ve su kaybı büyüyen bir insani kriz. Hiçbir ülke ya da hiçbir kuruluş bu sorunu tek başına çözemez' - UN-Habitat İcra Direktörü Ofisi Özel Kalem Müdürü Erfan Ali: - 'Türkiye'yi COP31'in başarılı ev sahipliği teklifi için tebrik ediyorum. Türkiye'deki Sıfır Atık Girişimi ve diğer inisiyatiflerin, COP31 gibi başarılı bir küresel etkinliğin temel taşlarını oluşturduğunu düşünüyorum']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - YETER ADA ŞEKO - Üst düzey Birleşmiş Milletler (BM) yetkilileri, küresel gıda krizine karşı su ve gıda israfının önüne geçilmesi için işbirliklerine olan ihtiyaca dikkati çekti.</p><p>Sıfır Atık Hareketi'nin kurucusu ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Emine Erdoğan'ın himayelerinde, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Sıfır Atık Vakfı işbirliğinde İstanbul'da 'Gıda ve Su İsrafını Önlemek-Geleceği Sahiplenmek' temalı Yüksek Düzeyli Tarım Bakanları Paneli gerçekleştirildi.</p><p>Panelde farklı ülkelerden gelen tarım bakanları ve BM'nin çeşitli programlarının temsilcileri yer aldı.</p><p>Panele katılan BM Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD) Başkan Yardımcısı Gerardine Mukeshimana ve BM İnsan Yerleşimleri Programı (UN-Habitat) İcra Direktörü Ofisi Özel Kalem Müdürü, Bölgesel Programlar Bölümü Direktör Vekili Erfan Ali, gıda ve su israfıyla mücadele konusunda AA muhabirine değerlendirmede bulundu.</p><p>Gıdanın korunma sürecinin üretim aşamasında başladığına dikkati çeken Mukeshimana, iklim değişikliğinin mahsul kaybı üzerinde etkili olduğunu söyledi.</p><p>Mukeshimana, insanlığın ekmek sepetini büyük çoğunlukla tahılların oluşturduğuna işaret ederek, 'Öte yandan tahıllar çok su tüketen bitkiler. İklim değişikliyle nehirler kuruyor, yağış düzenleri bozuluyor. Bunun sonucundaysa tahıl verimliliğinde önemli ölçüde azalma görüyoruz.' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Üretilen gıdanın israf olmaması gerektiğinin altını çizen Mukeshimana, 'Sıfır atık bağlamında düşündüğümüzde, gelişmekte olan ülkelerde üretilen gıdanın yüzde 30'u israf ediliyor. Üretilen bu gıdanın israfı, aynı zamanda su kaybı, enerji kaybı, iş gücü kaybı ve yaşam kaybı anlamına geliyor. Zira biliyoruz ki, 700 milyona yakın insan yatağa aç giriyor.' ifadesini kullandı.</p><p>Mukeshimana, yetersiz beslenmenin beraberinde birçok sağlık problemini getirdiğini ve özellikle gelişme çağındaki çocukların bu durumdan daha olumsuz etkilendiğini de kaydetti.</p><p>Gıda israfı ve su kaybının büyüyen bir insani kriz olduğunun altını çizen Mukeshimana, 'Hiçbir ülke ya da kuruluş bu sorunu tek başına çözemez. Bu durum söz konusu olduğunda uluslararası işbirliklerine ihtiyaç duyulmaktadır.' diye konuştu.</p><p>- İklim finansmanı küçük üreticilere ulaşmalı</p><p>Mukeshimana, IFAD'ın öncelikli olarak küçük ölçekli üreticileri desteklemeye çalıştığını, üretimin artması ve üreticilerin pazara erişimini kolaylaştırmak için çeşitli çalışmalar yürüttüklerini aktardı.</p><p>Üreticilerin finansman desteğine ihtiyaç duyduğuna işaret eden Mukeshimana, şunları kaydetti:</p><p>'Gördüğümüz kadarıyla, mevcut iklim değişikliği koşullarında küçük ölçekli çiftçiler ihtiyaç duydukları finansmana ulaşamıyor. Bu nedenle, iklim adaptasyonu finansmanının bu çiftçilere ulaştırılmasını gerçekten istiyoruz. Çünkü iklim değişikliği finansmanı kapsamında, küçük ölçekli çiftçilere yüzde 1'den daha az bir oran ulaşmaktadır. Oysa ki, küresel gıda arzının yüzde 30'unu bu çiftçiler üretiyor.'</p><p>- 'Şehirlerde küresel olarak üretilen gıdanın neredeyse yüzde 70'i tüketiliyor'</p><p>UN-Habitat İcra Direktörü Ofisi Özel Kalem Müdürü Erfan Ali de özellikle şehirlerdeki gıda israfının boyutuna dikkati çekerek, 'Bugün dünya genelindeki şehirlerde küresel olarak üretilen gıdanın neredeyse yüzde 70'i tüketiliyor. Aynı zamanda, bu üretimin üçte biri israf ediliyor. Bu nedenle, birbirimizden öğrenmek, bilgi alışverişinde bulunmak ve bu büyük sorunu çözebilecek girişimler oluşturmak büyük önem taşıyor.' değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Gıda israfının birçok başka israfı da getirdiğine işaret eden Ali, 'Bugün gıda israfından bahsettiğimizde, su israfı da özellikle kentsel alanlarda eş zamanlı olarak büyük ve önemli bir sorun teşkil ediyor. Bu noktada global girişimler önemli. Türkiye'de başlatılan ve bugün çok sayıda ortağın katılımıyla küresel bir nitelik kazanan 'Sıfır Atık Girişimi' gibi inisiyatifler bu konuda büyük önem taşıyor.' diye konuştu.</p><p>Ali, farklı düzeylerde birçok işbirliğine ihtiyaç olduğunu belirterek, 'Hükümetlerin farklı kademelerinde, ulusal, yerel hatta topluluk düzeyinde işbirlikleri olmalı. Özel sektör ve sivil toplum kuruluşları da bu süreç içerisinde olmalı. Dolayısıyla, israf edilen gıda ve su ile ilgili sorunları çözmek için herkesin işbirliği yapmasına ihtiyacımız var.' ifadesini kullandı.</p><p>Şehirlerdeki gıda israfının önüne geçmek için temel hizmetler, altyapı sistemleri gibi konularda entegre ve etkili politikalara ihtiyaç duyulduğunun altını çizen Ali, bunların etkili şekilde yapılabilmesi için veriye ihtiyaç duyulduğunu, bu bağlamda yeni teknolojilerden ve yapay zekadan yararlanılması gerektiğini söyledi.</p><p>- 'Türkiye'yi COP31'in başarılı ev sahipliği teklifi için tebrik ediyorum'</p><p>Ali, Şimdiye kadar oluşturulan işbirliklerinin Türkiye'nin ev sahipliği ve başkanlığında gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı (COP31) sürecine taşınması gerektiğine dikkati çekerek, 'Öncelikle, Türkiye'yi COP31'in başarılı ev sahipliği teklifi için tebrik ediyorum. Türkiye geçmişte çok sayıda küresel etkinliğe ve son derece önemli girişimlere ev sahipliği yapmıştır. Türkiye'deki Sıfır Atık Girişimi ve diğer inisiyatiflerin, COP31 için başarılı bir küresel etkinliğin temel taşlarını oluşturduğunu düşünüyorum.' dedi.</p><p>COP zirvelerinin deneyim ve tecrübe aktarımı için önemli platformlar olduğunu hatırlatan Ali, şöyle devam etti:</p><p>'Özellikle Türkiye'de şehirlerdeki deneyimler yerel iklim eylemlerinin ele alınması açısından büyük ve başarılı deneyimleri temsil ediyor. İstanbul, İzmir, Ankara, Gaziantep ve hatta daha küçük ve orta ölçekli şehirler dahil olmak üzere birçok belediyede döngüsellik oluşturma, entegre katı atık yönetimi ve entegre su yönetimi konularında çok ilginç ve başarılı girişimleri takip ediyoruz. Bu nedenle, Türkiye'den gelen bu deneyimlerin sunulması ve aynı zamanda küresel deneyimlerin, küresel ortaklıkların ve ağların COP31 aracılığıyla bir araya getirilmesinin, oldukça başarılı bir COP31 için önemli bir fırsat ve potansiyel teşkil ettiğini düşünüyoruz. Bu başarılı küresel konferansı gerçekleştirmek için Türk ortaklarla birlikte çalışmayı dört gözle bekliyoruz.' <br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, Istanbul</category>
      <guid>https://www.agrimemleket.com/bm-yetkililerinden-su-ve-gida-israfiyla-mucadelede-isbirligi-cagrisi</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Dec 2025 11:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrimemleketcom.teimg.com/crop/1280x720/agrimemleket-com/uploads/2025/12/agency/aa/bm-yetkililerinden-su-ve-gida-israfiyla-mucadelede-isbirligi-cagrisi.jpg" type="image/jpeg" length="78938"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Migros'tan gıda arzında yerel üretime destek çağrısı]]></title>
      <link>https://www.agrimemleket.com/migrostan-gida-arzinda-yerel-uretime-destek-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrimemleket.com/migrostan-gida-arzinda-yerel-uretime-destek-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Migros Grubu İcra Başkanı Özgür Tort: - 'İnanıyorum ki, Türkiye'nin rekabet gücüne güç katmak ancak yerel üretimde kararlılıkla mümkün olur']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Migros Grubu İcra Başkanı Özgür Tort, gıda arzında sürdürülebilirlik için yerel üretime daha fazla destek verilmesi gerektiğini belirtti.<br></p><p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, Migros, Gıda Perakendecileri Derneği'nin (GPD) gıda ekosisteminin paydaşlarını bir araya getirdiği, bu yıl 'Her Ürün Bir Güven Eseri' temasıyla gerçekleştirilen 11. Ortak Gelişim Kongresi'nde yer aldı.<br></p><p>Özgür Tort, kongrenin 'Ortak Akıl, Ortak Gelecek: Liderlerin Yol Haritası' oturumunda, gıda arzında sürdürülebilirlik konusunda görüşlerini aktardı.</p><p>Açıklamada oturumdaki görüşlerine yer verilen Tort, dünyada artan nüfus karşısında gıda arzının yetersiz hale geldiğine değindi.<br></p><p>Tort, gıda arzında sürdürülebilirlik için yerel üretime daha fazla destek verilmesi gerektiğini, tüm perakendecilerin taze gıda ve temel ihtiyaç ürünlerinde sahada satın almayı ve yerele yönelmeyi geliştirmesi gerektiğini vurguladı.<br></p><p>Kelebek etkisiyle yerli üretim hamlesi yaratma gücüne sahip olduklarını kaydeden Tort, şöyle devam etti:<br></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'İlk etapta karlı olmayabilir hatta çok daha meşakkatli olacaktır. Ancak bu irade meselesi. Arz güvenliğimiz için yerele yönelip, verimliliğe odaklanarak uzun vadede fayda sağlarız. Yerli mercimek projemiz, bunun en güzel örneği. Ülkemiz, mercimeğin ata toprağı. Yerli mercimek için Kayserili üreticiler, kamu kurumları ve Kayseri Şeker ile işbirliği yaptık. Şeker pancarından bir yıl boşa düşen tarlaya yerli mercimek ektik. Mercimek, araziye faydalı mineraller bıraktı ve tarlanın verimi de arttı. Yerelleşme çalışmalarımıza, barbunya ve patatesle devam ediyoruz. Bu konuda hedefimizi de koyduk. 'Gelecek yıl tüm Migros markalı ürünler, sadece yerli ürün olacak.' dedik. İnanıyorum ki, Türkiye'nin rekabet gücüne güç katmak ancak yerel üretimde kararlılıkla mümkün olur.'<br></p><p>- 'Her ürünü izlenebilir kılmak mümkün'</p><p>Ürünü güvence altına almak için izlenebilirliğin önemini vurgulayan Tort, halihazırda gelinen teknoloji noktasında her ürünü izlenebilir kılmanın mümkün olduğunu belirtti.</p><p>Tort, küresel ticaret standartlarını geliştiren ve uygulayan uluslararası, kar amacı gütmeyen kuruluş GS1 ile ürün datasına ulaşabildiklerine dikkati çekerek, 'Her üretici, ürünü GS1'e tanımlatmalı. Müşteri, bu sisteme tanıtılan ürünleri ilk adımdan itibaren takip edebilir hale geliyor. MİGET'de ürettiğimiz Uzman Kasap et ürünlerimiz de bu teknolojiyle QR kod sayesinde menşei, kesim yeri gibi tüm adımları gösteriyor.' ifadelerini kullandı.</p><p>Gıda israfının tarla, market ve ev olmak üzere üç ayağı bulunduğuna işaret eden Tort, sözlerini şöyle tamamladı:</p><p>'Market tarafında israfın önüne geçmek amacıyla 2018'de yola çıktık. 2030'a kadar israfı yüzde 50 azaltma hedefi koyduk. Ortaya koyduğumuz kararlılıkla, 2024'te israfı yüzde 33 gibi yüksek bir oranda azalttık. Burada makineleşme ve siparişleri doğru yönetmek, işin başında geliyor. Sonrasında ise belli olgunluğa gelen ürünleri indirime almak ve uygun ürünlerin bağışa gitmesi gerekiyor. Peki, tarlada kalan ürün ne olacak? Oradaki çözüm de bizim uzun yıllardır yaptığımız gibi, alım garantili tarım modeliyle ilerlemek. Son olarak, ev tüketimindeki imhayı azaltmak için meyve sebzede porsiyon bazlı değişiklikler yapıyoruz. Gurmepack markamızla tek öğünlük sağlıklı hazır yemeklerle atık gıda oluşumunun önüne geçiyoruz.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKONOMİ, Istanbul</category>
      <guid>https://www.agrimemleket.com/migrostan-gida-arzinda-yerel-uretime-destek-cagrisi</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Nov 2025 19:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrimemleketcom.teimg.com/crop/1280x720/agrimemleket-com/uploads/2025/11/agency/aa/migrostan-gida-arzinda-yerel-uretime-destek-cagrisi.jpg" type="image/jpeg" length="15520"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kasıkta hissedilen şişlik ve ağrı kasık fıtığı belirtisi olabilir]]></title>
      <link>https://www.agrimemleket.com/kasikta-hissedilen-sislik-ve-agri-kasik-fitigi-belirtisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrimemleket.com/kasikta-hissedilen-sislik-ve-agri-kasik-fitigi-belirtisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medipol Koşuyolu Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Yılmaz: - 'Kasıkta şişlik ve ağrı en sık görülen belirtilerdir. Şiddetli ve devam eden ağrı fıtığın boğulması anlamına gelebilir']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medipol Koşuyolu Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Yılmaz, kasıkta hissedilen şişlik ve ağrının kasık fıtığının belirtisi olabileceğini ve sorunun zamanında tedavi edilmediğinde ciddi sağlık riskleri doğurabileceğini belirtti.</p><p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen, Prof. Dr. Yılmaz, fıtığın özellikle erkeklerde sık görüldüğünü ve yalnızca cerrahi müdahaleyle tedavi edilebildiğini vurguladı.</p><p>Yılmaz, kasık fıtığının karın zarının yırtılması sonucu karın içi dokularının dışarıya balonlaşmasıyla belirti verdiğine dikkati çekerek, 'Hastalığın temel nedeni kasık bölgesindeki zayıflıktır. Erkeklerde anne karnında yumurtalıkların karın içinden torbaya doğru inmesi sırasında bu bölgede zayıflık oluşur ve ileride fıtığa yol açabilir. Doğuştan da görülebilir. Her yaş grubunda olabilir ancak özellikle erkeklerde ve ileri yaşlarda daha sık görülür.' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Öksürük, kronik kabızlık, akciğer veya prostat sorunları ve karın içi basıncını artıran ağır kaldırma gibi durumların fıtığı tetikleyebildiğine işaret eden Yılmaz, şunları kaydetti:</p><p>'Her ağır kaldıran fıtık olmaz. Bazen zayıf bölgeye bardağı taşıran son damla gibi etki eder. Fıtığın tanısı çoğunlukla muayene ile konulur, ultrason her zaman şart değildir. Ağrı yürürken artabilir, şişlik ise hasta yattığında kaybolabilir. Kasıkta şişlik ve ağrı en sık görülen belirtilerdir. Şiddetli ve devam eden ağrı fıtığın boğulması anlamına gelebilir. Boğulma, bağırsak veya başka organların sıkışması demektir ve hayati tehdit oluşturabilir.</p><p>Böyle durumlarda derhal hastaneye başvurulmalıdır. Fıtık tedavisinin tek yolu cerrahi müdahaledir, ameliyatta kapalı ve açık yöntemler kullanılabilir. Tek taraflı fıtıklarda açık yöntem idealdir. İki taraflı veya nüks fıtıklarda kapalı yöntem daha avantajlıdır. Yeni 'yamalı yöntemlerle' nüks oranı sıfırlanmıştır ve hastalar sorunsuz iyileşir. Bizim hastanemizde her iki yöntemi de başarıyla uyguluyoruz.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul</category>
      <guid>https://www.agrimemleket.com/kasikta-hissedilen-sislik-ve-agri-kasik-fitigi-belirtisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Nov 2025 11:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrimemleketcom.teimg.com/crop/1280x720/agrimemleket-com/uploads/2025/11/agency/aa/kasikta-hissedilen-sislik-ve-agri-kasik-fitigi-belirtisi-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="56571"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sırt bölgesindeki kemik ağrısı kemik erimesinin habercisi olabilir]]></title>
      <link>https://www.agrimemleket.com/sirt-bolgesindeki-kemik-agrisi-kemik-erimesinin-habercisi-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrimemleket.com/sirt-bolgesindeki-kemik-agrisi-kemik-erimesinin-habercisi-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Bayındır Kavaklıdere Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mahmut Nafiz Akman: - 'Kemik erimesi menopoz sonrası kadınlarda sık görülüyor. Ayrıca erken ya da cerrahi nedenlerle gerçekleşen menopoz da kadınlarda kemik erimesi riskini artırıyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Bayındır Kavaklıdere Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mahmut Nafiz Akman, sırt bölgesinde görülen kemik ağrısının, kemik erimesinin (osteoporoz) erken belirtisi olabileceğini, hastalığın bazı kişilerde ise hiçbir belirti vermeden ilerleyebildiğini belirtti. </p><p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Akman, 20 Ekim Dünya Osteoporoz Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulundu.</p><p>Akman, kemik erimesinde en sık ve erken karşılaşılan yakınmanın daha çok sırt bölgesinde ortaya çıkan belirgin kemik ağrısı olduğuna dikkati çekerek, sorunun, bazı hastalarda ise hiçbir belirti vermeyerek sinsice ilerleyebildiği vurguladı. </p><p>Kemik yapımıyla yıkımı arasındaki dengenin bozularak kemik kaybının hızlanmasının ve kişinin erişkin yaştaki zirve kemik kütlesinin düşük olmasının kemik erimesine yol açabildiğini kaydeden Akman, 'Kemik erimesi menopoz sonrası kadınlarda sık görülüyor. Ayrıca erken ya da cerrahi nedenlerle gerçekleşen menopoz da kadınlarda kemik erimesi riskini artırıyor.' ifadelerini kullandı.<br></p><p>Akman, ileri yaştaki erkeklerde de kemik erimesinin ortaya çıktığını belirterek, şu bilgileri paylaştı:</p><p>'İleri yaş ve kadın cinsiyet, genetik yatkınlığın, yetersiz D vitamini ve kalsiyum alımı, aşırı alkol, sigara ve kafein tüketimi, hareketsiz yaşam, güneş ışığına az maruz kalma, kortizon gibi bazı ilaçların uzun süreli kullanımı kemik erimesi riskini artırıyor. Yanı sıra bazı endokrinolojik bozukluklar, bağırsak emilim bozuklukları, romatizmal hastalıklar, kronik böbrek ve karaciğer hastalıkları da osteoporoza yol açabiliyor.'<br></p><p>- 'Kalsiyum ve D vitamini yönünden zengin beslenilmeli'<br></p><p>Akman, hastalık ilerledikçe boyda kısalma ve sırtta yuvarlaklıklığın arttığının altını çizerek, 'Kırık geliştiğinde ise ani ve şiddetli ağrı ortaya çıkar. En sık sırt omurlarında çökme tarzında kırık görülürken, el bileği ve kalça kırıklarına da sıkça rastlanır. Omurga kırıkları, gövdede öne eğilmeye ve kamburlaşmaya yol açabilir.' uyarısında bulundu.<br></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Menopoz sonrası kadınların ve 65 yaş üzerindeki erkeklerin düzenli kemik mineral yoğunluğu ölçümü yaptırmaları gerektiğine dikkati çeken Akman, bu ölçümün kolay ve ağrısız olduğunu, kısa sürede kemik kütlesindeki azalmayı ortaya çıkardığını aktardı.</p><p>Akman, kemik erimesi tedavisine ilişkin bilgi vererek, 'Osteoporoz tedavisinde son yıllarda, çöken omur içine çimento enjeksiyonu ile hızlı rahatlama sağlanabiliyor. Bunun dışında korse, ağrı kesiciler, cerrahi yöntemler ve ilaç tedavileri de uygulanıyor.' değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Erken teşhis, dengeli beslenme, düzenli egzersiz ve uygun tedavi yöntemleriyle osteoporozun neden olduğu kırıkların ve yaşam kalitesindeki düşüşün önlenebileceğini belirten Akman, kemik erimesinden korunma yöntemlerini şöyle sıraladı:</p><p>'Kalsiyum ve D vitamini yönünden zengin beslenilmeli. Düzenli egzersiz ve postürü korumaya yönelik çalışmalar yapılmalı. Her gün 20-40 dakika tempolu yürüyüş ihmal edilmemeli. Denge bozukluğu olanlarda özel tedavi sağlanmalı. Evde kaymaya veya düşmeye sebep olabilecek objeler kaldırılmalı ve aydınlatmaya dikkat edilmeli.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul</category>
      <guid>https://www.agrimemleket.com/sirt-bolgesindeki-kemik-agrisi-kemik-erimesinin-habercisi-olabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Oct 2025 11:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrimemleketcom.teimg.com/crop/1280x720/agrimemleket-com/uploads/2025/10/agency/aa/sirt-bolgesindeki-kemik-agrisi-kemik-erimesinin-habercisi-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="96025"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Küme baş ağrısı mevsim geçişlerinde etkisini artırıyor]]></title>
      <link>https://www.agrimemleket.com/kume-bas-agrisi-mevsim-gecislerinde-etkisini-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrimemleket.com/kume-bas-agrisi-mevsim-gecislerinde-etkisini-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Nöroloji Bölümü'nden Doç. Dr. Buse Çağla Arı: - 'Atak tedavisinde en etkili yöntemlerden biri yüksek doz oksijen vermektir']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Nöroloji Bölümü'nden Doç. Dr. Buse Çağla Arı, mevsim geçişlerinde ortaya çıkan ve göz çevresinde yoğunlaşan küme baş ağrılarının, en çok erkeklerde görüldüğünü bu ağrıların uykusuzluk, stres, açlık ve alkol gibi etkenlerle tetiklenebileceğini belirtti.</p><p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Doç. Dr. Buse Çağla Arı, halk arasında nadir bilinse de küme baş ağrılarının, hastaların şiddetini 'kafamı duvarlara vurmak istiyorum' sözleriyle tarif ettiği en zorlayıcı baş ağrısı türlerinden biri olduğunu kaydetti.</p><p>Arı, çoğunlukla erkeklerde ve mevsim geçişlerinde ortaya çıkan bu ağrının ataklarının, genellikle sabaha karşı başladığını ve göz çevresi, alın ile şakaklarda yoğunlaştığını aktardı.</p><p>Küme baş ağrısını migrenden ayıran en önemli özelliğin, ağrıya gözde kızarma, göz kapağında düşme ve burun akıntısı gibi belirtilerin eşlik etmesi olduğunu anlatan Arı, 'Uykusuzluk, stres, açlık ve alkol gibi faktörler ağrıların başlıca tetikleyicileri arasında yer alırken, tedavi atak ve koruyucu yöntemlerle planlanıyor.' ifadelerini kullandı.</p><p>- 'Her bir atak 15 dakikadan başlayıp 3 saate kadar sürebilir'</p><p>Doç. Dr. Arı, küme baş ağrılarının, nörologların iyi bildiği fakat halk arasında çok fazla tanınmayan, primer (iyi huylu) baş ağrılarından biri olduğunu belirterek, ağrının genellikle tek taraflı olduğunu vurguladı.</p><p>Hastalığın, mevsimsel geçiş dönemlerinde (ilkbahardan yaza, yazdan sonbahara geçişlerde) ortaya çıktığının altını çizen Arı, şu bilgileri paylaştı:</p><p>'Ataklar halinde gelen bu baş ağrıları çoğunlukla sabaha karşı başlar ve hastayı uykudan uyandırır. Göz çevresinde, alında veya şakakta hissedilir. Zonklayıcı karakterde olup şiddeti çok fazladır. Hatta bazı hastalar, 'Ağrıdan kafamı duvarlara vurmak istiyorum.' şeklinde tarif edebilir. Ağrılar kısa süreli fakat sık tekrarlayan ataklar halinde seyreder. Gün içinde birden çok kez yaşanabilir. Her bir atak 15 dakikadan başlayıp 3 saate kadar sürebilir. Özellikle alkol, uykusuzluk, stres ve açlık gibi durumlar atakları tetikleyebilir.'</p><p>- 'Bulgular atak sona erdiğinde kayboluyor'</p><p>Doç. Dr. Arı, bulguların atakla eş zamanlı başladığını ve atak sona erdiğinde kaybolduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Küme baş ağrıları en çok erkeklerde görülür. Mevsim geçişlerinde, otonomik bulgularla birlikte zonklayıcı baş ağrısı tarifleyen, atakların süresi ve sıklığı belirgin olan hastalarda bu tanıya yöneliriz. Tedaviyi ikiye ayırıyoruz; atak tedavisi ve uzun süreli koruyucu tedavi. Atak tedavisinde en etkili yöntemlerden biri yüksek doz oksijen vermektir. Bunun dışında bazı ağrı kesiciler ve migrene özel ilaçlar da kullanılabilir. Uzun süreli koruyucu tedavi ise genellikle atakların üç aydan uzun sürdüğü, mevsimsel geçişlerin uzadığı hastalarda uygulanır. Bu tedavide baskılayıcı ilaçlar, sinir blokajları veya cerrahi yöntemler de gündeme gelebilir.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul</category>
      <guid>https://www.agrimemleket.com/kume-bas-agrisi-mevsim-gecislerinde-etkisini-artiriyor</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Oct 2025 10:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrimemleketcom.teimg.com/crop/1280x720/agrimemleket-com/uploads/2025/10/agency/aa/kume-bas-agrisi-mevsim-gecislerinde-etkisini-artiriyor.jpg" type="image/jpeg" length="77236"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İbrahim Çeçen Vakfı 'Zirvenin Şefleri' projesiyle gençleri mutfakta buluşturdu]]></title>
      <link>https://www.agrimemleket.com/ibrahim-cecen-vakfi-zirvenin-sefleri-projesiyle-gencleri-mutfakta-bulusturdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrimemleket.com/ibrahim-cecen-vakfi-zirvenin-sefleri-projesiyle-gencleri-mutfakta-bulusturdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- İbrahim Çeçen Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Günseli Çeçen: - 'Bundan sonraki dönemde gastronominin farklı prensiplerini de projemizin çatısı altında bir eğitim programına dahil ederek gençlerimize yeni ufuklar açmayı hedefliyoruz']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - İbrahim Çeçen Vakfı, Gastronomi Birliği Derneği işbirliğiyle gençleri profesyonel mutfakla buluşturan 'Zirvenin Şefleri' projesi kapsamında özel gastronomi etkinliği düzenledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Vakıftan yapılan açıklamaya göre, IC Hotels Santai Family Resorts'ta gerçekleştirilen etkinlikte Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları öğrencilerinin yanı sıra Türkiye'nin farklı illerinden gelen 13 öğrenci yer aldı.</p><p>Gençler, otelin yönetici şefi Murat Bayraktar ile 'Yarımada Yolculuğunda Eskimeyen Lezzetler' kitabındaki reçetelerden yemekler hazırladı. Hazırlanan lezzetler, 24 genç yeteneğin sunumuyla misafirlere ikram edildi.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen İbrahim Çeçen Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Günseli Çeçen, kendileri için etki yaratmanın yalnızca bugünü iyileştirmek değil, geleceğe de kalıcı bir miras bırakmak olduğunu belirtti.</p><p>Çeçen, vakıf olarak bugüne kadar 18 binden fazla öğrenciye burs sağladıklarının bilgisini paylaşarak, 'Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi başta olmak üzere, farklı coğrafyalarda hizmet veren 11 eğitim kurumunun yanı sıra sosyal ve kültürel merkezler hayata geçirdik. Kadınların güçlenmesinden gençlerin spor ve sanatla buluşmasına kadar pek çok kalıcı eser ortaya koyduk.' ifadelerini kullandı.</p><p>Bilgi, deneyim ve emeği paylaşarak gençlerle üretme ve dönüşme vizyonunu, dayanışmacı filantropi anlayışlarıyla buluşturduklarını kaydeden Çeçen, bu anlayışın en güçlü yansımalarından biri olan Zirvenin Şefleri Programı'nın bir dönüşüm hikayesi olduğunu aktardı.</p><p>Çeçen, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi'nde kurdukları endüstriyel mutfak laboratuvarının bugüne kadar yüzlerce genci profesyonel şeflerle buluşturduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:</p><p>'Onların yalnızca meslek değil, aynı zamanda kimlik ve öz güven kazanmalarına destek oldu. Gerçekleşen bu özel gecede de Ağrılı öğrenciler başta olmak üzere Türkiye'nin farklı illerinden gelen 13 öğrencinin hayalleri tabaklara yansıdı.'</p><p>- 'Gastronomiyle iyileşen hayatları desteklemeye devam edeceğiz'</p><p>Projenin bu yıl üçüncüsünü gerçekleştirdiklerini ve bugüne kadar 350 genci profesyonel mutfakla buluşturduklarını anlatan Çeçen, şunları kaydetti:</p><p>'Katılımcılarımızın yüzde 60'ının kadın olması, yalnızca gastronomi alanında değil, toplumsal cinsiyet eşitliği yolunda da güçlü bir adım oldu. Bundan sonraki dönemde gastronominin farklı prensiplerini de projemizin çatısı altında bir eğitim programına dahil ederek gençlerimize yeni ufuklar açmayı hedefliyoruz. Yeni dönemle birlikte gastronomiyle iyileşen hayatları desteklemeye ve gençlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz.'</p><p>- 'Gençlerin gastronomi yolculuklarına değer katmaya devam edeceğiz'</p><p>Gastronomi Birliği Derneği Başkanı Tunç Uluç da amaçlarının, mutfakta ve serviste emeği geçen tüm ekibi, onları destekleyen yöneticileri ve sofralara lezzet katan üreticileri onurlandırmak olduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:</p><p>'Bu doğrultuda öğrencilerin profesyonel gastronomi dünyasıyla buluşmalarını sağlayan etkinlikler ve çalıştaylar düzenliyoruz. Bu sayede öğrenciler yalnızca teknik bilgi kazanmakla kalmıyor, öz güvenlerini geliştiriyor, sektörle tanışıyor ve değerli network fırsatlarına erişiyor. Gerçekleştirdiğimiz bu etkinlik de bizim için çok kıymetli, İbrahim Çeçen Vakfı gibi eğitim ve gençlik alanında önemli projeler geliştiren kurumlarla işbirliği yaparak, gençlerin gastronomi yolculuklarına değer katmaya devam edeceğiz.'​​​​​​​</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKONOMİ, Istanbul</category>
      <guid>https://www.agrimemleket.com/ibrahim-cecen-vakfi-zirvenin-sefleri-projesiyle-gencleri-mutfakta-bulusturdu</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Sep 2025 13:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrimemleketcom.teimg.com/crop/1280x720/agrimemleket-com/uploads/2025/09/agency/aa/ibrahim-cecen-vakfi-zirvenin-sefleri-projesiyle-gencleri-mutfakta-bulusturdu.jpg" type="image/jpeg" length="92208"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Enuygun.com, çok dilli çağrı merkezi çözümünü devreye aldı]]></title>
      <link>https://www.agrimemleket.com/enuyguncom-cok-dilli-cagri-merkezi-cozumunu-devreye-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrimemleket.com/enuyguncom-cok-dilli-cagri-merkezi-cozumunu-devreye-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Enuygun.com Kurucu Ortağı Nihan Çolak Erol: - 'Yapay zeka, cümleleri anında çevirip seslendiriyor ve dünyanın farklı noktalarındaki kullanıcılara ana dillerinde ya da seçtikleri dillerde aktarıyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Enuygun.com, geliştirdiği yapay zeka destekli çözümü Wingie Talkie ile çağrı merkezlerine çok dilli hizmet sunuyor.</p><p>Şirketten yapılan açıklama göre, Wingie Talkie sayesinde, farklı dillerde temsilci bulma zorunluluğu ortadan kalkarken, dünyanın farklı noktalarında, farklı diller konuşan kullanıcılar ana dillerinde hızlı ve kaliteli hizmet alabiliyor.</p><p>Enuygun.com'un yenilikçi Wingie Talkie teknolojisi, Türkçe konuşan çağrı merkezi temsilcilerinin söylediklerini eş zamanlı olarak hedef dile çeviriyor ve doğal bir sesle kullanıcıya aktarıyor. Aynı şekilde, kullanıcının ana dilinde yaptığı konuşma da anında Türkçe'ye çevrilip temsilciye yazılı olarak iletiliyor, böylece iletişim engelleri ortadan kalkıyor. Bu sayede, her iki taraf da kendi dilinde kesintisiz ve anlaşılır bir iletişim kurabiliyor.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Enuygun.com Kurucu Ortağı Nihan Çolak Erol, dünya seyahat sektöründeki küresel şirketlerin en büyük operasyonel sorunu olan çok dilli çağrı merkezi yönetimini Wingie Talkie ile çözdüklerini belirtti.</p><p>Yerli iş gücüyle çok dilli desteğin sağlandığını, beklemelerin ortadan kalktığını ve her pazarda hızlı, tutarlı ve kaliteli bir deneyim sunduklarını aktaran Erol, şöyle devam etti:<br></p><p> 'Wingie Talkie teknolojimiz sayesinde Türkiye'deki çağrı merkezi ekibimiz, farklı ülkelerden gelen aramaları Türkçe olarak yanıtlıyor, yapay zeka, cümleleri anında çevirip seslendiriyor ve dünyanın farklı noktalarındaki kullanıcılara ana dillerinde ya da seçtikleri dillerde aktarıyor. Örneğin, Madrid'de İspanyolca konuşan bir yolcu aktarmasını kaçırdığında, Wingie Talki onu saniyeler içinde Türkçe konuşan temsilcimize bağlıyor, yolcu süreci İspanyolca yönetirken bileti anında yeniden düzenleniyor.' </p><p>- 'İstihdamı Türkiye'de tutuyoruz'</p><p>Erol, tek bir uygulama üzerinden uçak bileti, otel rezervasyonu, otobüs bileti, araç kiralama ve transfer işlemlerinin saniyeler içinde yapılabildiğini belirtti.</p><p>Türkiye'de sundukları hizmeti, global markaları Wingie aracılığıyla 27 ülkede ve 19 dilde sürdürdüklerini aktaran Erol, 18 milyondan fazla uygulama indirmesi ve 165 ülkeden kullanıcıyla geniş bir erişime sahip olduklarını vurguladı.</p><p>Erol, sektörde birçok global oyuncunun dil engelini aşmak için farklı ülkelerde çağrı merkezi açmayı tercih ettiğini, ancak Enuygun'un yatırımı ve istihdamı Türkiye'de tutmayı seçtiğini söyledi.</p><p>İstanbul'daki teknoloji ekibinin geliştirdiği Wingie Talkie sayesinde yerel çağrı merkezi çalışanlarının dünyanın dört bir yanındaki müşterilere hizmet verdiğinin altını çizen Erol, böylece kaynakların yurt dışına aktarılmadan istihdama katkı sağlandığını bildirdi.</p><p>Wingie Talkie'nin devreye alınmasının ardından özellikle çok dilli çağrılarda müşteri memnuniyetinin arttığını ve çağrı başına çözüm süresinin kısaldığını vurgulayan Erol, 'Yabancı dil kuyruğunda bekleme süresini yüzde 60 azalttık. Bugün çağrı merkezine gelen global çağrıların yüzde 10'u Wingie Talkie aracılığıyla yanıtlanıyor. Temsilcilerimiz yalnızca Türkçe konuşarak çok dilli hizmet verebildiği için iletişim stresi azalıyor ve ekipler daha hızlı, daha odaklı çalışabiliyor.' değerlendirmesinde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Deneme sürecinde Google, OpenAI ve Anthropic üretimi modellerin yanı sıra, belirli görevler için yeniden eğitilmiş ve optimize edilmiş diğer yapay zeka sistemlerini test ettiklerini belirten Erol, teknolojilerinin, kullanıcılarına hızlı ve doğru çok dilli hizmet sunmak için en iyi yapay zeka modellerini bir araya getirdiğine işaret etti.<br></p><p>Sistemin, çeşitli dillerde kesintisiz hizmet sunduğuna dikkati çeken Erol, telefon görüşmelerindeki sesleri yüksek doğrulukla işleyerek, kullanıcı deneyimini mükemmelleştirdiğini belirtti.</p><p>Wingie Enuygun'da 19 dilde milyonlarca kullanıcıya hizmet verdiklerini belirten Erol, şunları kaydetti: </p><p>'Wingie Talkie ile çağrı kalitesini artıracak gelişmiş duygu analizi, otomatik başarı ölçümü ve temsilcilerimize gerçek zamanlı öneriler sunan akıllı asistan modülleri geliştirmeyi amaçlıyoruz. Orta vadede, elde ettiğimiz verileri karar destek süreçlerine aktararak hem müşteri deneyimini hem de operasyonel verimliliği en üst seviyeye taşımayı hedefliyoruz. Böylece Wingie Talkie, yalnızca konuşmaları çevirmekle kalmayacak, her etkileşimden öğrenerek kullanıcıya her zaman daha hızlı, doğru ve kişiselleştirilmiş destek sunacak bir veri odaklı yol arkadaşı haline gelecek.'<br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>TEKNOLOJİ, BİLİM, Istanbul</category>
      <guid>https://www.agrimemleket.com/enuyguncom-cok-dilli-cagri-merkezi-cozumunu-devreye-aldi</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Sep 2025 15:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrimemleketcom.teimg.com/crop/1280x720/agrimemleket-com/uploads/2025/09/agency/aa/enuyguncom-cok-dilli-cagri-merkezi-cozumunu-devreye-aldi.jpg" type="image/jpeg" length="47070"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
