<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Ağrı Haber |  Ağrı Haberleri | Ağrı 04| Sondakika Ağrı Haberleri</title>
    <link>https://www.agrimemleket.com</link>
    <description>Ağrı Haber, Ağrı Haberleri, Ağrı 04 Haber, Güncel Ağrı Haberleri, Ağrı haberlerini Agrimemleket haber sitesinden takip edebilirsiniz.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.agrimemleket.com/rss/istanbul" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 07 Aug 2026 02:33:14 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.agrimemleket.com/rss/istanbul"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[UTEP Başkanı Bektaş'tan küresel Türk insan kaynağı için 'bilgi ağı' çağrısı]]></title>
      <link>https://www.agrimemleket.com/utep-baskani-bektastan-kuresel-turk-insan-kaynagi-icin-bilgi-agi-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrimemleket.com/utep-baskani-bektastan-kuresel-turk-insan-kaynagi-icin-bilgi-agi-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Uluslararası Ticari Eşleştirme Platformu Başkanı Sami Bektaş: - 'Dünyaya dağılmış Türk insan kaynağını artık sadece başarı hikayeleriyle değil, Türkiye'nin en büyük stratejik bilgi ağı olarak değerlendirmemiz gerekiyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Uluslararası Ticari Eşleştirme Platformu (UTEP) Başkanı Sami Bektaş, dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan Türklerin oluşturduğu bilgi birikiminin Türkiye açısından stratejik bir güç olduğunu belirtti. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>UTEP'ten yapılan açıklamada, 680. Ticari Eşleştirme Toplantısı'ndaki konuşmasına yer verilen Bektaş, Türkiye'nin dünyanın dört bir yanına yayılmış nitelikli insan kaynağının sistematik biçimde değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.</p><p>Dünyanın birçok ülkesinde üretimden finansa, akademiden teknolojiye kadar farklı alanlarda görev yapan Türk profesyonellerin bulunduğu ülkelerdeki ekonomik ve teknolojik dönüşümü yakından takip ettiğini aktaran Bektaş, bu birikimin Türkiye için önemli bir bilgi kaynağı oluşturduğunu ifade etti. </p><p>Bektaş, dünyanın farklı ülkelerinde başarı hikayeleri yazan binlerce Türk bulunduğunu vurgulayarak, şu değerlendirmelerde bulundu:</p><p>'Bir mühendisimiz Avrupa'da yeni bir üretim teknolojisini yerinde inceliyor. Bir akademisyenimiz henüz bilimsel yayınlara yansımamış araştırmaları laboratuvarda takip ediyor. Bir ihracatçımız müşterilerin satın alma alışkanlıklarındaki değişimi sahada gözlemliyor. Bir sanayicimiz yeni çevre düzenlemelerinin üretime etkisini birebir yaşıyor. Bunların her biri Türkiye için stratejik değere sahip bilgidir.'<br></p><p>Bektaş, Türkiye'nin mevcut bilgiyi ortak akla dönüştürecek güçlü bir ekosisteme ihtiyaç duyduğunu belirterek, '21. yüzyılda rekabet, bilgiyi kim daha erken görüyor, kim daha hızlı paylaşıyor, kim daha doğru yorumluyor ve kim onu üretime, ihracata ve katma değere dönüştürebiliyor sorularının cevabıyla şekilleniyor. Dünyaya dağılmış Türk insan kaynağını artık sadece başarı hikayeleriyle değil, Türkiye'nin en büyük stratejik bilgi ağı olarak değerlendirmemiz gerekiyor.' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKONOMİ, Istanbul</category>
      <guid>https://www.agrimemleket.com/utep-baskani-bektastan-kuresel-turk-insan-kaynagi-icin-bilgi-agi-cagrisi</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 15:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrimemleketcom.teimg.com/crop/1280x720/agrimemleket-com/uploads/2026/07/agency/aa/utep-baskani-bektastan-kuresel-turk-insan-kaynagi-icin-bilgi-agi-cagrisi.jpg" type="image/jpeg" length="82198"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ciddiye alınmayan bel ağrısı böbrek hasarına yol açabiliyor]]></title>
      <link>https://www.agrimemleket.com/ciddiye-alinmayan-bel-agrisi-bobrek-hasarina-yol-acabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrimemleket.com/ciddiye-alinmayan-bel-agrisi-bobrek-hasarina-yol-acabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ramazan Gökhan Atış: - 'Doğru tanı için tüm sistemlerin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Aksi durumda hastalık gözden kaçabiliyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ramazan Gökhan Atış, hafife alınan bel ağrısının böbrek hasarına yol açabileceğini belirtti.</p><p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, günlük yaşamda sık görülen bel ve yan ağrısı şikayetiyle sağlık kuruluşlarına başvuran birçok kişi, sorunun kaynağını yalnızca kas ve iskelet sistemiyle ilişkilendirilebiliyor. Söz konusu ağrılar, çoğu zaman basit bir kas ağrısı olarak değerlendirilse de bazı durumlarda böbrek taşı gibi ciddi sorunların habercisi olabiliyor. <br></p><p>Özellikle geç fark edilen böbrek taşları, kalıcı hasarlara neden olabiliyor. Ağrının tek taraflı olması, aralıklı şiddetlenmesi veya eşlik eden farklı belirtilerin bulunması durumunda tablonun daha dikkatli değerlendirilmesi gerekiyor.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Ramazan Gökhan Atış, her bel ağrısının fıtık olmadığını ve böbrek kaynaklı nedenlerin mutlaka araştırılması gerektiğini aktararak, erken tanının hayati önem taşıdığını vurguladı.</p><p>Bel ve yan ağrısı şikayetleriyle hastaların farklı branşlara başvurabildiğine değinen Atış, 'Bu hastalar ortopediye, fizik tedaviye ya da beyin cerrahisine gidebildiği gibi ürolojiye de başvurabiliyor, çünkü bu ağrıların altında sadece bel fıtığı değil, böbrek taşı gibi ürolojik nedenler de yatabiliyor.' ifadesini kullandı.</p><p>Atış, doğru tanı için tüm sistemlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğine ve aksi durumda hastalığın gözden kaçabileceğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:<br></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Böbrek taşları bazı hastalarda şiddetli ağrıya yol açarken, bazı durumlarda sessiz ilerleyebilir. Sessiz ilerleyen taşlar ise tanının gecikmesine neden olabilir. Taş, böbrekte tıkanıklık oluşturursa ciddi hasar gelişebilir ve bu durum böbrek yetmezliğine kadar ilerleyebilir. Erken dönemde teşhis edilen böbrek taşları genellikle endoskopik yöntemlerle kolayca tedavi edilebiliyor. Ancak gecikmiş ve böbrekte hasar oluşturmuş vakalarda daha ileri cerrahi yöntemlere başvurmak zorunda kalabiliyoruz. Hatta bazı durumlarda böbreğin alınması gerekebilir.'</p><p><br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul</category>
      <guid>https://www.agrimemleket.com/ciddiye-alinmayan-bel-agrisi-bobrek-hasarina-yol-acabiliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 10:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrimemleketcom.teimg.com/crop/1280x720/agrimemleket-com/uploads/2026/07/agency/aa/ciddiye-alinmayan-bel-agrisi-bobrek-hasarina-yol-acabiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="54045"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda skolyoz hastalığı ağrı vermeden ilerleyebilir]]></title>
      <link>https://www.agrimemleket.com/cocuklarda-skolyoz-hastaligi-agri-vermeden-ilerleyebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrimemleket.com/cocuklarda-skolyoz-hastaligi-agri-vermeden-ilerleyebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medicana Ataşehir Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Okan Özkunt: - 'Çocukların ve gençlerin uzun saatler boyunca telefon, tablet ve bilgisayar kullanması hareket miktarını azaltır bu da omurga sağlığı üzerinde olumsuz etkiler oluşturabilir']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medicana Ataşehir Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Okan Özkunt, çocukluk ve ergenlik döneminde sık görülen skolyozun çoğu zaman ağrıya neden olmadan ilerleyebildiğini ve ailelerin çocuklarının duruşundaki küçük değişiklikleri gözlemlemesinin erken tanı açısından önem taşıdığını belirtti.</p><p>Medicana Sağlık Grubu'ndan yapılan açıklamaya göre, çocukluk ve ergenlik döneminde en sık görülen omurga rahatsızlıklarından biri olan skolyoz, çoğu zaman belirgin bir ağrıya neden olmadan ilerleyebiliyor.</p><p>Uzmanlar, özellikle büyüme çağındaki çocuklarda erken fark edilmediğinde eğriliğin ilerleyebileceğine dikkati çekerek, aileleri düzenli gözlem konusunda uyarıyor.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Medicana Ataşehir Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Okan Özkunt, skolyozun erken tanınmasının tedavi başarısını önemli ölçüde artırdığını belirtti.<br></p><p>Özkunt, 'Skolyoz çoğu zaman ağrı oluşturmadan ilerleyebilir. Bu nedenle ailelerin çocuklarının duruşundaki küçük değişiklikleri fark etmesi büyük önem taşıyor.' ifadelerini kullandı.</p><p>Skolyozun, omurganın önden veya arkadan bakıldığında düz olması gerekirken yana doğru eğilmesi olduğunu vurgulayan Özkunt, 'Skolyozda omurlar aynı zamanda kendi ekseni etrafında da döner. Bu nedenle omuzlarda, kürek kemiklerinde, bel kıvrımlarında ve gövdede çeşitli asimetriler ortaya çıkabilir. Skolyoz, ilerleyici bir hastalıktır. En sık büyüme çağındaki çocuklarda görülmekle birlikte her yaşta ortaya çıkabilir. Genellikle 10-16 yaş arasında başlayan skolyoz, hızlı büyümenin yaşandığı 11-14 yaş dönemi hastalığın ilerlemesi açısından kritiktir. Özellikle kız çocuklarında ilk adet döneminin başladığı yıllarda omurga eğriliğinin yakından takip edilmesi gerekir.' değerlendirmelerinde bulundu.</p><p>- 'Uzun süre aynı pozisyonda kalmak omurgayı zorluyor'</p><p>Skolyozun doğrudan 'yanlış oturmak'tan kaynaklanmadığını belirten Özkunt, 'Uzun süre aynı pozisyonda kalmak ve ergonomik olmayan oturma alışkanlıkları omurga üzerinde ciddi yük oluşturur. Yanlış pozisyonda uzun süre oturmak sırt ve bel ağrılarına neden olabilir. Ayrıca mevcut bir omurga eğriliğinin ilerlemesini kolaylaştırabilir ve duruş bozukluklarını belirgin hale getirebilir. Çocukların ve gençlerin uzun saatler boyunca telefon, tablet ve bilgisayar kullanması hareket miktarını azaltır bu da omurga sağlığı üzerinde olumsuz etkiler oluşturabilir.' bilgisini paylaştı.</p><p>Özkunt, duruş bozukluğunun tek başına skolyoza neden olmadığını ancak omurgaya yanlış yük binmesinin mevcut eğriliği ilerletebileceğinin altını çizdi. </p><p>Skolyozun erken dönemde bazı fiziksel bulgularla fark edilebildiğini belirten Prof. Dr. Özkunt, ailelerin çocukların duruşundaki değişiklikleri dikkatle gözlemlemesi gerektiğini ifade etti.</p><p>Özkunt, bir omzun diğerinden daha yüksek görünmesi, kürek kemiklerinde belirgin asimetri, bel kıvrımlarının eşit olmaması ve gövdenin bir yana doğru kaymasının skolyoz açısından uyarıcı belirtiler arasında yer aldığını bildirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Kıyafetlerin vücuda simetrik oturmamasının da dikkate alınması gerektiğini aktaran Özkunt, çocuğun öne eğilmesi sırasında sırtın bir tarafında belirgin çıkıntı oluşmasının omurga eğriliğine işaret edebileceğini belirtti.</p><p>Skolyoz tedavisinin hastanın yaşı, büyüme potansiyeli ve omurgadaki eğriliğin derecesine göre planlandığını belirten Özkunt, şunları kaydetti:</p><p>'Her skolyoz hastası cerrahi tedaviye ihtiyaç duymayabilir. Eğrilik 40 derecenin üzerine çıkmışsa, hızlı ilerleme gösteriyorsa veya korse tedavisine rağmen artmaya devam ediyorsa cerrahi tedavi gündeme gelebilir. Ancak erken tanı sayesinde birçok hastada cerrahiye gerek kalmadan başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir. Omurga sağlığını koruyan mucizevi bir ilaç ya da takviye bulunmamaktadır. Düzenli fiziksel aktivitenin en etkili koruyucu yöntemdir. Uzun süre aynı pozisyonda kalmamak, doğru duruş alışkanlıkları kazanmak ve omurgayı gereksiz yüklenmelerden korumak büyük önem taşır. Erken tanı sayesinde tedaviye zamanında başlanabilir ve daha ileri tedavilere ihtiyaç duyulmasının önüne geçilebilir.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul</category>
      <guid>https://www.agrimemleket.com/cocuklarda-skolyoz-hastaligi-agri-vermeden-ilerleyebilir</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 12:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrimemleketcom.teimg.com/crop/1280x720/agrimemleket-com/uploads/2026/07/agency/aa/cocuklarda-skolyoz-hastaligi-agri-vermeden-ilerleyebilir.jpg" type="image/jpeg" length="68134"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[UTEP'ten yenilenebilir enerji yatırımlarına devam çağrısı]]></title>
      <link>https://www.agrimemleket.com/utepten-yenilenebilir-enerji-yatirimlarina-devam-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrimemleket.com/utepten-yenilenebilir-enerji-yatirimlarina-devam-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- UTEP Genel Başkanı Sami Bektaş: - 'Türkiye'nin enerji dönüşümünde çok daha büyük bir potansiyeli bulunuyor ve bunu hayata geçirmek, hepimizin ortak sorumluluğu']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Uluslararası Ticari Eşleştirme Platformu (UTEP) Genel Başkanı Sami Bektaş, yenilenebilir enerji alanında Türkiye'nin önemli bir ilerleme kaydetmesine rağmen küresel rekabette daha güçlü konuma gelebilmek için yatırımların hız kesmeden sürmesi gerektiğini belirtti.</p><p>Platformdan yapılan açıklamada 674. Uluslararası Ticari Eşleştirme Programı'ndaki konuşmasına yer verilen Bektaş, enerjide hedeflerinin bugünün başarısıyla yetinmek değil, potansiyellerini tam anlamıyla hayata geçirmek olduğunu belirtti.<br></p><p>Bektaş, Türkiye'nin son yıllarda rüzgar ve güneş enerjisinde önemli bir büyüme yakaladığını aktararak, elde edilen başarıların değerli olduğunu ancak enerji dönüşümünün küresel ölçekte çok daha hızlı ilerlediğine dikkati çekti.<br></p><p>Dünya genelinde enerji sektöründe dengelerin değiştiğini kaydeden Bektaş, 'Güneş ve rüzgar enerjisi artık sadece çevreci bir tercih değil, ekonomik rekabetin ve enerji güvenliğinin temel unsurlarından biri haline geldi. Bizim de hedefimiz mevcut başarılarla yetinmek değil, sahip olduğumuz potansiyeli en verimli şekilde değerlendirmek olmalı.'değerlendirmesinde bulundu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Türkiye'nin yüksek güneşlenme süresi, güçlü rüzgar koridorları ve gelişen enerji teknolojileriyle çok daha ileri seviyelere ulaşabilecek kapasiteye sahip olduğunu aktaran Bektaş, yenilenebilir enerji yatırımlarının yalnızca elektrik üretimini artırmadığını, aynı zamanda enerji arz güvenliğini güçlendirdiğini, dışa bağımlılığı azalttığını ve cari açığın düşürülmesine katkı sağladığını vurguladı.</p><p>Enerji dönüşümünün Türkiye'nin sanayisi ve ihracatı açısından da stratejik önem taşıdığına değinen Bektaş, 'Daha fazla yenilenebilir enerji yatırımı, daha rekabetçi bir sanayi ve daha güçlü bir ihracat anlamına geliyor. İş dünyası olarak, bu dönüşümün bir parçası olmak zorundayız.' ifadelerini kullandı.<br></p><p>Bektaş, Türkiye'nin enerji alanındaki hedeflerinin mevcut başarılarla sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek, 'Gerçek başarı, sadece bulunduğumuz noktaya bakmak değil, ulaşabileceğimiz seviyeyi de hedefleyebilmek. Türkiye'nin enerji dönüşümünde çok daha büyük bir potansiyeli bulunuyor ve bunu hayata geçirmek, hepimizin ortak sorumluluğu.' değerlendirmesini yaptı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKONOMİ, Istanbul</category>
      <guid>https://www.agrimemleket.com/utepten-yenilenebilir-enerji-yatirimlarina-devam-cagrisi</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 15:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrimemleketcom.teimg.com/crop/1280x720/agrimemleket-com/uploads/2026/07/agency/aa/utepten-yenilenebilir-enerji-yatirimlarina-devam-cagrisi.jpg" type="image/jpeg" length="14483"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BM Genel Sekreteri adayı Bachelet'ten iklim krizine karşı siyasi irade ve işbirliği çağrısı:]]></title>
      <link>https://www.agrimemleket.com/bm-genel-sekreteri-adayi-bacheletten-iklim-krizine-karsi-siyasi-irade-ve-isbirligi-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrimemleket.com/bm-genel-sekreteri-adayi-bacheletten-iklim-krizine-karsi-siyasi-irade-ve-isbirligi-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- 'Artık herkes iklim değişikliğinin neden ortaya çıktığını, nasıl önlenebileceğini ve ne yapılması gerektiğini biliyor. Dolayısıyla bugün ihtiyacımız olan şey, üye devletlerin göstereceği siyasi iradedir. Bu da yine bilim temelli argümanlar üzerinden, ülkeleri bunun bir tercih değil, bir zorunluluk olduğunu anlamaya ikna edecek şekilde inşa edilmeli' - 'Sıfır atık ve döngüsel ekonominin COP31'in merkezine yerleştirilmesi gerçekten çok önemli çünkü metan gazı en büyük kirleticilerden biri. Organik atıklar metanın yaklaşık yüzde 70'ini oluşturuyor. Eğer sıfır atık yaklaşımına geçebilirsek, bu gezegen için büyük bir katkı olur ve dünyanın en zararlı kirleticilerinden biri olan metan emisyonlarını önemli ölçüde azaltabiliriz']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - YETER ADA ŞEKO - MUHAMMET TARHAN - Eski Şili Devlet Başkanı ve Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri adayı Michelle Bachelet, iklim değişikliğinin bilimsel olarak net şekilde ortaya konduğunu, sorunun çözümü için siyasi irade ve uluslararası işbirliği gerektiğini söyledi.<br></p><p>Antonio Guterres'in görev süresinin 2026 sonunda bitecek olması nedeniyle BM Genel Sekreterliğine adaylığını açıklayan isimlerden biri olan Bachelet, iklim kriziyle mücadeleye büyük önem veriyor.</p><p>Yayımladığı vizyon belgesinde sürdürülebilir kalkınmanın yalnızca bir hedef değil, aynı zamanda küresel istikrarın ve çatışmaların önlenmesinin temel araçlarından biri olduğunu belirten Bachelet, iklim finansmanına erişimin kolaylaştırılması, çok taraflı mekanizmaların güçlendirilmesi ve iklim krizine karşı kırılgan ülkelere yönelik desteğin artırılması gerektiğini ifade etti.</p><p>Sıfır Atık Forumu 2026 kapsamında bulunduğu İstanbul'da AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Bachelet, Paris Anlaşması başta olmak üzere uluslararası düzenlemelerde sanayileşmiş ülkelerin tarihsel olarak daha yüksek emisyonlara yol açtıkları ve iklim değişikliğinin ortaya çıkmasında önemli rol oynadıkları gerçeğinin kabul edildiğini kaydetti.</p><p>İklim değişikliğinin ortaya çıkmasında daha az sorumluluğu bulunan ülkelerin en ağır sonuçlarla karşı karşıya kaldıklarına dikkati çeken Bachelet, 'Burada tartışma konusu olan önemli nokta, kalkınma ile gezegeni koruma arasında bir tercih yapmak zorunda olup olmadığımız. Çünkü küçük ve daha az gelişmiş ülkelerin de kalkınmaya ihtiyacı var. Asıl soru, bunu gezegeni korumayı göz ardı ederek mi yapacağız, yoksa kalkınma ile çevrenin korunmasını birlikte mi sağlayacağız?' diye konuştu.</p><p>Sürdürülebilir kalkınmanın mümkün olduğuna, kalkınma ile çevrenin korunmasının birbirine alternatif hedefler olmadığına değinen Bachelet, temiz hava politikalarını, elektrikli ulaşımı ve yenilenebilir enerji yatırımlarını, ekonomik büyüme sürdürülürken aynı zamanda çevrenin de korunabileceğini kanıtlayan uygulamalara örnek gösterdi.</p><p>- İklim diplomasisinin önemi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Bachelet, diplomasinin hem iklim değişikliğinin bilimsel temelde anlaşılması hem de bunun ertelenebilecek bir sorun olmadığının ortaya konması açısından kritik rol oynadığını belirterek, bu noktada kasım ayında Türkiye'nin ev sahipliği ve başkanlığında gerçekleşecek COP31'in önemine işaret etti.</p><p>Bachelet, şunları söyledi:</p><p>'Küçük ada devletleri, en az gelişmiş ülkeler ve iklim değişikliğine karşı oldukça kırılgan olan ülkeler şu anda bu etkileri yaşıyor, dolayısıyla onların acil eyleme ihtiyacı var. Ancak hiçbir ülke tek başına bu sorunu çözemez. Uluslararası işbirliğine, yani anlaşmalara ihtiyacımız var. Antalya'da düzenlenecek COP31'in de bu açıdan bir fırsat olmasını umuyorum. Çünkü bu süreç, bu küresel soruna yanıt verebilecek ülkeler topluluğunu destekleyecek kararların alınmasına imkan sağlayacaktır. Bu aynı zamanda iklim adaletidir, bir yandan insanların ihtiyaç duyduğu büyümeyi ve kalkınmayı sağlarken, diğer yandan onları iklim değişikliğinin tüm yüklerinden koruyabilmektir.'</p><p>Eleştiriler olsa da BM'nin iklim değişikliğiyle mücadelede önemli çalışmalar yürüttüğünü belirten Bachelet, sıfır atık ve döngüsel ekonomi gibi alanlarda yalnızca üye ülkelerin değil, yerel ve bölgesel yönetimlerin de sürecin önemli aktörleri olduğunu anlattı.</p><p>İklim değişikliği konusunda bilimsel belirsizliklerin artık geride kaldığının altını çizen Bachelet, 'Artık herkes iklim değişikliğinin neden ortaya çıktığını, nasıl önlenebileceğini ve ne yapılması gerektiğini biliyor. Dolayısıyla bugün ihtiyacımız olan şey, üye devletlerin göstereceği siyasi iradedir. Bu da ülkeleri bunun bir tercih değil, zorunluluk olduğunu anlamaya ikna edecek şekilde ve yine bilim temelli argümanlar üzerine inşa edilmeli.' dedi.</p><p>- 'Küresel Güney'deki enerjide dönüşümü dikkat çekici'</p><p>Bachelet, bazı ülkelerin iklim politikalarında yeterince ilerleme kaydedememesinin ardında ekonomik nedenler bulunduğundan bahsederek, fosil yakıtlara dayalı sektörlere bağımlılığın bu süreçte önemli bir engel oluşturduğunu vurguladı.</p><p>COP31'in en önemli gündemlerinden birinin enerjide yeşil dönüşüm olduğunu hatırlatan Bachelet, Küresel Güney ülkelerinin enerji alanında birçok değişimi başlattığını görmenin dikkat çekici olduğunu dile getirdi.</p><p>Bachelet, şöyle devam etti:</p><p>'Bu dönüşüm Kuzey'den değil, büyük ölçüde Küresel Güney'den geldi. Burada anlatmak istediğim şey, yapılması gerekenleri gerçekleştirmek için zengin bir ülke olmak gerekmiyor. Temiz hava politikaları, yenilenebilir enerji kullanımı ve daha birçok konuda gelişmekte olan ülkeler de önemli adımlar atabiliyor. Bugün Şili, Brezilya, Meksika gibi ülkelerde elektrik üretimi büyük ölçüde yenilenebilir kaynaklara dayanıyor. Bu gerçekten önemli, çünkü bunun mümkün olduğunu açıkça gösteriyor.'</p><p>Bachelet, dünyanın her bölgesinde iklim dostu ve yenilenebilir enerji kaynaklarının geliştirilebileceğini, ülkeler arasında deneyim paylaşımının enerji dönüşümünü hızlandırabileceğini ifade etti.</p><p>COP31'in önemli gündemlerinden birinin sıfır atık olduğunu anımsatan Bachelet, şu değerlendirmelerde bulundu:</p><p>'Sıfır atık ve döngüsel ekonominin COP31'in merkezine yerleştirilmesi gerçekten çok önemli çünkü metan gazı en büyük kirleticilerden biri. Organik atıklar metanın yaklaşık yüzde 70'ini oluşturuyor. Eğer sıfır atık yaklaşımına geçebilirsek, bu gezegen için büyük bir katkı olur ve dünyanın en zararlı kirleticilerinden biri olan metan emisyonlarını önemli ölçüde azaltabiliriz. Gezegen hepimize ait. Büyük ülkeler, küçük ülkeler, güçlü ülkeler, daha az güçlü ülkeler... İnsanlık, karar alırken hepimizin düşünmesine ihtiyaç duyuyor. Çünkü kararları siz veriyorsunuz. O halde artık sözleri eyleme dönüştürme zamanı.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, Istanbul</category>
      <guid>https://www.agrimemleket.com/bm-genel-sekreteri-adayi-bacheletten-iklim-krizine-karsi-siyasi-irade-ve-isbirligi-cagrisi</guid>
      <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrimemleketcom.teimg.com/crop/1280x720/agrimemleket-com/uploads/2026/06/agency/aa/bm-genel-sekreteri-adayi-bacheletten-iklim-krizine-karsi-siyasi-irade-ve-isbirligi-cagrisi.jpg" type="image/jpeg" length="18939"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Albayrak Hazır Beton'dan insan güvenliği odaklı yapılaşma çağrısı]]></title>
      <link>https://www.agrimemleket.com/albayrak-hazir-betondan-insan-guvenligi-odakli-yapilasma-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrimemleket.com/albayrak-hazir-betondan-insan-guvenligi-odakli-yapilasma-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Albayrak Hazır Beton Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Albayrak: - 'Depreme dayanıklı yapılaşma bir tercih değil, toplumsal bir sorumluluk. Kısa vadeli maliyet hesapları uğruna uzun vadeli toplumsal riskler oluşturamayız']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Albayrak Hazır Beton Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Albayrak, şehirleri yalnızca beton, çelik ve binalardan ibaret değerlendirme döneminin sona erdiğini vurgulayarak, herhangi bir yapının değerinin öncelikli olarak insan güvenliğiyle ölçülmesi gerektiğini belirtti.</p><p>Şirketten yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Albayrak, kentleşmenin artık yalnızca fiziksel yapılaşmayı değil, yaşam kalitesini, güvenliği, çevreyle ilişkileri ve gelecek nesillere bırakılacak yaşam kültürünü de kapsadığını ifade ederek, 'Günümüzde bir yapının değeri öncelikli olarak insan güvenliğiyle ölçülüyor. Depreme dayanıklı yapılaşma bir tercih değil, toplumsal bir sorumluluk. Kısa vadeli maliyet hesapları uğruna uzun vadeli toplumsal riskler oluşturamayız.' ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>İnşaat sektörünün uzun yıllar boyunca daha çok 'yapmak' anlayışıyla değerlendirildiğini aktaran Albayrak, bugün asıl meselenin 'nasıl yapıldığına' dönüştüğünü vurguladı.</p><p>Albayrak, bir yapının değerinin sadece estetik görünümle değil çok farklı parametrelerle belirlendiği bir döneme girildiğinin altını çizerek, 'Bu parametrelerin başında da bina güvenliği geliyor. Bizler artık sadece güvenli bina değil, güvenli yaşam alanları da üretiyoruz. İnsanların çocuklarını büyüteceği, güven içinde yaşayacağı, sosyal hayat kuracağı alanlar inşa ediyoruz.' değerlendirmelerinde bulundu.</p><p>Türkiye'nin yaşadığı depremlerin güvenli yapı üretiminin önemini bir kez daha hatırlattığını belirten Albayrak, şunları kaydetti:</p><p>'İnşaat ve gayrimenkul sektörü için yapı güvenliği başta olmak üzere, sürdürülebilir kentleşme ve insanı merkeze alan bir yaklaşım günümüzün olmazsa olmazlarıdır. Kaliteli malzeme kullanımı, doğru mühendislik uygulamaları, denetim mekanizmalarının sağlıklı işlemesi ve teknik standartlardan taviz verilmemesi artık sektörün temel refleksi olmak zorunda. Kısa vadeli maliyet hesapları uğruna uzun vadeli toplumsal riskler oluşturamayız. Artık konut alıcısı da kiracı da önce binanın deprem güvenliğini araştırmayı, soruşturmayı öğrendi. Tüketici de bilinçlendi ve taleplerinin başında güvenlik konusu geliyor.'</p><p>Çevre dostu üretim modelleri, enerji verimliliği, geri dönüştürülebilir malzemeler ve sürdürülebilir yapı teknolojilerinin önem kazandığını aktaran Albayrak, şehirlerin yalnızca büyümediğini aynı zamanda doğayı da tükettiğini ifade etti.</p><p>Albayrak, geleceğin şehirlerinin yalnızca yüksek binalardan oluşmayacağını belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:</p><p>'Daha az enerji tüketen, daha fazla nefes alan, insan psikolojisini ve sosyal yaşamı gözeten kentler ön plana çıkacak. İnşaat sektörü de bu dönüşümün merkezinde yer alıyor. Öte yandan, bir şehir ancak içinde yaşayan insanlar mutluysa yaşanabilir olur. Bu nedenle sosyal alanlar, erişilebilirlik, çocuklar için güvenli alanlar, yaşlılar için konforlu yaşam düzeni ve komşuluk kültürünü destekleyen projeler artık çok daha önemli hale geliyor. Kısacası kentleşme yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda sosyal bir dönüşümdür. Bizler sektör temsilcileri olarak yalnızca bugünü değil, geleceği de inşa ettiğimizin farkında olmak durumundayız.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKONOMİ, Istanbul</category>
      <guid>https://www.agrimemleket.com/albayrak-hazir-betondan-insan-guvenligi-odakli-yapilasma-cagrisi</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 11:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrimemleketcom.teimg.com/crop/1280x720/agrimemleket-com/uploads/2026/05/agency/aa/albayrak-hazir-betondan-insan-guvenligi-odakli-yapilasma-cagrisi.jpg" type="image/jpeg" length="37932"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İklim kriziyle mücadelede yer alan gençlerden 'somut adım' çağrısı]]></title>
      <link>https://www.agrimemleket.com/iklim-kriziyle-mucadelede-yer-alan-genclerden-somut-adim-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrimemleket.com/iklim-kriziyle-mucadelede-yer-alan-genclerden-somut-adim-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- COP29 Başkanlığı Gençlik İklim Şampiyonu Leyla Hasanova: - 'İklim değişikliği nedeniyle dönüşmüş ve çevresel açıdan zarar görmüş bir dünyayı miras alacak olan biz gençleriz ve bu durum bizi yakından ilgilendiriyor. Yaşayacağımız gezegenin sürdürülebilir, yeşil ve 15-20 yıl önce olduğu gibi yaşanabilir kalmasını istiyoruz' - Nijerya Avrupa Birliği Gençlik Danışmanı, Theirworld Küresel Gençlik Elçisi ve şair Victory Ashaka: - 'Bugün daha fazla gencin bu süreçlere ilgi göstermemesinin nedeni, çoğu zaman bu toplantılarda sadece konuşuluyor olması. Sürekli konuşuyoruz ancak konuşmanın yanında harekete geçmek de gerekiyor. Verilen sözlerin, açıklanan iklim finansmanı taahhütlerinin ve yapılan çağrıların somut sonuçlara dönüşmesi şart']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - YETER ADA ŞEKO - İklim kriziyle mücadelede çeşitli platformlarda görev alan gençlik liderleri, küresel toplantılarda alınan kararların somut sonuçlara dönüşmemesinin gençlerin bu tür süreçlere olan ilgisini azalttığını belirtiyor.</p><p>İklim değişikliğinin şiddetli sonuçlarından uzun vadede daha fazla etkilenmesi beklenen gençler, iklim müzakerelerinde alınan kararların artık uygulamaya geçirilmesini istiyor.</p><p>Birleşmiş Milletler (BM) Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) verilerine göre, 2020 yılı itibarıyla 10 veya daha küçük yaşta olan çocukların, 2100 yılına gelindiğinde 1,5 derecelik küresel ısınma senaryosunda aşırı hava olaylarına maruz kalma riskinin yaklaşık dört kat artacağı öngörülüyor. Isınmanın 3 dereceye ulaşması durumunda ise bu artışın beş kat olması bekleniyor.</p><p>Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonunun (UNICEF) 10 ülkede yaptığı araştırmaya göre, gençlerin yaklaşık yüzde 60'ı çevresel sorunlar konusunda 'çok' ya da 'aşırı derecede' endişeli olduğunu belirtiyor. Katılımcıların yüzde 50 ila 67'si, iklim değişikliğinin kendilerinde üzüntü, korku, kaygı, öfke, güçsüzlük, çaresizlik ve suçluluk gibi duygulara yol açtığını ifade ediyor.</p><p>Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de 2024'te düzenlenen BM İklim Zirvesi'nde, COP29 Başkanlığı Gençlik İklim Şampiyonu olan Leyla Hasanova ve Nijerya Avrupa Birliği Gençlik Danışmanı, Theirworld Küresel Gençlik Elçisi ve şair Victory Ashaka, gençlerin iklim değişikliğine bakışı ve iklim müzakerelerine katılımına dair AA muhabirinin sorularını yanıtladı.</p><p>Gençlerin iklim değişikliği ve çevresel sorunlar hakkında ciddi anlamda endişeli olduğunu belirten Hasanova, 'Bu gezegeni biz devralacağız. İklim değişikliği nedeniyle dönüşmüş ve çevresel açıdan zarar görmüş bir dünyayı miras alacak olan biz gençleriz ve bu durum bizi yakından ilgilendiriyor. Yaşayacağımız gezegenin sürdürülebilir, yeşil ve 15-20 yıl önce olduğu gibi yaşanabilir kalmasını istiyoruz.' dedi.</p><p>- 'Gençler, sürece en başından dahil edilmeli'</p><p>İklim değişikliği ile mücadelenin var olan koşullar altında giderek zorlaştığını vurgulayan Hasanova, gençlerin gerek kendi ülkelerinde gerekse de COP gibi konferanslar aracılığıyla uluslararası arenada iklim müzakerelerinde değişim talep etmeyi sürdürdüğünü anlattı.</p><p>Gençlerin iklim müzakerelerinde yer almasının öneminden bahseden Hasanova, şunları söyledi:</p><p>'İklimle ilgili bir konferans gerçekleştiğinde genellikle masanın etrafında 40-50 yaş ve üzeri kişilerin oturduğunu ve aslında bizim geleceğimizi ilgilendiren konuları tartıştığını görüyoruz. Bu nedenle, katılımın yalnızca metinlerin ve bildirgelerin nihai kabul aşamasına geldiği noktada değil, sürecin en başından itibaren sağlanması son derece önemli. Gençlerin sürece en başından dahil edilmesinin güvence altına alınması gerekiyor.'</p><p>Hasanova, COP29 Başkanlığı olarak COP31 sürecinde Türkiye ile işbirliği içinde çalışmanın kendileri için heyecan verici olduğunu, hem Türkiye'deki hem de Avustralya'daki paydaşlarla birlikte çalışmaktan memnuniyet duyduklarını dile getirdi.</p><p>- 'İnsanlar çoğu zaman iklim değişikliği konusuna ilgi duymuyor'</p><p>Ashaka, iklim krizinin artık günlük yaşamın doğrudan bir parçası haline geldiğini, deniz seviyesinin yükselmesi, kıyı taşkınları, erozyon ve aşırı sıcak hava dalgaları gibi etkilerin giderek daha fazla hissedildiğini söyledi.</p><p>Yaşanan olumsuzlukların insan faaliyetleri ve ihmallerle bağlantılı olduğu yorumunu yapan Ashaka, 'Bence insanlar çoğu zaman iklim değişikliği konusuna ilgi duymuyor çünkü bunun yalnızca bilimsel gerçeklere dayanan teknik bir mesele olduğunu düşünüyorlar.' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>İklim krizinin anlatımında yeni yöntemlere ihtiyaç olduğunu kaydeden Ashaka, birçok kişinin konuyu karmaşık veri ve teknik bir alan olarak gördüğü tespitini paylaştı.</p><p>Bu algıyı kırmak için sanatı, özellikle de şiiri kullandığını aktaran Ashaka, teknik kavramları hikaye anlatımı ve şiirle sadeleştirerek gençlerin iklim değişikliğine daha kolay erişimini hedeflediğini bildirdi.</p><p>Değişimin farkındalıkla başladığını belirten Ashaka, 'İnsanlar sürece ne kadar fazla dahil olur ve sorumluluk üstlenirse, değişim de o kadar mümkün olur. Her şey farkındalıkla başlıyor, ardından sorumluluk ve sonrasında eylem geliyor. Dünyayı ancak bu şekilde değiştirebiliriz.' sözlerini sarf etti.</p><p>- 'Vaatlerin ötesine bakmak gerekiyor'</p><p>Dünya liderlerini, sivil toplum temsilcilerini ve gençleri bir araya getiren küresel iklim zirvelerinde genellikle vaatlerin öne çıktığına değinen Ashaka, şöyle devam etti:</p><p>'Vaatlerin ötesine bakmak gerekiyor. Bu konferanslara katılan liderlerin uçaklarla gelip iklim finansmanı ve benzeri konularda çeşitli taahhütlerde bulunduğunu görüyoruz. Pek çok genç de bu toplantılarda yer alıyor. Kimi zaman kurumlar onları temsilci olarak gönderiyor. Ancak asıl önemli soru şu: Bu görüşmelerin, tartışmaların ve verilen sözlerin somut karşılığı ne oluyor? Bu zirvelerde konuşulan meseleler ve açıklanan taahhütler sahada nasıl bir dönüşüm yaratıyor? Gerçekten görebildiğimiz somut sonuçlar neler?'</p><p>Toplantıların genellikle söylem düzeyinde kalması nedeniyle gençlerin iklim süreçlerine olan ilgisinin azaldığını ifade eden Ashaka, 'Bugün daha fazla gencin bu süreçlere ilgi göstermemesinin nedeni, çoğu zaman bu toplantılarda sadece konuşuluyor olması. Sürekli konuşuyoruz ancak konuşmanın yanında harekete geçmek de gerekiyor. Verilen sözlerin, açıklanan iklim finansmanı taahhütlerinin ve yapılan çağrıların somut sonuçlara dönüşmesi şart.' şeklinde konuştu.</p><p>İklim krizinden en fazla sorumlu ülkelerin çoğu zaman bu krizin sonuçlarından en az etkilenen ülkeler olduğunun altını çizen Ashaka, Afrika kıtasındaki gibi ülkelerin ise düşük sorumluluklarına karşın ağır sonuçlarla karşı karşıya kaldığını hatırlattı.</p><p>Ashaka, sözlerini, 'Gençler, bu sorunun küresel boyutunu daha iyi kavradıklarında ilgilerinin de artacağına inanıyorum. Şikayetin ötesine geçilmesi ve farkındalık ile iklim eğitimi üzerinden harekete geçilmesi gerekiyor.' diyerek tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, Istanbul</category>
      <guid>https://www.agrimemleket.com/iklim-kriziyle-mucadelede-yer-alan-genclerden-somut-adim-cagrisi</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 11:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrimemleketcom.teimg.com/crop/1280x720/agrimemleket-com/uploads/2026/05/agency/aa/iklim-kriziyle-mucadelede-yer-alan-genclerden-somut-adim-cagrisi.jpg" type="image/jpeg" length="67406"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[5. İstanbul Su Forumu'nda su krizine karşı somut adım çağrısı]]></title>
      <link>https://www.agrimemleket.com/5-istanbul-su-forumunda-su-krizine-karsi-somut-adim-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrimemleket.com/5-istanbul-su-forumunda-su-krizine-karsi-somut-adim-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- 5. İstanbul Uluslararası Su Forumu'nda (İUSF) düzenlenen 'Yüksek Düzeyli İnteraktif Diyalog: Değişen Dünyada Paradigma Değişimi: Suyun ve İstanbul'un Birleştirici Gücü' paneli düzenlendi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - 5. İstanbul Uluslararası Su Forumu'nda (İUSF) 'Yüksek Düzeyli İnteraktif Diyalog: Değişen Dünyada Paradigma Değişimi: Suyun ve İstanbul'un Birleştirici Gücü' panelinde su krizine yönelik işbirliğinin artırılması ve somut adımların hayata geçirilmesi çağrısı yapıldı.</p><p>Türkiye Su Enstitüsü (SUEN) tarafından düzenlenen İUSF, 'Su Dirençliliğini Güçlendirmek: İnovasyondan Eyleme' temasıyla Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda panellerle devam ediyor.</p><p>Forum kapsamında SUEN Eski Başkanı Prof. Dr. Ahmet Mete Saatçı'nın moderatörlüğündeki 'Yüksek Düzeyli İnteraktif Diyalog: Değişen Dünyada Paradigma Değişimi: Suyun ve İstanbul'un Birleştirici Gücü' panelde su krizine yönelik işbirliği konusu ele alındı.</p><p>Panelde konuşan, Senegal Su ve Sanitasyon Bakanı Cheikh Tidiane Dieye, su politikalarında küresel ölçekte bir dönüşüme ihtiyaç olduğunu belirterek, risklerin işbirliği fırsatlarına dönüştürülmesi gerektiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>İstanbul'un farklı bölgeleri ve toplumları bir araya getiren bir 'su şehri' olduğuna işaret eden Dieye, suyun sınır değil, barış ve dayanışma aracı olarak konumlandırılması gerektiğini anlattı.</p><p>Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanlığı Enerji ve Sürdürülebilirlikten Sorumlu Bakan Yardımcısı Abdulla Balalaa da suyun, iklim değişikliği, biyoçeşitlilik, afetlere direnç ve gıda güvenliği gibi kritik alanlarla doğrudan bağlantılı olduğuna dikkati çekti.</p><p>Suyun ekonomik ve sosyal kalkınmanın temel unsurlarından biri olduğunun altını çizen Balalaa, 'Artık diyaloğun ötesine geçmeli, taahhütlerimizi hayata geçirmeliyiz.' dedi.</p><p>Dünya Su Konseyi Başkanı Loic Fauchon ise su yönetiminde koruma, sürdürülebilir kullanım ve hizmet sunumunun temel başlıklar olduğunu aktararak, bu süreçte inovasyon, yönetişim ve finansmanın belirleyici rol oynadığını bildirdi.</p><p>Fauchon, su alanında somut ve gerçekçi adımlarla ilerlenmesi gerektiğini belirterek, küresel dayanışma çağrısında bulundu.</p><p>- 'Türkiye su işbirliği açısından daha güçlendirici bir çerçeve sunuyor'</p><p>Suudi Arabistan Sudan Sorumlu Bakan Yardımcısı Dr. Abdulaziz bin Muhareb Al-Shibani, İstanbul'un medeniyetleri birleştiren bir nokta olduğuna dikkati çekerek, Türkiye'nin deneyimlerinden faydalanma şansına sahip olduklarını kaydetti.</p><p>AGİT Ekonomi ve Çevre Faaliyetleri Koordinatörü Büyükelçi Bakyt Dzhusupov, Türkiye'nin güçlendirici ve stratejik öneme sahip olduğunun altını çizerek, 'Türkiye bölgeler arasında bir anahtar bağlayıcı olup, su işbirliği açısından daha güçlendirici bir çerçeve sunuyor. Türkiye son derece önemli bir köprüdür. Teknik çözümleri, politika gündemlerini ve diyalogları bir araya getirmektedir.' diye konuştu.<br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, Istanbul</category>
      <guid>https://www.agrimemleket.com/5-istanbul-su-forumunda-su-krizine-karsi-somut-adim-cagrisi</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 16:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrimemleketcom.teimg.com/crop/1280x720/agrimemleket-com/uploads/2026/05/agency/aa/5-istanbul-su-forumunda-su-krizine-karsi-somut-adim-cagrisi.jpg" type="image/jpeg" length="66212"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kronik ağrılarda cerrahi yöntemler umut oluyor]]></title>
      <link>https://www.agrimemleket.com/kronik-agrilarda-cerrahi-yontemler-umut-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrimemleket.com/kronik-agrilarda-cerrahi-yontemler-umut-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medipol Mega Üniversite Hastanesinden Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Tönge: - 'Özellikle kanser ağrıları veya travma sonrası oluşan dirençli nöropatik ağrılarda uyguladığımız teknikler, hastaların yaşam kalitesini ciddi şekilde artırabiliyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medipol Mega Üniversite Hastanesinden Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Tönge, ilaç ve klasik tedavilere yanıt vermeyen kronik ağrılarda omurilik pili ve DREZ ameliyatı gibi cerrahi yöntemlerle hastaların yaşam kalitesinin artırılabildiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Medipol Sağlık Grubundan yapılan açıklamaya göre, modern tıp, kronik ağrılara karşı yeni nesil cerrahi yöntemlerle umut olmaya devam ediyor.</p><p>Özellikle kanser, ağır travma veya sinir hasarlarına bağlı olarak gelişen dirençli ağrılar, klasik ilaç tedavileriyle her zaman kontrol altına alınamıyor. Geceleri uykusuz bırakan ve günlük yaşam kalitesini düşüren söz konusu durumlarda, beyin ve sinir cerrahisinin ileri teknikleri devreye giriyor.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Tönge, ilaçlarla ve klasik tedavilerle kontrol edilemeyen ağrılarda uygulanan cerrahi yöntemlerin hastalara önemli rahatlama sağladığını belirtti.</p><p>Tönge, ağrının beyin tarafından algılanmasını engelleyen omurilik pili ve özel sinir ameliyatlarıyla hastaların hayata yeniden tutunduğunu aktardı.</p><p>Uygulanan yöntemler arasında omurilik pili ve bazı sinirlere doğrudan müdahaleler bulunduğunu belirten Tönge, 'Omurilik pili ve diğer cerrahi tekniklerle ağrının beyin tarafından algılanmasını engelleyebiliyoruz. Bu yöntemler dünya genelinde sık uygulanmasa da gerekli olduğunda hastalarımıza çok önemli katkılar sunuyor.' ifadelerini kullandı.</p><p>Tönge, 'Hepimizin hayatını olumsuz etkileyen ağrı bazen ilaçlarla veya klasik tedavilerle kontrol altına alınamayabiliyor. İşte bu noktada cerrahi yöntemler devreye giriyor. Özellikle kanser ağrıları veya travma sonrası oluşan dirençli nöropatik ağrılarda uyguladığımız teknikler, hastaların yaşam kalitesini ciddi şekilde artırabiliyor.' değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Yakın zamanda tedavi ettikleri 40'lı yaşlarında bir erkek hasta üzerinden değerlendirmelerde bulunan Tönge, şunları kaydetti:</p><p>'Yıllar önce motosiklet kazası geçirmişti ve boynundan koluna giden sinirlerde kopmalar olmuştu. Bu yüzden de dayanılmaz ağrıları vardı. Çeşitli tedaviler uygulanmış, omurilik pili bile takılmıştı. Ancak ağrılar devam ediyordu ve kullanılan ilaçların yan etkileri ortaya çıkmaya başlamıştı. Biz, multidisipliner bir konseyle durumu değerlendirdik ve hastamıza DREZ ameliyatını uyguladık. Erken dönemde ağrısında yüzde 80'in üzerinde azalma sağladık. Önümüzdeki süreçte kademeli olarak ilaçlarını da azaltmayı planlıyoruz.'</p><p>Dirençli ağrıların sadece travma kaynaklı olmadığını, kanser tedavileri sonrası, kan dolaşımı bozukluklarına bağlı veya zona hastalığı gibi durumlarda da görülebildiğini belirten Tönge, 'Bu ağrılar çocukluk, genç ve yetişkin yaş gruplarında ortaya çıkabiliyor. Özellikle sinirlerde oluşan tahribat sonucu devam eden ağrıların kontrolünde, cerrahi müdahaleler ciddi bir çözüm sunuyor.' ifadelerini kullandı.</p><p>Tönge, erken müdahaleyle hastaların yaşam kalitesini korunabileceğini ve kronikleşmiş ağrılarda ise daha ileri cerrahi yöntemler gerekebileceğini kaydetti.<br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul</category>
      <guid>https://www.agrimemleket.com/kronik-agrilarda-cerrahi-yontemler-umut-oluyor</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 10:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrimemleketcom.teimg.com/crop/1280x720/agrimemleket-com/uploads/2026/04/agency/aa/kronik-agrilarda-cerrahi-yontemler-umut-oluyor.jpg" type="image/jpeg" length="52654"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Artan ve eşlik eden bulguların görüldüğü baş ağrıları ciddiye alınmalı]]></title>
      <link>https://www.agrimemleket.com/artan-ve-eslik-eden-bulgularin-goruldugu-bas-agrilari-ciddiye-alinmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrimemleket.com/artan-ve-eslik-eden-bulgularin-goruldugu-bas-agrilari-ciddiye-alinmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medicana Ataköy Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü'nden Doç. Dr. Murad Asiltürk: - 'Beyin tümörleri hayati merkezlere etki edebilir, görme, konuşma, denge ve motor fonksiyonları bozabilir, epileptik nöbetlere yol açabilir, tedavi edilmezse kalıcı nörolojik hasar ve yaşam kaybına neden olabilir']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medicana Ataköy Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümünden Doç. Dr. Murad Asiltürk, yeni başlayan ve giderek artan, sabahları uykudan uyandıran baş ağrısında, ilk kez epileptik nöbet, tek taraflı güçsüzlük ve konuşma bozukluğu varsa doktora başvurulması gerektiğini belirtti.</p><p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, toplumda sık görülen baş ağrısı, çoğu zaman iyi huylu nedenlere bağlı oluyor. Ancak bazı durumlarda, özellikle belirli özellikler taşıdığında nadiren de olsa beyin tümörünün ilk habercisi olabiliyor.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Doç. Dr. Murad Asiltürk, beyin tümörlerinin iyi veya kötü huylu olabileceğini ve iyi huylu tümörlerin tamamının çıkarılmasının mümkün olabildiğini aktardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Tamamının çıkarılması durumunda tekrar etmesinin çok daha zor olduğunu ve tam iyileşme sağlanabildiğini kaydeden Asiltürk, 'Tekrar ederse daha geç tekrar eder, daha yavaş büyür, beyni işgal ederek değil iterek büyür, dolayısıyla yeniden ameliyat edilebilir. Kötü huylu ise daha çabuk tekrar edebilir, daha hızlı büyür, beyini işgal ederek normal beyin dokusunun içine girerek büyür, dolayısıyla da yeniden ameliyatları bazen mümkün olmaz. Tam kür sağlanması çok zordur.' ifadelerini kullandı.</p><p>Asiltürk, bazen beyin tümörlerinin baş ağrısı belirtisiyle geldiğine dikkati çekerek, şu değerlendirmede bulundu:</p><p>'Beyin tümörüne bağlı baş ağrısı sinsi başlar ve giderek şiddetlenir, sabah saatlerinde daha belirgindir, ağrıya bulantı ve kusma eşlik edebilir, ağrı kesiciler ağrıyı hafifletmez, zamanla ağrılara nörolojik belirtiler de eklenebilir. Bu nedenle baş ağrısını basit bir sorun diye geçiştirmemek gerekmektedir. Çünkü beyin tümörleri hayati merkezlere etki edebilir, görme, konuşma, denge ve motor fonksiyonları bozabilir, epileptik nöbetlere yol açabilir, tedavi edilmezse kalıcı nörolojik hasar ve yaşam kaybına neden olabilir.'</p><p>Yeni başlayan epileptik nöbetlerin de beyin tümörü belirtisi olabileceğini aktaran Asiltürk, görme kaybı, çift görme, kol veya bacakta güçsüzlük, denge ve yürüme bozukluğu, konuşma güçlüğü, kişilik ve davranış değişiklikleri, hafıza ve dikkat sorunlarının da beyin tümörü belirtisi olduğunun bilgisini paylaştı.</p><p>Asiltürk, bu nedenle yeni başlayan ve giderek artan, sabahları uykudan uyandıran baş ağrısında, baş ağrısına kusma eşlik ediyorsa, ilk kez epileptik nöbet varsa, tek taraflı güçsüzlük, konuşma bozukluğu görülürse, 40 yaş sonrası yeni başlayan ağrı, bilinen kanser öyküsü olan hastada yeni baş ağrısı varsa mutlaka uzmana görünmek gerektiğini vurguladı.</p><p>Genelde hastalara ayrıntılı nörolojik muayene yapılması gerektiğine değinen Asiltürk, çeşitli görüntüleme yöntemleri ve gerekirse 'stereotaktik biyopsi' gibi yöntemlerle tanı konulabildiğini belirtti.</p><p>Asiltürk, tedavinin tümörün tipi, derecesi, yeri ve hastanın genel durumuna göre değiştiğini kaydederek, şunları kaydetti:</p><p>'Tedavilerde cerrahi yöntemlerle birlikte radyoterapi, kemoterapi ile destek yöntemler kullanılabilmektedir. Cerrahide amaç tümörün hem güvenli hem de nörolojik fonksiyonları koruyarak çıkarım olmalıdır. Cerrahi sonrasında ya da cerrahinin riskli olduğu bazı durumlarda radyoterapi düşünülür. Kötü huylu durumlarda kemoterapi de uygulanabilir. Beyin tümörü tedavisinde 'nöronavigasyon' ve 'intraoperatif MR', uyanık beyin cerrahisi, proton terapisi, 'immünoterapi', moleküler ve genetik hedefli tedaviler güncel gelişmeler arasındadır. Bu gelişmeler sayesinde hem hayatta kalma oranı hem de yaşam kalitesi artmaktadır. Ancak baş ağrılarının büyük çoğunluğu beyin tümörü ile ilişkili olmayabilir. Ancak ilerleyici özellik gösteren, nörolojik belirtilerle birlikte olan baş ağrıları mutlaka ciddiye alınmalı ve bir hekim tarafından değerlendirilmelidir.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul</category>
      <guid>https://www.agrimemleket.com/artan-ve-eslik-eden-bulgularin-goruldugu-bas-agrilari-ciddiye-alinmali</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 11:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrimemleketcom.teimg.com/crop/1280x720/agrimemleket-com/uploads/2026/04/agency/aa/artan-ve-eslik-eden-bulgularin-goruldugu-bas-agrilari-ciddiye-alinmali.jpg" type="image/jpeg" length="69178"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kronik topuk dikeni tedavisinde anjiyografik yöntem ağrıyı azaltıyor]]></title>
      <link>https://www.agrimemleket.com/kronik-topuk-dikeni-tedavisinde-anjiyografik-yontem-agriyi-azaltiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrimemleket.com/kronik-topuk-dikeni-tedavisinde-anjiyografik-yontem-agriyi-azaltiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medipol Bahçelievler Üniversite Hastanesi Girişimsel Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Tümay Bekci: - 'Tedavi sonrası hastalarımızda ağrı düzeyinin 7-8'lerden 1-2 seviyelerine düştüğünü gözlemledik ve takiplerimizde nüksle karşılaşmadık']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medipol Bahçelievler Üniversite Hastanesi Girişimsel Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Tümay Bekci, kronik topuk dikeni hastalarında uygulanan anjiyografik yöntemle iltihabın doğrudan hedef alınarak ağrının belirgin şekilde azaltıldığını belirtti.</p><p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, topuk ağrısı, özellikle uzun süre ayakta kalan kişilerde yaşam kalitesini ciddi şekilde düşüren yaygın sorunlardan biri olarak öne çıkıyor. İstirahat, tabanlık, iğne ve fizik tedavi gibi yöntemlere rağmen geçmeyen topuk dikeni vakalarında yeni bir tedavi yaklaşımı hastalara umut oluyor.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Tümay Bekci, topuk dikeninin, ayak tabanında yer alan ve topuk kemiğine yapışan bağ dokusunun iltihaplanmasıyla ortaya çıktığını aktardı.<br></p><p>Travma, aşırı yüklenme ve uzun süre ayakta kalma gibi faktörlerin süreci tetiklediğine değinen Bekci, tedavi edilmediğinde ise hastalığın kronikleşebildiğini ifade etti.<br></p><p> Kronikleşen vakalarda kortizon enjeksiyonları, iğne tedavileri ve radyofrekans gibi yöntemlerin zamanla etkisini kaybedebileceğini belirten Bekci, şunları kaydetti:<br></p><p>'Bu hasta grubunda farklı bir yaklaşım geliştirdik. Yeni yöntem, özellikle uzun süredir ağrı çeken ve bilinen tedavilere yanıt vermeyen hastalar için önemli bir seçenek sunuyor. Tedavinin uygulanabileceği doğru hasta seçimiyle yüksek başarı elde ediyoruz.'</p><p>- 'Hayat kalitesini düşürüyor'</p><p>Bekci, kronik topuk dikeninin uzun süre tedavi edilmediğinde hayat kalitesini ciddi şekilde düşürebileceğine işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Bu noktada, iltihabın doğrudan hedef alındığı anjiyografik bir yöntem geliştirdik. Bacak atardamarından ilerleyerek topuk bölgesindeki hedef damarlara ulaşıyor ve iltihap kurutucu ilacı doğrudan sorunlu alana veriyoruz. İşlem öncesi MR ve anjiyografiyle iltihabı net şekilde görebiliyoruz. Tedavi sonrası hastalarımızda ağrı düzeyinin 7-8'lerden 1-2 seviyelerine düştüğünü gözlemledik ve takiplerimizde nüksle karşılaşmadık. Topuk ağrısı hafife alınmaması gerekir. Ağrı uzun süre devam ediyorsa mutlaka uzman değerlendirmesi yapılmalı. Kişiye uygun tedavi planı belirlenmesini öneriyoruz.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul</category>
      <guid>https://www.agrimemleket.com/kronik-topuk-dikeni-tedavisinde-anjiyografik-yontem-agriyi-azaltiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 10:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrimemleketcom.teimg.com/crop/1280x720/agrimemleket-com/uploads/2026/04/agency/aa/kronik-topuk-dikeni-tedavisinde-anjiyografik-yontem-agriyi-azaltiyor.jpg" type="image/jpeg" length="31962"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İsrail'in çıkardığı idam yasasına karşı 'uluslararası mekanizmalar harekete geçmeli' çağrısı]]></title>
      <link>https://www.agrimemleket.com/israilin-cikardigi-idam-yasasina-karsi-uluslararasi-mekanizmalar-harekete-gecmeli-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrimemleket.com/israilin-cikardigi-idam-yasasina-karsi-uluslararasi-mekanizmalar-harekete-gecmeli-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Avukat Gülden Sönmez: - 'İsrail biliyorsunuz yani sözde bir hukuk ya da kanun şeklinde idam meselesini konuşuyor ama pratiğinin nasıl olacağını bilmiyoruz. Tahminimiz, kesin olan 40'ın üzerinde bir ismin idam edileceğine dair' - 'Uluslararası insan hakları sözleşmeleri, insanlığın tüm kaynakları, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi başta olmak üzere, Cenevre Sözleşmeleri başta olmak üzere, İsrail'in bu kanunu ve uygulamaları Birleşmiş Milletler'in genel kabul ettiği tüm hukuk normlarını ve sözleşmelerini ihlal ediyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Avukat Gülden Sönmez, İsrail'in Filistinli esirlere yönelik çıkardığı idam cezası yasasının savaş hukuku, insan hakları ve uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu belirterek, kararın önlenmesi için uluslararası mekanizmaların harekete geçirilmesi gerektiğini söyledi.</p><p>Sönmez, İsrail Meclisinden geçen Filistinli mahkumlara idam cezası verilmesine ilişkin karar hakkında, 25 Filistinli esir ve esir yakını adına, İsrail tarafından işlenen soykırım ve insanlığa karşı suçlar başta olmak üzere tüm hukuksuzluklarla ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.</p><p>Avukat Gülden Sönmez, AA muhabirine, İsrail hakkında yaptıkları suç duyurusunu ve Filistinli esirlerin İsrail tarafından idam edilme kararı hakkında değerlendirmelerde bulundu.</p><p>Sönmez, 2026 verilerine göre 9 bin 800 civarında Filistinli esirin İsrail hapishanelerinde tutulduğunu söyleyerek, 7 Ekim 2023'te İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları sonrasında tutuklanan Filistinlilerin sayısının net bilinmediğini ve takip edilmesinin de mümkün olmadığını belirtti.</p><p>İsrail'in elinde tutuklu bulunan Filistinlilerin 350'sinin çocuk, 84'ünün kadın olduğunu dile getiren Sönmez, şu anda tutuklu olanların mevcut verilerden çok daha fazla olduğuna dikkati çekti.</p><p>İsrail'in kaç Filistinli mahkumu idam edeceğini bilmediklerini, bunun yetkili makamlar tarafından açıklanmadığını ifade eden Sönmez, 'Açıkçası İsrail'in bunu nasıl uygulayacağını da bilmiyoruz. Nihayetinde müebbet alan kişilerle ilgili bir idam kararının söz konusu olduğu söyleniyor. İsrail biliyorsunuz yani sözde bir hukuk ya da kanun şeklinde idam meselesini konuşuyor ama pratiğinin nasıl olacağını bilmiyoruz. Tahminimiz, kesin olan 40'ın üzerinde bir ismin idam edileceğine dair.' dedi.</p><p>- İdam kararı tüm hukuk normlarını çiğniyor</p><p>Sönmez, İsrail'in sadece Filistinli mahkumları idam kararı değil, işgal edilmiş topraklar üzerindeki tüm uygulamalarının sistematik hukuk ihlali olduğunu vurgulayarak, 'Savaş hukuku, insanlığa karşı suçlar, bireysel insan hakları ihlalleri yönünden hangi tarafından bakarsanız bakın uygulanan işkenceler, kötü muamele, keyfi tutmalar, idari tutuklama dediği cezaevindeki uygulamalar, bunların hepsi uluslararası hukuk ihlali.' diye konuştu.</p><p>7 Ekim'den sonra sistematik şekilde devam eden soykırım suçunun, aslında bir taraftan cezaevindeki kötü muamelelerle tamamen bir halkı yok etmeye dayanan bir uygulama olduğunu bildiren Sönmez, İsrail'in idam yasasının arkasında tutuklu Filistinli liderleri tamamen yok etme amacı güttüğünü, Filistinlilerin iradelerini kırmak istediklerini vurguladı.</p><p>Sönmez, idam kararıyla İsrail'in toprak işgalleri ve saldırı suçu gibi uluslararası hukuka mugayir işlerine bir yenisini daha dahil ettiğini anlatarak, şöyle devam etti:</p><p>'Bu yönüyle de uluslararası hukuk ihlali ama en net tarif şudur: İsrail, soykırım suçunu sadece bombalama, aç bırakarak öldürme, susuz bırakarak öldürme şeklinde değil, kötü muameleyi ve şimdi de idamla devam ettiriyor. Yani idam aslında bu idam kanunu, soykırım suçunun bir nevi hukuki kısmı, kanunlaştırılmış kısmı.'</p><p>Birleşmiş Milletler'in (BM), İsrail'in idam kararına karşı bir açıklama yapma ihtimalinin olduğunu hatırlatan Sönmez, infazların yapılmaması için kesinlikle İsrail'e uyarı kararı verileceğini anlattı.</p><p>Sönmez, BM'nin idam kararlarını soykırım suçunun devamı olarak görmesi gerektiğini söyleyerek, İsrail'in idam kararının uluslararası hukuk bağlamında soykırım suçu kriterleriyle uyuştuğunu belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>İdam kararının tüm hukuki normları yerle bir ettiğine dikkati çeken Sönmez, 'Uluslararası insan hakları sözleşmeleri, insanlığın tüm kaynakları, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi başta olmak üzere, Cenevre Sözleşmeleri başta olmak üzere, İsrail'in bu kanunu ve uygulamaları Birleşmiş Milletler'in genel kabul ettiği tüm hukuk normlarını ve sözleşmelerini ihlal ediyor.' ifadelerini kullandı.</p><p>Sönmez, İsrail'in idam kararına karşı dünya üzerindeki tüm hukukçuların girişimde bulunması gerektiğini dile getirerek, ulusal ve uluslararası mekanizmalara başvurmanın önleyici ve caydırıcı bir rol oynayabileceğini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, Istanbul</category>
      <guid>https://www.agrimemleket.com/israilin-cikardigi-idam-yasasina-karsi-uluslararasi-mekanizmalar-harekete-gecmeli-cagrisi</guid>
      <pubDate>Wed, 08 Apr 2026 13:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrimemleketcom.teimg.com/crop/1280x720/agrimemleket-com/uploads/2026/04/agency/aa/israilin-cikardigi-idam-yasasina-karsi-uluslararasi-mekanizmalar-harekete-gecmeli-cagrisi.jpg" type="image/jpeg" length="55626"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BM'den Bakü'deki Dünya Şehircilik Forumu'na katılım çağrısı]]></title>
      <link>https://www.agrimemleket.com/bmden-bakudeki-dunya-sehircilik-forumuna-katilim-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrimemleket.com/bmden-bakudeki-dunya-sehircilik-forumuna-katilim-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Programı İcra Direktörü Anaclaudia Rossbach: - 'Bu yılki forum COP31'den önce gerçekleşiyor. Hepimiz iklim gündeminin gezegenimizin geleceği için ne kadar hayati olduğunu biliyoruz. Bu nedenle, forumda paydaşların bulunmasını ve konut gündemi konusunda ilerleme kaydedebilmeyi umuyoruz' - 'Dünya genelinde 1 milyardan fazla insan gecekondu bölgelerinde veya evsiz olarak yaşıyor ve küresel ölçekte ciddi konut erişilebilirliği sorunları mevcut. Bu nedenle forumun, iyi uygulamaların paylaşılacağı ve paydaşların bu süreçten faydalanabileceği, konut krizinin farklı coğrafyalarda nasıl ele alındığını anlayabileceği bir alan olmasını ümit ediyoruz']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - YETER ADA ŞEKO - Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Programı (UN-Habitat) İcra Direktörü Anaclaudia Rossbach, bu yıl Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de düzenlenecek Dünya Şehircilik Forumu'na yerel yönetimlerden akademiye tüm paydaşların katılımının kritik olduğunu söyledi.</p><p>UN-Habitat tarafından düzenlenen Dünya Şehircilik Forumu'nun 13'üncüsüne (WUF13), 17-22 Mayıs tarihlerinde Azerbaycan'ın başkenti Bakü ev sahipliği yapacak.</p><p>Azerbaycan hükümeti ortaklığında organize edilen ve sürdürülebilir kentleşmenin getirdiği zorlukların ele alınacağı forum, ulusal, bölgesel ve yerel yönetim temsilcilerini, akademisyenleri, iş dünyasını, toplum liderlerini, şehir plancılarını ve sivil toplum kuruluşlarından çok sayıda gönüllüyü bir araya getirecek.</p><p>Rossbach, forumun ana gündemine ve düzenlenecek etkinliklere ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtladı.</p><p>- 'BM İklim Zirvesi'nden sonraki en büyük ikinci zirve'</p><p>Rossbach, forumun ilk olarak 2002 yılında Kenya'da düzenlendiğini ve sonrasında her 2 yılda bir dünyanın farklı bir ülkesinde tarafları bir araya getirdiğini belirterek, 'Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun aldığı kararla hayata geçirilen bu forum, küresel kent topluluğunun fikir ve deneyimlerini paylaşmak üzere buluştuğu bir platform. Aynı zamanda kentleşmenin ve şehirlerin önemi ile bunların etkileri konusunda güçlü bir ortak farkındalık oluşturmayı amaçlıyor.' dedi.</p><p>Dünya Şehircilik Forumu'nun diğer BM konferanslarından farklı olarak hükümetlerarası bir müzakere süreci olmadığını, BM-Habitat'ın farklı paydaşlarla etkileşim kurmasını sağlayan bir mekanizma şeklinde tasarlandığını bildiren Rossbach, forumun BM bünyesinde düzenlenen iklim zirvesinin ardından en büyük ikinci organizasyon olduğunu söyledi.</p><p>Rossbach, 'Bu zirveye akademi dünyası, yerel ve bölgesel yönetimler, toplum liderleri, örgütlü topluluklar, kadınlar ve engelli bireyler gibi paydaşların katılımını bekliyoruz. Bu katılım, çalışmalarımıza ve yetki alanımıza katkı sağlamanın yanı sıra dünyanın farklı şehir ve ülkelerinde sivil toplum ve akademinin, kentleşme ve şehirlerin rolüyle ilgili zorluklara nasıl çözümler ürettiğini gösteren uygulamaları paylaşmasına da olanak tanıyacak.' diye konuştu.</p><p>- Yeni stratejik plandan sonraki ilk forum</p><p>Bu yılki forumun ev sahibi Azerbaycan ile yoğun bir hazırlık süreci içinde olduklarını aktaran Rossbach, bir önceki forumda katılımcı sayısının 25 bini bulduğunu, bu organizasyona da benzer sayıda bir katılım beklediklerini dile getirdi.</p><p>Rossbach, Bakü'de düzenlenecek forumun BM-Habitat'ın yeni stratejik planını uygulamaya başladığı ilk yıl olması dolayısıyla ayrı bir önem taşıdığını, söz konusu planın özellikle insanların konuta ve araziye erişimine, temel hizmetlere ve gecekondu bölgelerindeki sorunlara odaklandığını anlattı.</p><p>İklim değişikliğinin de önemli bir gündem olarak planda yer aldığını vurgulayan Rossbach, 'Çünkü bu sorunları ele aldığımızda, iklim değişikliğiyle mücadelede olumlu politikaların desteklenmesine katkı sağlamış olacağımızı anlıyoruz. Zira ev inşa etmek için malzemeye ve altyapıya ihtiyaç var ve tüm bunlar emisyon üretir, devamında başka etkiler de ortaya çıkar.' ifadelerini kullandı.</p><p>Rossbach, şöyle devam etti:</p><p>'Bu yılki forum COP31'den önce gerçekleşiyor. Hepimiz iklim gündeminin gezegenimizin geleceği için ne kadar hayati olduğunu biliyoruz. Bu nedenle, forumda paydaşların bulunmasını ve konut gündemi konusunda ilerleme kaydedebilmeyi umuyoruz. Dünya genelinde 1 milyardan fazla insan gecekondu bölgelerinde veya evsiz olarak yaşıyor ve küresel ölçekte ciddi konut erişilebilirliği sorunları mevcut. Bu nedenle forumun, iyi uygulamaların paylaşılacağı ve paydaşların bu süreçten faydalanabileceği, konut krizinin farklı coğrafyalarda nasıl ele alındığını anlayabileceği bir alan olmasını ümit ediyoruz.'</p><p>- 'Foruma katılacak paydaşlar tüm süreçlerde aktif rol oynayabilir'</p><p>2016'da Ekvador'un başkenti Kito'daki zirvede kabul edilen Yeni Kentsel Gündem'in 10. yılı olması dolayısıyla bu yıl düzenlenecek forumun ayrıca kritik olduğunun altını çizen Rossbach, üye ülkelerin geçen 10 yılı değerlendireceği ve sonraki 10 yıl için şehirlerle ilgili öncelikleri belirleyeceğine dikkati çekti.<br></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Rossbach, paydaşların Yeni Kentsel Gündem'in gözden geçirilmesi sürecine katkı sağlayabileceğini ve BM-Habitat'ın gelecek 10 yılda gündemin uygulanmasını destekleyecek bir koalisyon oluşturmasına yardımcı olabileceğini belirtti.</p><p>Paydaşların etkinliklere katılabileceğine, kendi etkinliklerini düzenleyebileceklerine ve bu süreçte yeni profesyonel etkileşimler kurabileceklerine değinen Rossbach, ayrıca forum bünyesinde kurulacak Dünya Şehircilik Forumu Akademisi ve Uygulamalar Merkezi gibi platformlar aracılığıyla çalışmalarını paylaşabileceklerini söyledi.</p><p>Rossbach, Bakü'de ayrıca bakanlarla birlikte bir toplantı gerçekleştirileceğinden bahsederek, 'Bakanlarla yapılacak toplantıda, Yeni Kentsel Gündem'in önündeki zorluklar ele alınacak, iklim, dayanıklılık, sürdürülebilirlik, konut krizi ve finansal zorluklar gibi konulara da odaklanılacak.' şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, Istanbul</category>
      <guid>https://www.agrimemleket.com/bmden-bakudeki-dunya-sehircilik-forumuna-katilim-cagrisi</guid>
      <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrimemleketcom.teimg.com/crop/1280x720/agrimemleket-com/uploads/2026/03/agency/aa/bmden-bakudeki-dunya-sehircilik-forumuna-katilim-cagrisi.jpg" type="image/jpeg" length="96276"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[BM'deki tecrübelerini Türkiye ile paylaşan uzmanlardan 'COP 31'de eyleme geçilsin' çağrısı]]></title>
      <link>https://www.agrimemleket.com/bmdeki-tecrubelerini-turkiye-ile-paylasan-uzmanlardan-cop-31de-eyleme-gecilsin-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrimemleket.com/bmdeki-tecrubelerini-turkiye-ile-paylasan-uzmanlardan-cop-31de-eyleme-gecilsin-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- BM Sıfır Atık Danışma Kurulu Üyesi ve Hollanda merkezli 'Atık Dönüştürücüleri' adlı organizasyonun kurucusu ve CEO'su Lara van Druten: - 'Yıllar içinde pek çok COP düzenlendi ve bu zirvelere yönelik en önemli eleştirilerden biri, sürecin çoğunlukla söylem düzeyinde kalması oldu. Asıl mesele, yalnızca değişimden söz etmek değil, sahada gerçek bir dönüşüm yaratabilmek' - COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Pazarlama, İletişim ve Paydaş Katılımından Sorumlu Özel Danışman Atıf İkram Butt: - 'Türkiye, farklı tarafları aynı zeminde ve aynı masada buluşturarak Paris Anlaşması'nda ortaya konan hedeflere ulaşmamıza yardımcı olacak ortak bir yol haritası üzerinde uzlaşılmasını sağlayabilir']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - YETER ADA ŞEKO - Sıfır Atık Vakfı tarafından düzenlenen COP31 Yolunda Sıfır Atık Kampı'na katılan aralarında daha önce BM'de görev yapmış veya halihazırda BM yetkisi olan uzmanlar, iklim müzakerelerinde artık eyleme geçilme zamanı geldiğini, bu yıl Türkiye'de düzenlenecek COP31'in bu konuda bir fırsat olabileceğini belirtti.<br></p><p>Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı (COP31) bu yıl Türkiye'nin ev sahipliği ve başkanlığında gerçekleşecek. Yılın en önemli iklim zirvesi için hazırlıklar devam ederken, Sıfır Atık Vakfı 6-8 Şubat tarihlerinde İstanbul'da düzenlediği 'Zero Waste Retreat' etkinliğiyle zirveye yönelik bir çalışma kampı düzenledi.</p><p>Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş başkanlığında düzenlenen toplantıda vakıf danışmanları, üst düzey temsilciler, BM Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu üyeleri ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonluğu'nun kilit paydaşları bir araya gelerek COP31'e giden yol haritasını ele aldı.</p><p>Etkinliğe katılan BM Sıfır Atık Danışma Kurulu Üyesi ve Hollanda merkezli 'Atık Dönüştürücüleri' adlı organizasyonun kurucusu ve CEO'su Lara van Druten, COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Şehirler ve Yerel Yönetimler Özel Danışmanı Neil Khor ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Pazarlama, İletişim ve Paydaş Katılımından Sorumlu Özel Danışman Atıf İkram Butt toplantı ve hazırlık sürecine ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>- 'Üretilen gıdanın en az üçte biri israf ediliyor'</p><p>Sıfır Atık Vakfının son yıllarda sıfır atık gündemini güçlü biçimde uluslararası platformlara taşıyarak önemli bir inisiyatif ve liderlik sergilediğini belirten Druten, sıfır atık ve iklim değişikliği arasında güçlü bir bağ bulunduğunu, bu başlığın COP31'in önemli gündemlerinden biri olması için çalıştıklarını söyledi.</p><p>Gıda atığı kaynaklı sera gazlarına işaret eden Druten, 'Bugün üretilen gıdanın en az üçte biri israf edilirken dünyada hala açlık nedeniyle hayatını kaybeden milyonlarca insan var. Gıda israfına bakış açımızı değiştirebilir ve insanların açlık çekmesini önleyebilirsek, COP gündemiyle güçlü bir kesişim alanı oluşturmuş oluruz.' dedi.</p><p>Vakıf Başkanı Ağırbaş'ın küçük ada devletlerinden özel sektöre, finans kuruluşlarından sivil topluma ve kentlere kadar geniş bir paydaş yelpazesini COP sürecine dahil etmek için yoğun çaba gösterdiğini anlatan Druten, çeşitli bakış açılarını bir araya getiren bu çok katmanlı yaklaşımın COP'un en güçlü yönlerinden biri olacağı değerlendirmesinde bulundu.</p><p>COP31 zirvesinin iklim eylemine olası katkıları konusunda öngörülerini de paylaşan Druten, şunları söyledi:</p><p>'Yıllar içinde pek çok COP düzenlendi ve bu zirvelere yönelik en önemli eleştirilerden biri, sürecin çoğunlukla söylem düzeyinde kalması oldu. Yapılan konuşmaları somut, ölçeklenebilir, anlamlı ve yüksek etki yaratabilecek projelere dönüştürmek her zaman kolay olmadı. Asıl mesele, yalnızca değişimden söz etmek değil, sahada gerçek bir dönüşüm yaratabilmek. Ancak şu anda gözlemlediğim tablo oldukça umut verici. Eylem gündemi artık somut adımlarla ilerliyor. Projelerin hayata geçirilmesi yönünde ciddi bir hareketlilik söz konusu.'</p><p>- 'Türkiye'nin milyonlarca insana ulaşması mümkün'</p><p>Khor ise daha önce BM-Habitat İcra Direktörü Ofisi Genel Sekreteri olarak görev yaptığını ve o dönemde COP zirvelerinde bulunduğunu belirterek, 'COP sürecindeki en temel ve en kritik unsurun, iklim politikalarını sahadaki somut uygulamalara dönüştürmek olduğunu düşünüyorum.' diye konuştu.</p><p>Sıfır Atık Vakfı'nın dünya genelindeki yerel paydaşlarla işbirliği yaparak taahhütlerin yerel düzeyde hayata geçirilmesine katkı sağlamayı amaçladığını hatırlatan Khor, sıfır atığın uyum ve azaltımı da kapsayan bir konu olduğunu ve bu çalışmaların COP31'in iklim hedeflerine katkı sunacağını ifade etti.</p><p>Türkiye'nin COP31 ev sahipliğine değinen Khor, 'Türkiye'nin ve misafirperverliğiyle bilinen Türk halkının köklü tarihinden güç alarak tüm paydaşları bir araya getirmek için bunun çok değerli bir fırsat olacağını düşünüyorum.' diye konuştu.</p><p>COP zirvelerinin milyonlarca insanı etkileyen gündemlerle gerçekleştiği tespitini paylaşan Khor, sözlerini şöyle sürdürdü:</p><p>'Ancak milyonlarca kişinin Türkiye'ye gelmesini bekleyemeyiz. Bunun yerine Türkiye'nin onlara ulaşması mümkün. Bu doğrultuda Ağırbaş, gönüllü katılımı teşvik edecek bir dijital platform oluşturacak. Benim geldiğim yer olan Malezya'daki küçük bir köyde dahi olsanız dijital bağlantı ve sosyal medya kanalları aracılığıyla sürece katılabilir, Türkiye'de gerçekleştirilecek COP kapsamında kendi taahhüdünüzü ortaya koyabilirsiniz.</p><p>Türkiye'nin sıfır atık alanında yeni bir düşünme ve çalışma biçimi ortaya koyma fırsatı bulunuyor. Bu yaklaşım yalnızca çevreyi doğa perspektifinden ele almakla kalmayacak daha da önemlisi Sayın Emine Erdoğan'ın ortaya koyduğu felsefe ve öğretiler doğrultusunda, meselenin yaşamın ve hayatın kendisiyle ilgili olduğunu vurgulayacaktır.'</p><p>- 'Türkiye ortak bir yol haritası üzerinde uzlaşılmasını sağlayabilir'</p><p>Daha önce Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) Pazarlama, İletişim ve Paydaş Katılımı Direktörü olarak BM süreçlerine yakından dahil olan Butt ise uluslararası toplumun ortak bir zeminde buluşarak taahhüt ve vaatleri artık somut eylemlere dönüştürme zamanının geldiği konusunda uzlaşması gerektiğini söyledi.</p><p>COP süreçlerinde artık eyleme geçilmesi gerektiğine işaret eden Butt, şu değerlendirmelerde bulundu:</p><p>'Paris Anlaşması'nın üzerinden 10 yıl geçti. Önümüzde son 5 yıllık dönem bulunuyor. Yani, artık son aşamaya giriyoruz. Bu dönem değişim yaratmak, dönüştürücü sonuçlar elde etmek ve yalnızca Paris Anlaşması'nda belirlenen hedeflere giden yolda ilerlemekle kalmayıp, aynı zamanda bu hedeflere 2030'a kadar kesin olarak ulaşacağımızdan emin olmak için bir eylem dönemidir. İşte bu nedenle Türkiye'nin liderliği önemli. Türkiye, bir anlamda kuzey ile güneyin kesişim noktasında yer alıyor. Tarihsel olarak da farklı toplumlar ve farklı dünyalar arasında köprü rolü üstlenmiştir. COP31'de de benzer bir rolün hayata geçirilebileceğini düşünüyorum. Türkiye, farklı tarafları aynı zeminde ve aynı masada buluşturarak Paris Anlaşması'nda ortaya konan hedeflere ulaşmamıza yardımcı olacak ortak bir yol haritası üzerinde uzlaşılmasını sağlayabilir.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, Istanbul</category>
      <guid>https://www.agrimemleket.com/bmdeki-tecrubelerini-turkiye-ile-paylasan-uzmanlardan-cop-31de-eyleme-gecilsin-cagrisi</guid>
      <pubDate>Fri, 20 Feb 2026 11:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrimemleketcom.teimg.com/crop/1280x720/agrimemleket-com/uploads/2026/02/agency/aa/bmdeki-tecrubelerini-turkiye-ile-paylasan-uzmanlardan-cop-31de-eyleme-gecilsin-cagrisi.jpg" type="image/jpeg" length="69169"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İbrahim Çeçen Vakfı 22. yılını 'Geleceğiz' temasıyla kutladı]]></title>
      <link>https://www.agrimemleket.com/ibrahim-cecen-vakfi-22-yilini-gelecegiz-temasiyla-kutladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrimemleket.com/ibrahim-cecen-vakfi-22-yilini-gelecegiz-temasiyla-kutladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- İbrahim Çeçen Vakfı Kurucusu ve IC Holding Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Çeçen: - 'Eğitimin bir ülkenin kalkınmasındaki en temel güç olduğuna ve her kapıyı açan anahtar olduğuna tüm kalbimle inandım']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - İbrahim Çeçen Vakfı, 22. kuruluş yıl dönümünü 'Geleceğiz' temasıyla düzenlediği etkinlikle kutladı. </p><p>Vakıftan yapılan açıklamaya göre, IC Holding Kurucusu İbrahim Çeçen'in yıllar önce bireysel olarak sağladığı bursları ve gerçekleştirdiği sosyal yatırımları sürdürülebilir bir yapıya kavuşturma hedefiyle kurulan İbrahim Çeçen Vakfı, çalışmalarını eğitim ve toplumsal kalkınma alanına odaklıyor.</p><p>Vakfın, kuruluş yıl dönümü dolayısıyla mezunlarını ve bursiyerlerini bir araya getirmek amacıyla düzenlediği buluşmada, geçmişin izlerini birlikte hatırlamanın yanı sıra dayanışmayla büyüyecek bir geleceğe ilişkin güçlü mesajlar paylaşıldı. </p><p>Burs desteğiyle meslek sahibi olanların başarı hikayelerinin anlatıldığı etkinlikte, vakfın 'Dayanışmacı Filantropi' vizyonu öne çıkarken, 20 yılı aşkın yolculuğu da katılımcılara aktarıldı. </p><p>Vakfın 22. yılında duyurulan 'Geleceğiz' platformu, gecede ilk kez tanıtıldı. Yalnızca bir iletişim ağı olmanın ötesine geçen dijital platform, bursiyerler ile mezunların sürekli etkileşimde kalmasına olanak tanırken, mezunların öğrencilere mentörlük yapabilmesine, iş dünyasındaki deneyimlerini paylaşabilmesine ve yatay bir dayanışma ağı oluşturabilmesine imkan sağlıyor.</p><p>Geleceğiz platformuyla eğitim, sağlık ve spor alanlarında burs desteği sunduğu tüm bursiyerlerini tek çatı altında buluşturan vakıf, iyiliğin ve bilginin paylaşıldıkça çoğaldığı sürdürülebilir bir gelecek inşa etmeyi hedefliyor.</p><p>Eğitimi yalnızca akademik başarıyla sınırlı görmeyen vakıf, birçok öğrenciye sağladığı burs desteğinin yanı sıra hayata geçirdiği projeler ve kalıcı çalışmalarla toplumsal katkılarını sürdürüyor. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Dayanışmacı Filantropi' olarak tanımlanan yaklaşım ise IC Holding'in kurumsal birikimi ile profesyonellerin deneyimini ve dayanışmanın gücünü bir araya getirerek sosyal fayda üretmeyi amaçlıyor.</p><p>Bugüne kadar, 35 bin mezun veren Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi de dahil olmak üzere toplam 14 kalıcı eseri ülkeye kazandıran vakıf, 22. yılında Doğubayazıt Turizm Meslek Lisesi ve Uygulama Oteli gibi yeni yatırımlarla çalışmalarını sürdürüyor.</p><p>Vakıf, ilerleyen dönemde de odağında eğitimi tutarak, toplumsal sorunlara kalıcı ve yerel katılıma dayalı çözümler üretmeyi hedefliyor.</p><p>- 'Hayattaki tüm ticari başarılarımın üzerindedir' </p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen İbrahim Çeçen Vakfı Kurucusu ve IC Holding Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Çeçen, kendi kuşağının zorlu şartlarının, onları hayata hazırlayan ve mücadeleci ruhlarını besleyen bir güç olduğunu belirtti.</p><p>Çeçen, hayatının önemli bir bölümünde yokluk yaşadıklarını ancak bu zorlukların kendilerine gerçek hayat mücadelesini öğrettiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:</p><p>'Kendi eğitim hayatımda babamın tek bir isteği vardı, o da okuyup meslek sahibi olarak hem kendime hem de aileme iyi bir yaşam sunabilmekti. İşte bu yüzden eğitimin bir ülkenin kalkınmasındaki en temel güç olduğuna ve her kapıyı açan anahtar olduğuna tüm kalbimle inandım. 1986'da Doğu Anadolu'da ilk kalıcı eserimizi, ilk okulumuzu açtığımızda bir amacımız vardı, o da bölgede örnek teşkil ederek dayanışma zincirini başlatmaktı.' </p><p>Bugün birçok öğrenciye burs verdiklerini belirten Çeçen, eğitime kazandırdıkları kalıcı eserlerle de on binlerce öğrenciye ulaşmış olmanın gurur kaynağı olduğunu aktardı. </p><p>Çeçen, öğrencilerin birer meslek sahibi olarak karşısında durmasının kendisi için büyük anlam taşıdığını vurgulayarak, 'Sizlerin birer meslek sahibi olarak karşımda durmanızın verdiği manevi huzur, hayattaki tüm ticari başarılarımın üzerindedir. Sizler vakfımızın ve bu ailenin birer ferdisiniz. Benim sizden tek isteğim, vakfımızın sağladığı bu imkanlarla eğitim yolculuğunuza devam etmeniz, birbirinize destek olmanız, bu gönül birliğini nesiller boyu yaşatmanız ve kendi başarı hikayelerinizle çevrenize ışık saçmaya devam etmenizdir.' değerlendirmesini yaptı. <br></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKONOMİ, Istanbul</category>
      <guid>https://www.agrimemleket.com/ibrahim-cecen-vakfi-22-yilini-gelecegiz-temasiyla-kutladi</guid>
      <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 15:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrimemleketcom.teimg.com/crop/1280x720/agrimemleket-com/uploads/2026/02/agency/aa/ibrahim-cecen-vakfi-22-yilini-gelecegiz-temasiyla-kutladi.jpg" type="image/jpeg" length="73929"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diz ağrısı eklemlerdeki sorunla ilgili önemli bir uyarı olabilir]]></title>
      <link>https://www.agrimemleket.com/diz-agrisi-eklemlerdeki-sorunla-ilgili-onemli-bir-uyari-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrimemleket.com/diz-agrisi-eklemlerdeki-sorunla-ilgili-onemli-bir-uyari-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medicana International İstanbul Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Tolgahan Kuru: - 'Diz sağlığı için erken müdahale her zaman en değerli adımdır']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medicana International İstanbul Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Tolgahan Kuru, merdiven inip çıkarken, uzun yürüyüşler sonrasında ya da sabah ilk adımlarda hissedilen ağrıların, diz ekleminin önemli bir uyarısı olabileceğini belirtti.</p><p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, yaş ilerledikçe diz ağrısının normal karşılanması, toplumda en yaygın ancak en hatalı kabullerden biri olarak öne çıkıyor.</p><p>Diz kireçlenmesi olarak bilinen 'osteoartritin', sanılandan çok daha kapsamlı bir eklem hastalığı olarak görülüyor. Eklem kıkırdağının zamanla incelip kaybolması, eklem içi sıvının özelliklerini yitirmesi ve diz ekleminin biyomekaniğinin bozulmasıyla ilerleyen bu kronik süreç, erken dönemde fark edilmemesi halinde eklem fonksiyonlarını ciddi şekilde etkileyebiliyor.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Kuru, hastalığın yavaş ilerlemesi nedeniyle belirtilerin çoğu zaman göz ardı edildiğini ve bu durumun tedavi seçeneklerini sınırlayabildiğini belirtti.</p><p>Diz ağrısının normal olmadığını, çoğu zaman altta yatan yapısal bir sorunun habercisi olduğunu aktaran Kuru, 'Özellikle merdiven inerken zorlanma ya da sabah tutukluğu gibi belirtiler dikkate alınmalıdır. Erken dönemde başvurmak, ileride daha büyük sorunların önüne geçebilir. Diz kireçlenmesi yalnızca kıkırdak kaybı olarak düşünülmemeli. Bu hastalık eklemin tamamını etkileyen kronik bir süreçtir. Erken dönemde kontrol altına alınırsa hem ağrı yönetimi hem de eklem fonksiyonlarının korunması çok daha mümkün hale gelir.' değerlendirmelerinde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Kuru, hareketsiz yaşam tarzı, kilo artışı ve bilinçsiz egzersiz alışkanlıklarının diz sağlığını olumsuz etkileyen temel faktörler arasında yer aldığını belirterek, uzun süre masa başında çalışmanın, yanlış yüklenmenin ve diz eklemini zorlayan günlük alışkanlıkların kireçlenme görülme sıklığını artırdığını vurguladı. </p><p>Modern yaşamın diz eklemi için sanıldığından çok daha yıpratıcı olduğuna ve özellikle genç yaşlarda başlayan hatalı yüklenmelerin ilerleyen yıllarda kireçlenme olarak ortaya çıkabildiğine dikkati çeken Kuru, şunları kaydetti:</p><p>'Günümüzde hareketsiz yaşam, kilo artışı ve bilinçsiz spor alışkanlıkları diz eklemine ciddi yük bindiriyor. Genç yaşlarda yapılan yanlış egzersizler bile ilerleyen yıllarda kireçlenme riskini artırabiliyor. Diz sağlığını korumak için doğru hareket ve ideal kilo büyük önem taşıyor.' </p><p>- 'Protez, genellikle son aşamada gündeme gelen bir seçenek'</p><p>Toplumda her diz kireçlenmesinin protezle sonuçlanacağı yönünde yaygın bir yanlış algı bulunduğunu aktaran Doç. Dr. Tolgahan Kuru, diz protezinin genellikle geç kalınmış vakalarda başvurulan bir tedavi seçeneği olarak uygulandığını, doğru hastaya, doğru zamanda ve doğru yöntemle müdahale edilmesinin tedavi başarısını belirleyen en önemli faktörler arasında yer aldığını kaydetti. </p><p>Kuru, 'Toplumda kireçlenme denildiğinde akla hemen protez geliyor ancak bu her hasta için geçerli değil. Erken evrede birçok hasta cerrahi dışı yöntemlerle ya da koruyucu girişimlerle uzun yıllar rahat edebilir. Protez, genellikle son aşamada gündeme gelen bir seçenektir.' değerlendirmesini yaptı. </p><p>Diz kireçlenmesinde uygulanan cerrahi tedavilerin hastalığın evresine göre planlandığını vurgulayan Kuru, erken ve orta evrelerde tercih edilen koruyucu ve önleyici cerrahilerin kıkırdağın korunması ve eklem dengesinin sağlanmasına yönelik olduğunu ifade etti.</p><p>Kuru, artroskopik girişimler ve kıkırdak onarıcı işlemler sayesinde protez ihtiyacının uzun yıllar ertelenebildiğini belirtti.</p><p>İleri evre vakalarda ise diz protezinin yaşam kalitesini belirgin şekilde artıran etkili bir tedavi seçeneği olduğunu, ancak ilk seçenek olarak değil son basamak tedavi olarak değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Kuru, 'Erken ve orta evrelerde uygulanan girişimlerle protez ihtiyacı uzun yıllar ertelenebilir. En önemli nokta, hastaya özel doğru tedaviyi doğru zamanda planlamaktır.' ifadelerini kullandı. </p><p>- Cerrahi sonrası doğru egzersiz başarıyı belirliyor</p><p>Kuru, tedavi sürecinde cerrahi müdahale kadar ameliyat sonrası rehabilitasyonun da büyük önem taşıdığını aktararak, diz ekleminin yeniden güç kazanması, hareket açıklığının korunması ve protezin ömrünün uzatılmasında düzenli egzersiz programlarının belirleyici rol oynadığını vurguladı.</p><p>Hastaların doktor ve fizyoterapist kontrolünde uygulanan bilinçli egzersizlerle günlük yaşama daha hızlı ve güvenli şekilde dönebildiğini ifade eden Kuru ameliyat sonrası süreçte doğru egzersiz yapılmazsa tedaviden alınan verimin düşebileceğine işaret etti.</p><p>Diz ağrısının kader olmadığını ancak ihmal edildiğinde kalıcı sorunlara yol açabildiğini belirten Kuru, erken başvuru, doğru tedavi ve bilinçli takip sayesinde hem cerrahiden kaçınmanın hem de yaşam kalitesini uzun yıllar korumanın mümkün olduğunu kaydetti.</p><p>Kuru, 'Şikayetler geciktirilmeden değerlendirilirse hem cerrahiden kaçınmak hem de yaşam kalitesini uzun yıllar korumak mümkündür. Diz sağlığı için erken müdahale her zaman en değerli adımdır.' ifadesini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul</category>
      <guid>https://www.agrimemleket.com/diz-agrisi-eklemlerdeki-sorunla-ilgili-onemli-bir-uyari-olabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 18 Feb 2026 11:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrimemleketcom.teimg.com/crop/1280x720/agrimemleket-com/uploads/2026/02/agency/aa/diz-agrisi-eklemlerdeki-sorunla-ilgili-onemli-bir-uyari-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="49992"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bilgi Üniversitesi pediatrik ağrı yönetimi konusunda uluslararası eğitime ev sahipliği yaptı]]></title>
      <link>https://www.agrimemleket.com/bilgi-universitesi-pediatrik-agri-yonetimi-konusunda-uluslararasi-egitime-ev-sahipligi-yapti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrimemleket.com/bilgi-universitesi-pediatrik-agri-yonetimi-konusunda-uluslararasi-egitime-ev-sahipligi-yapti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ege Yazgan: - 'HUPEDCARE Projesi, dijital dönüşümü ve uluslararası işbirliğini teşvik ederek pediatrik ağrı bakımında insani yaklaşımı güçlendirmeyi ve bilginin sürdürülebilir, yenilikçi yöntemlerle paylaşılmasını hedefliyor']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - İstanbul Bilgi Üniversitesi Hemşirelik Bölümü'nün partneri olduğu ve Avrupa Birliği tarafından finanse edilen 'HUPEDCARE- Pediatrik Ağrı Yönetimine İnsani Yaklaşımın Teşvik Edilmesinde Yükseköğretimin Rolü' projesinin ilk kapasite geliştirme eğitimi gerçekleştirildi.</p><p>Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, santralistanbul Kampüsü'nde düzenlenen eğitime 8 ülke ve 15 üniversiteden hemşireler, fizyoterapistler, hekimler ve psikologlar katıldı. Pediatrik ağrı bakımını iyileştirme ve pediatrik ağrıya yönelik yaklaşımları geliştirmeyi hedefleyen proje kapsamında düzenlenen eğitimde, pediatrik ağrının fizyolojisi ve psikolojik boyutları ele alındı.</p><p>Eğitimin açılış konuşmaları, İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ege Yazgan, HUPEDCARE Proje Koordinatörü Prof. Dr. Maria Sagrario Gomez ile HUPEDCARE Türkiye Proje Koordinatörü ve BİLGİ Hemşirelik Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Esengül Elibol tarafından gerçekleştirildi.</p><p>Altı oturumda gerçekleştirilen eğitimde, pediatrik ağrının fizyolojisi, ağrının değerlendirilmesinde kullanılan ölçekler, pediatrik ağrının yönetiminde nonfarmakolojik yaklaşımlar, pediatrik ağrının psikolojik yönleri ve şefkat temelli yaklaşımlarla ağrının azaltılması başlıklı konular ele alındı.</p><p>Kanıta dayalı teorik anlatımların yanı sıra takım çalışmaları, vaka tabanlı ve oyun tabanlı öğrenme gibi yöntemler kullanılarak yarışmalar düzenlendi.</p><p>HUPEDCARE Projesi, Türkiye, İspanya, Brezilya, Portekiz, Polonya, Mozambik, Peru ve Cabo Verde'deki partner üniversiteler arasında işbirliğini güçlendirmeyi, teknolojik kaynakların etkin kullanımı yoluyla pediatrik ağrı yönetiminde kanıta dayalı ve uygulamaya dönük bilgi üretimini desteklemeyi amaçlıyor.</p><p>Proje kapsamında 7 adet Teknolojik Öğrenme Merkezi (PedTECH) kurulması ve kapasite geliştirme eğitimleriyle kazanılan yetkinlikler doğrultusunda yeni eğitim içeriklerinin geliştirilmesi planlanıyor.</p><p>- ' Nitelikli sağlık profesyonellerinin yetiştirilmesini, temel sorumluluklarımız arasında görüyoruz'</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ege Yazgan, projenin stratejik açıdan büyük önem taşıdığını belirtti.</p><p>Yazgan, sağlık hizmetlerinin kalitesinin, toplumların geleceğini şekillendirmede kritik bir rol oynadığını aktararak, şunları kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Pediatrik bakım ise bu bağlamda özel bir öneme sahip. Pediatrik bakım, çocukların yalnızca hastalıklarının tedavisini değil, fiziksel, duygusal, bilişsel ve sosyal gelişimlerini kapsayan bütüncül bir yaklaşımı gerektiriyor. Bu anlayıştan hareketle tasarlanan HUPEDCARE Projesi, dijital dönüşümü ve uluslararası işbirliğini teşvik ederek pediatrik ağrı bakımında insani yaklaşımı güçlendirmeyi ve bilginin sürdürülebilir, yenilikçi yöntemlerle paylaşılmasını hedefliyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi olarak, nitelikli sağlık profesyonellerinin yetiştirilmesini, güçlü bilimsel ortaklıkların kurulmasını ve topluma anlamlı katkılar sunmayı temel sorumluluklarımız arasında görüyoruz.'</p><p>- 'Daha iyi bir gelecek için ortak bir inançla bu projeye başladık'</p><p>Proje Koordinatörü Prof. Dr. Maria Sagrario Gomez de projenin, uluslararası bir yapıya sahip olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:</p><p>'Hepimiz, özellikle pediatrik bakım alanında bakımın insanileştirilmesini merkeze alarak daha iyi bir gelecek için ortak bir inançla bu projeye başladık. Bu ilk kapasite geliştirme eğitiminin, bakımı farklı bir bakış açısıyla ele almamızı sağlaması, bilimsel ve insani bir perspektif kazandırarak yüksek nitelikli bir hizmet ve eğitim kalitesine katkı sunmasını bekliyoruz. Bu eğitim süreci yalnızca bizler için değil, AB için de büyük önem taşıyor. Çünkü tüm insanlık için daha iyi bir geleceğe ulaşmamızı sağlayacak bir kalite göstergesi niteliğinde.'</p><p>Projenin Türkiye Koordinatörü ve BİLGİ Hemşirelik Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Esengül Elibol da pediatrik ağrı yönetiminin yalnızca klinik bir mesele değil, aynı zamanda sosyal, etik ve duygusal bir sorumluluk olduğunu vurguladı.</p><p>Elibol, 'HUPEDCARE projesiyle geleceğin sağlık profesyonellerinin pediatrik ağrıyı empati, bilimsel titizlik ve güçlü bir insan onuru anlayışıyla yönetebilmelerini sağlamak amacıyla akademik kurumları ve sağlık profesyonellerini güçlendirmeyi hedefliyoruz. Proje ortağı bir üniversite olarak bu anlamlı çalışmaya katkı sunmaktan gurur duyuyoruz.' değerlendirmesinde bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKONOMİ, Istanbul</category>
      <guid>https://www.agrimemleket.com/bilgi-universitesi-pediatrik-agri-yonetimi-konusunda-uluslararasi-egitime-ev-sahipligi-yapti</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Feb 2026 12:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrimemleketcom.teimg.com/crop/1280x720/agrimemleket-com/uploads/2026/02/agency/aa/bilgi-universitesi-pediatrik-agri-yonetimi-konusunda-uluslararasi-egitime-ev-sahipligi-yapti.jpg" type="image/jpeg" length="84697"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[EGEÇEP'ten atık yönetiminde 'bilimsel ve yerinde çözüm' çağrısı:]]></title>
      <link>https://www.agrimemleket.com/egecepten-atik-yonetiminde-bilimsel-ve-yerinde-cozum-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrimemleket.com/egecepten-atik-yonetiminde-bilimsel-ve-yerinde-cozum-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- 'Önleyici, bilim temelli ve kamu yararını gözeten bir yaklaşım benimsenmeli' - 'İzmir'de, kentin atıklarını yönetebilecek kapasitede tesisler bulunmasına rağmen atıkların başka bir ile taşınması, yerinde yönetim ilkesinin önemini bir kez daha gündeme getirmiştir']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Ege Çevre Platformu (EGEÇEP) Ege Bölgesi'nde katı atıkların şehirler arası taşınmasının çevresel riskler doğurabileceğine dikkati çekerek, atık hiyerarşisine uygun, çevre ve halk sağlığını önceleyen bir yönetim anlayışının benimsenmesi gerektiğini bildirdi.</p><p>Ege Bölgesi'nde çevre sağlığı ve canlı yaşamının korunması konularına odaklanan ve bu konularda sivil toplum kuruluşlarıyla ortaklaşa çalışmalar yürüten EGEÇEP'ten yapılan yazılı açıklamada, bölgedeki katı atık yönetimine ilişkin son dönemde yaşanan gelişmelerin, çevre ve halk sağlığı açısından dikkatle ele alınması gerektiği belirtildi.</p><p>Açıklamada atık yönetiminde temel yaklaşımın, atık hiyerarşisine uygun hareket edilmesi ve atıkların kaynağına en yakın, yeterli kapasiteye ve teknik altyapıya sahip tesislerde yönetilmesi olduğuna işaret edilerek, son dönemde İzmir'de oluşan kentsel atıkların Manisa'ya taşındığı ve bu durumun bölgesel kapasite ve çevresel etkiler açısından soru işaretleri doğurduğu kaydedildi.</p><p>'İzmir'de, kentin atıklarını yönetebilecek kapasitede tesisler bulunmasına rağmen atıkların başka bir ile taşınması, yerinde yönetim ilkesinin önemini bir kez daha gündeme getirmiştir.' ifadelerine yer verilen açıklamada, atıkların şehirler arası taşınmasının taşıma sürecinde oluşan karbon salımı, bölgesel kapasite üzerindeki baskı ve çevresel riskler nedeniyle dikkatle planlanması gerektiği vurgulandı.</p><p>Açıklamada, özellikle Manisa gibi tarım alanları ve su kaynakları açısından hassas bölgelerde, atık yönetiminin mevcut kapasite ve teknik yeterlilikler doğrultusunda yürütülmesinin büyük önem taşıdığına işaret edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>- 'Önleyici, bilim temelli ve kamu yararını gözeten bir yaklaşım benimsenmeli'</p><p>Kapasitelere uygun hareket edilmemesi durumunda, uzun vadede çevre ve halk sağlığına ilişkin sorunların yaşanabileceğine yönelik bilimsel uyarıların olduğu hatırlatılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:</p><p>'Önleyici, bilim temelli ve kamu yararını gözeten bir yaklaşım benimsenmeli. Katı atık bertaraf süreçlerinin ulusal ve uluslararası çevre standartlarına uygun şekilde yürütülmesi gerekiyor. Karbon salımı ve ortaya çıkabilecek kimyasal etkiler, hava, su ve toprak üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabilir. Ege Bölgesi'nde katı atık yönetimine ilişkin kararların, atık hiyerarşisi, bölgesel kapasite ve çevresel hassasiyetler gözetilerek ele alınması hem çevrenin hem de toplum sağlığının korunması açısından hayati önem taşıyor.'</p><p>Açıklamada değerlendirmelerine yer verilen EGEÇEP Çevre Mühendisi Faruk İşgenç, Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) yayımladığı 'Sağlığımızı Çöpe Atıyoruz: Katı Atıkların İnsan Sağlığı Üzerindeki Etkileri' başlıklı rapora da atıf yaparak, 'Bu raporda, yetersiz veya yanlış yönetilen katı atıkların ciddi halk sağlığı riskleri oluşturduğuna dikkat çekilirken, atıkların kapasiteye uygun, güvenli ve yerinde yönetilmesinin önemine vurgu yapıldığı hatırlatıldı.' ifadesini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel, Istanbul</category>
      <guid>https://www.agrimemleket.com/egecepten-atik-yonetiminde-bilimsel-ve-yerinde-cozum-cagrisi</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Dec 2025 15:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrimemleketcom.teimg.com/crop/1280x720/agrimemleket-com/uploads/2025/12/agency/aa/egecepten-atik-yonetiminde-bilimsel-ve-yerinde-cozum-cagrisi.jpg" type="image/jpeg" length="72263"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Omuz ağrısıyla belirti veren akciğer kanserini immünoterapiyle yendi]]></title>
      <link>https://www.agrimemleket.com/omuz-agrisiyla-belirti-veren-akciger-kanserini-immunoterapiyle-yendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrimemleket.com/omuz-agrisiyla-belirti-veren-akciger-kanserini-immunoterapiyle-yendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medipol Bahçelievler Üniversite Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Abdullah Sakin: - 'Akciğer kanseri vakalarını 35-40 yaş grubunda da çok daha sık görmeye başladık. Bunun temel sebebi sigara içme yaşının düşmesi ve elektronik sigaranın gençler arasında yaygınlaşması']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - 'Omuz ağrısı' olarak düşündüğü hastalığının akciğer kanseri olduğunu öğrenen 43 yaşındaki Hakan Aydın, Medipol Bahçelievler Üniversite Hastanesi'nde uygulanan immünoterapi tedavisiyle sağlığına kavuştu.</p><p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, omuz ağrısı şikayeti bulunan Aydın'ın yapılan tetkiklerinde akciğer kanseri olduğu belirlendi.</p><p>Teşhisin ardından farklı merkezlerde tedavi arayışına giren Aydın, Medipol Bahçelievler Üniversite Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Abdullah Sakin'in takibinde başlanan tedavi sürecinin ardından hastalığı yenmeyi başardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Abdullah Sakin, Aydın'ın yoğun sigara öyküsü bulunan genç bir hasta olduğunu, küçük hücreli dışı akciğer kanseri tanısıyla kendilerine başvurduğunu anlattı.</p><p>Hastalığın ameliyat edilemeyecek düzeyde, lokal ileri evrede olduğunu aktaran Sakin, 'Kemoradyoterapi planladık ve iyi bir tedavi yanıtı aldık. Ardından yakın takibe aldık. Ancak sigara geçmişi olan bu grupta olduğu gibi nüks gelişti.' ifadelerini kullandı.</p><p>Sakin, nüks döneminde yapılan genetik testlerde hastanın immünoterapiye yüksek duyarlılık gösterdiğinin belirlendiğini kaydederek, 'Yaklaşık 1,5 yıldır immünoterapi alıyor. Son PET dahil tüm tetkiklerinde tam yanıt devam ediyor. Düzenli kontrol ve takip, tedavinin başarısında çok önemli.' değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Genç yaşta akciğer kanseri vakalarında artış görüldüğüne dikkati çeken Sakin, 'Artık 35-40 yaş grubunda da akciğer kanseri vakalarını çok daha sık görmeye başladık. Bunun temel sebebi sigara içme yaşının düşmesi ve elektronik sigaranın gençler arasında yaygınlaşmasıdır.' ifadelerine yer verdi.</p><p>Sakin, akciğer kanseri tedavisinde son yıllarda önemli gelişmeler yaşandığını vurgulayarak, 'Kemoterapi, immünoterapiler, akıllı ilaçlar ve hedefe yönelik ilaçlar elimizdeki en güncel yöntemler. İmmünoterapi özellikle uzun süreli yanıt sağlaması ve düşük yan etki profili ile önemli bir avantaj sunuyor.' bilgisini paylaştı.</p><p>- 'Bu süreçte en büyük moral desteğini doktorumdan gördüm'</p><p>Kanser teşhisi konulmasının ardından zorlu bir dönem yaşadığını belirten Hakan Aydın da tedavi sürecini şöyle anlattı:</p><p>'Süreç omzumdaki ağrıyla başladı. Araştırdım, en iyi nerede tedavi olabilirim diye çok düşündüm. Farklı bir hastaneye gittim ama istediğimi bulamadım. Sonra Abdullah Hocamız ile tanıştım. Bana hem tıbben hem insani olarak çok destek oldu. Çoğu kişi psikolojik destek almam gerektiğini söyledi ama ihtiyacım olmadı. Çünkü Abdullah Hocamız bana bir doktor gibi değil, bir ağabey gibi yaklaştı. Moralimin tedavinin önemli bir parçası olduğunu hep söyledi. Bu süreçte en büyük moral desteğini ondan gördüm.'</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul</category>
      <guid>https://www.agrimemleket.com/omuz-agrisiyla-belirti-veren-akciger-kanserini-immunoterapiyle-yendi</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Dec 2025 10:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrimemleketcom.teimg.com/crop/1280x720/agrimemleket-com/uploads/2025/12/agency/aa/omuz-agrisiyla-belirti-veren-akciger-kanserini-immunoterapiyle-yendi.jpg" type="image/jpeg" length="22764"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beyin tümörlerinde baş ağrısı ve kusma kritik uyarı işareti olabilir]]></title>
      <link>https://www.agrimemleket.com/beyin-tumorlerinde-bas-agrisi-ve-kusma-kritik-uyari-isareti-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.agrimemleket.com/beyin-tumorlerinde-bas-agrisi-ve-kusma-kritik-uyari-isareti-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[- Medipol Üniversitesi Pendik Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Cevdet Gökçek: - 'Bulantı, kusma, baş ağrısı, baş dönmesi, sara nöbetleri, kişilik değişiklikleri, hafıza ve görme bozuklukları, anormal göz hareketleri ve kulakta çınlama beyin tümörlerinin en sık görülen belirtileri arasında']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medipol Üniversitesi Pendik Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Cevdet Gökçek, beyin tümörlerinde baş ağrısı, kusma ve nöbet gibi belirtilerin erken tanı açısından kritik öneme sahip olabileceğini belirtti.</p><p>Medipol Sağlık Grubu'ndan yapılan açıklamaya göre, beyin tümörleri, beynin dokusundan, çevresindeki zarlardan veya kafatasından kaynaklanabildiği gibi farklı organlardaki kanserlerin beyne yayılmasıyla da oluşabiliyor.</p><p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Dr. Öğr. Üyesi Cevdet Gökçek, basit migren şikayetlerinin bile zaman zaman ciddi bir tablonun ilk işareti olabileceğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Özellikle yeni ortaya çıkan baş ağrısına kusma ve nöbetlerin eklenmesinin beyin tümörüyle ilişkilendirilebileceğini vurgulayan Gökçek, 'Akciğer, meme ve böbrek gibi organlardaki bazı tümörler beyne metastaz yapabilir. Ayrıca bazı kan hastalıkları lenfoma gibi beyinde kendini gösterebilir.' ifadelerini kullandı.</p><p>Beyin tümörlerinin çok çeşitli belirtilerle ortaya çıkabileceğini aktaran Gökçek, 'Bulantı, kusma, baş ağrısı, baş dönmesi, sara nöbetleri, kişilik değişiklikleri, hafıza ve görme bozuklukları, anormal göz hareketleri ve kulakta çınlama beyin tümörlerinin en sık görülen belirtileri arasında.' değerlendirmesinde bulundu.</p><p>Gökçek, tanı sürecinde beyin tümörlerinin doğru şekilde görüntülenebilmesi için MR'ın şart olduğuna dikkati çekerek, kapalı alan korkusu olan hastalar için tomografinin kısa sürede bilgi verebildiğini ancak beyin tümörlerinin doğru şekilde tespiti ve lokalizasyonu için MR'ın şart olduğunu kaydetti. </p><p>Tedavide cerrahinin çoğu vakada ilk yöntem olduğuna işaret eden Gökçek, şu ifadeleri kullandı:<br></p><p>'Günümüzde beyin tümörlerinin en etkili tedavi metodu cerrahidir. Beyin zarlarından kaynaklanan iyi huylu tümörler tamamen çıkarılırsa sonuçlar oldukça başarılı oluyor. Beynin kendi dokusundan çıkan tümörlerde ise cerrahi yaşam süresini uzatıyor. Cerrahinin yanı sıra radyoterapi ve kemoterapi de uygulanabiliyor.'</p><p>Gökçek, uzun süren veya yeni başlayan baş ağrısı, kusma, kulakta çınlama, görme bozukluğu ve nöbet gibi bulgular yaşayanların zaman kaybetmeden uzman değerlendirmesi alması gerektiğini, erken tanının hayat kurtardığını ve tedavi şansını artırdığını belirtti. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Istanbul</category>
      <guid>https://www.agrimemleket.com/beyin-tumorlerinde-bas-agrisi-ve-kusma-kritik-uyari-isareti-olabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Dec 2025 11:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://agrimemleketcom.teimg.com/crop/1280x720/agrimemleket-com/uploads/2025/12/agency/aa/beyin-tumorlerinde-bas-agrisi-ve-kusma-kritik-uyari-isareti-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="67365"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
